İdare Hukukunda Kazanılmış Hak

İdare Hukukunda Kazanılmış Hak Genel Olarak:

 İdare hukukunda kazanılmış hak ,idarenin birel işlemlerinde karşımıza çıkar. Birel işlemlerin hukuka uygun olup olmadığına, işlemlerin hak doğurup doğurmadığına göre de işlemlerin sona erme halleri değişir.

 İdare hukukunda kazanılmış hak , birel işlem gibi idari işlemlerle doğduğu için esas olarak Danıştay kazanılmış hak doğuran davalarda ” kamu yararı ” ilkesini gözetmektedir. Bu durumda hukuka aykırı olarak kazanılmış hak iddia eden kişi için onu bu statüye sokan durumun kamu yararına bir engel teşkil edip etmeyeceği hususuna bakılır. Gerek idare hukuku için gerekse idare hukukunda kazanılmış hak kavramı ve uygulaması bakımından kamu yararını tehlikeye sokan bir hakkın korunmayacağı açıktır. Bu durumda statüsü devam ettirilmeyecek fakat bu statüden elde edilen kazanımlara da dokunulmayacaktır. İdare hukukunda kazanılmış hak ilkesi gereği de “idari istikrar’’ ve “hukuki güvenlik’’ ilkelerini de zedeleyecek durumlar da oluşturulmamalıdır.

Kazanılmış Hak Nedir ?

Kazanılmış hak idare hukuku açısından idarenin işlemlerinde karşımıza sıkça çıkan kavramlardandır. Öğretide tam bir karşılığı olmamakla birlikte birey açısından hak doğuran işlemler olarak tanımlanabilmektedir. Kişinin kendisine ait bir hakkının doğduğu ve bu hakkın hukuk düzeni tarafından korunması gerektiği benimsenmektedir.

Birel İşlemlerde Kazanılmış Hak:

İdare hukukunda kazanılmış hak en çok idarenin birel işlemlerinde idari işlemleri geri alırken yahut kaldırırken görülmektedir.

Birel İşlem Nedir?

Birel işlemler, idari işlemlerin bir türüdür. Kişinin veya nesnenin belirlenen bir statüye konması birel öznel işlemlerdir. Bu tür işlemlerde kişiye özgülük söz konusudur. Birel işlemlerin diğer türü birel koşul işlemlerdir. Kişi veya nesnenin hukuki statüsünün değiştirecek nitelikte olanlar birel koşul işlemlerdir. Örneğin disiplin cezalarında kişinin statüsü, ceza almadan önceki durumu iken disiplin cezası alması durumunda statüsü ceza alan konumuna geçmektedir. Ya da ehliyet alacak kişi almadan önce ehliyetsiz statüsünde iken aldıktan sonra kişiyi ehliyetli statüsüne çevirmektedir. Burada kişiyi yeni bir hukuki statüye soktuğu görülmektedir.

Birel İşlemlerde Kazanılmış Hakkın Geri Alınması Kaldırılması

Kazanılmış hak idare hukuku bağlamında daha çok bu işlemlerde etkisini göstermektedir.

İdare hukukunda kazanılmış hak doğumuna göre birel işlemlerin geri alınabilirliği, kaldırılabilirliği açısından şu şekilde sınıflandırabiliriz:

a-) Hukuka aykırı olan birel işlemler hak doğurmamışsa geri alınabilir ve kaldırılabilir.

b-) Hukuka aykırı birel işlemler idari yargıda kazanılmış hak doğurmuşsa dava süresine bakılır. Dava süresine açık hata, gerçek dışı beyan ve hile hallerinde bakılmaz. Bu gibi hallerde geri alınabilir.

c-) Dava süresi geçmeyen hukuka aykırı hak doğuran işlemler geri alınabilir ve kaldırılabilir. Dava süresi geçenler ise geri alınamaz, kaldırılabilir. Dava süresi geçse bile geri alınabilir haller yukardaki istisna halidir.

d-) Hukuka uygun birel işlemler hak doğurmuşsa geri alınamaz.

Hukuka Aykırı İşlemlerde Kazanılmış Hak Korunur Mu?

İdare hukukunda kazanılmış hak, işlemlerin hukuka uygunluğuna, dava süresinin geçip geçmemesine göre kaldırılabilir ya da geri alınabilir.

Hukuka aykırı olup hak doğurmayan idari işlemler hem geri alınabilir hem de kaldırılabilir. Peki hukuka aykırı işlemler kişi açısından bir kazanılmış hak doğurursa bu hak korunacak mıdır? Kazanılmış hak idare hukuku bağlamında hukuka açık aykırı olsa da bu hak korunacak mıdır?

Danıştay 5.dairesinin 1994/7834 tarihli kararında “… kural olarak, idarenin işlemlerindeki hukuka aykırılıkları düzeltmek, bu tür işlemlerde ortaya çıkan hukuk ihlallerini ortadan kaldırarak hukuka uygun bir düzeni sağlamak zorunda olduğu ortaya çıkmaktadır. Genel kural böyle olmakla birlikte, hukuka aykırı bir işlemin uygulanması suretiyle elde edilen bazı kazanımların bir yandan zaman içinde bu yolla idarede sağlanmış olan istikrarın ve kamu düzeninin bozulmaması amacı ile, öte yandan belli bir süre kesintisiz uygulanmak suretiyle ilgili kişinin statüsünün ayrılmaz bir parçası olduğu hususu göz önüne alınarak, yargı kararları ile korunduğu da bir gerçektir.” şeklinde ifade etmiştir.

Danıştay sınırlamayı idare hukukunda kazanılmış hak kavramı ve uygulaması bağlamında kamunun yararına etki eden hallerde ele almıştır. Kararın devamında “ …ancak söz konusu içtihadı birleştirme kurulu kararları ile sağlanan korunmanın da kamu yararı ve kamu düzeni ile sınırlı olduğunu; idarede istikrar ilkesi esas alınarak sağlanan bu korumanın ,kamu düzenini ve bunun sonucu olarak kamu yararını ihlal eden ,bozan bir sonuca ulaştığında artık sürdürülmesinin olanaklı olmadığını; korumanın, hukuka aykırı işlemin düzeltildiği tarihe kadar ilgili kişi için doğurduğu kişisel kazanımlarla sınırlı kalacağını kabul etmek gerekmektedir.” şeklinde ifade edilmiştir.

Özetle; idari işlemlerin başlıca amaçları hukuki güvenlik ve idari istikrarı sağlamaktır. İdare hukukunda kazanılmış hak ilkesi de bu güvenliği ve idari istikrarı sağlarken kamunun yararı ve toplumsal düzeni dikkate alır. Kamunun yararını ihlal eden, toplumsal düzene aykırılık teşkil eden hukuka aykırı işlemler kaldırılabilir. Yani ancak bu ilkelere aykırılık teşkil edildiği hallerde sınırlanabilecektir.

Hak Doğuran İşlemlerde İdareyi Yanıltma, Hile, Açık Hata

İdari yargıda kazanılmış hak doğuran işlemler dava süresi geçmemişse geri alınabilir veya kaldırılabilir.

 Kişilerin idareye olan hukuki güvenliğin sarsılmaması, var olan istikrarın korunması açısından önem taşımaktadır. Fakat dava süresi geçmesine rağmen açıkça hukuka aykırılık bulunduğu haller vardır. Kişi idareyi aldatarak belirli bir konuma girmiş, açıkça yanlış bir bilgi vermiş yahut da kanuna açıkça aykırılık teşkil eden haller olabilir. İdare hukukunda kazanılmış hak açısından bu gibi hallere rastlanılmaktadır. Peki bu gibi durumlarda da geri alınmamalı mıdır? Örneğin bir kişi idareyi açıkça yanıltarak diploması  olmaksızın avukat oldu. Dava süresi de geçti, bu kişi avukat olarak mesleğine devam edebilecek midir? Böyle durumlarda açıkça kanuna aykırı bir durum olduğu ve buna kişinin idareyi aldatması da girdiği için hukuk düzeni bunu korumaz. Ayrıca kamunun yararına bir etkinin de olduğu muhakkaktır. Bu gibi durumlarda işlem her zaman geri alınmalıdır.

İdari yargıda kazanılmış hak olarak teşkil edip etmeyeceği durumlar mevcuttur. İdari yargıda kazanılmış hak olarak görülemeyeceği bu durumla ilgili  Danıştay İçtihatı Birleştirme Kurulu kararı şu şekildedir:

DANIŞTAY İÇTİHATI BİRLEŞTİRME KURULU KARARI 1987/1,2,4,E., 1987/2,K.

Danıştay Sekizinci Dairesinin 15.1.1985 gün ve E:1985-260,K:1985-32;15.1.1985 gün ve E:1984-261,K:1985-33;15.1.1985 gün ve E:1984-668,K:1985-35 sayılı kararlarına konu olaylarda ise ,davacılar Üniversitelerarası giriş sınavında kendilerinin yerine başkalarını sınava sokarak çeşitli tıp fakültelerine kayıtlarını yaptırmış olup ayrıca ÜSYS cevap kağıdındaki yazı ve imzanın da davacıların elinden çıkmadığı saptanmış ve ilgililerin fakülteden kayıtlarının silinmesine karar verilmiştir.İdari yargıda kazanılmış hak olup olmayacağı da şu şekilde dile getirilmiştir:

Sonuç:

Üniversitelerarası giriş sınavına katılarak bir Yükseköğretim Kurumuna kayıt için yeterli puanı alamamış şahıslar hukuken hiçbir zaman Yükseköğretim Kurumları öğrencisi sıfatını kazanamadıklarından, haklarında Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliği uygulanamaz. Dolayısıyla disiplin kovuşturması için sonradan iki yıllık bir sınırlama getirilmesinin olayda etkisi yoktur. Olaylarda hile ile veya idareyi yanıltarak hatalı ve hukuka aykırı idari işlem (fakülteye kayıt) tesisine ilgililer neden olduğundan; bu durum ,bu kimseler için kazanılmış hak teşkil etmeyeceği gibi ,sakat işlemlerin idarece öğrenim süresi içinde geri alınmasında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

Görüldüğü gibi idare, kişinin idareyi yanıltarak hile ile fakülteye kayıt yaptırmasını idari yargıda kazanılmış hak olarak nitelendirilmemektedir.

İdare Hukukunda Kazanılmış Hak İle Karıştırılan Kavramlar

İdare hukukunda kazanılmış hak kavramı ve uygulaması bakımından müesses durum ya da haklı beklenti gibi kavramlarla karıştırılmaktadır. Müesses durum , hukuk düzeni tarafından korunması gereken durumu ifade etmektedir. Haklı beklentide ise kişi hakkın doğacağına yönelik bir güven beslemektedir.

Haklı beklenti, idari istikrar gereği önemlidir. Sonuçta kişi yaptığı iş ve davranışların sonucunda olabilecekleri öngörebilmelidir. Aksi takdirde idari istikrar ve hukuki güvenlik ilkesi zarar görmüş olmakla beraber kişiler yaptıkları davranışın sonucunu öngöremeyecek duruma gelirler ki bu da hukuk devleti ilkesi (AY m.2) ile bağdaşmamaktadır.

İdare Hukukunda Kazanılmış Hak Ve Haklı Beklenti

İdare hukukunda kazanılmış hak ve haklı beklenti birbiriyle karıştırılan kavramlardır.

Kavramları bir örnekle açıklayacak olursak; üniversite sınavıyla istediği bölüme yerleşen kişi bölüme yerleştikten sonra bu bölüme girmek için yapılan sınavın kapsamı değiştirilirse getirilen sınav bu kişiyi bağlamaz. Çünkü bu kişi artık bölüme yerleşmiştir ve bir kazanılmış hakkı vardır. Kişi açısından müesses durum oluşturur dolayısıyla hukuk düzeninin bunu koruması gerekir. Fakat bölüme yerleşecek kişi (örneğin son sınıf ve tüm çalışmasını bu bölüme girilecek konulara göre yapmıştır)açısından kazanılmış haktan bahsedilemez. Haklı beklentiden bahsedilebilir. Bu yüzden getirilen yeni düzenlemenin haklı beklentiyi karşılayacak düzeyde olması gerekir. Görüldüğü gibi idare hukukunda kazanılmış hak kavramı ve uygulaması haklı beklentiden farklıdır.

DANIŞTAY 12.DAİRE E.2012/7707, K.2015/4804

İstemin Özeti: …Meslek Yüksek Okulu İtfaiyecilik ve Yangın Güvenliği programına kayıt yaptırdığı dönemde yürürlükte olan 23.8.1985 tarihli ve18851 sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanan İtfaiye Teşkillerinin Kuruluş ,Görev, Eğitim ve Denetim Esaslarına Dair Yönetmeliğinin 8.maddesinde aranan özel şartlar uyarınca itfaiyeci alımı için adayların boylarının en az 1,60cm olması gerektiği düzenlenmişken,21.10.2006 tarihli ve 26326 Sayılı Resmi Gazete’ de yürürlüğe giren Belediye İtfaiye Yönetmeliği’nde İtfaiye Erliğine atanmak için erkeklerde boy şartının 1,67 cm olması gerektiğinin belirtildiği, davacının …Belediyesince yapılan itfaiye eri alımı için yaptığı başvuru sırasında yapılan boy ölçümünde ise 1,65 cm boyunda olduğunun tespit edildiği, bu sebeple davacının haklı bir biçimde mezun olduğunda itfaiye eri olma konusunda beklenti içinde olarak itfaiyecilik birimlerine memur yetiştirmek için kurulan meslek yüksek okuluna kayıt yaptırdığı ve o esnada yürürlükte olan yukarda anılan yönetmelik hükmünde öngörülen boy şartını (1,60cm)taşıdığı göz önüne alındığında, eski yönetmelik hükümlerinin davacı lehine olması nedeniyle, söz konusu yönetmelikte öngörülen boy şartının davacı açısından itfaiye eri sınavlarına katılmak için haklı bir beklenti teşkil edeceği kuşkusuz olup, yeni Yönetmelikte öngörülen boy şartının davaya konu olayda olduğu gibi üstün kamu yararının da bulunmadığı bir durumda… davaya konu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davaya konu işlemin iptali yolunda Kocaeli 1.İdare Mahkemesince verilen 27.3.2012 tarihli ve E:2010/1207,K:2012/241 sayılı kararın temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Görüldüğü üzere idare hukukunda kazanılmış hak teşkil etmediği, haklı beklentinin olduğu yönünde bir vurgu yapılmış ayrıca üstün kamu yararının bulunup bulunmadığı da irdelenmiştir.

İdare Hukukunda Kazanılmış Hak Ve Haklı Beklentide Kamu Yararı Sınırı

İdare hukukunda kazanılmış hak ilkesi gerek kazanılmış hakkı gerekse haklı beklentiyi bazı koşullarda sınırlandırmaktadır. İdare hizmetlerinin yerine getirirken kamunun yararını esas almıştır. Danıştay İçtihatı Birleştirme Kurulu kararlarında sağlanan korumanın kamu yararı ile sınırlı olması gerektiğini vurgulamış, kamunun yararına olumsuz etki eden, kamu yararını ihlal eden bir durumla karşılaşıldığında bu statünün korunmaması gerektiği ancak statü korunmasa bile o konum içerisinde yapmış olduğu kazanımlara da dokunulmaması gerektiğini söylemiştir. Yani  kamu düzenini ihlal edecek derecede bir durum olmadığında bunun korunması gerektiğini belirtmiştir.

Danıştay 5. Dairesinin E.1979/5897 K.1982/5683 tarihli kararında da “…kaymakamlık evinde mülk bakıcısı olarak görev yapan davacının göreve başladıktan 7 yıl sonra ilkokul mezunu olmadığı ve memuriyete atandığı tarihte de 18 yaşını tamamlamadığı gerekçesiyle görevine son verilmesi sebebiyle açılan davada 7 yıl fiilen görev yapmasını ayrıca görevde kaldığı sürede görevini aksatmaması, yerine getirmesi ile birlikte ilkokul mezunu olmadığı ve göreve başladığı tarihte 18 yaşını doldurmadığı nedeniyle görevine son verilmesi idare hukukunun önemli ilkelerden biri olan istikrar ilkesine aykırı düşer.” şeklinde ifade etmiştir. Burada idare hukukunda kazanılmış hak ilkesi ,idarenin istikrar ilkesiyle birlikte yürütülmektedir.

Olayda mülk bakıcısının statüsü korunmuştur. Hukuka aykırı elde edilen bu statü kamu yararına olumsuz bir etkide bulunsaydı bu durumda statüsü korunmayacaktı. Fakat görevde iken elde ettiği kişisel kazanımlara dokunulmayacaktı. Bu durumda görevi gereği kamu yararına etki eden bir statüde kişi ne kadar sürede görev yapmış olursa olsun bu statü korunmayacaktır sadece görevde iken elde ettiği kişisel kazanımları duracaktır.(Örneğin; görevde bulunduğu sürede almış olduğu maaşlar)


Kaynakça:

T.C Anayasası

Danıştay Kararları

Türk İdare Hukuku, AKYILMAZ, SEZGİNER, KAYA, 12.Baskı, Eylül 2020


Bir cevap yazın

Yorumunuza yalnızca isminizi eklemeniz yeterlidir.

Yorum yaptığınızda, isminiz bir dahaki sefere hatırlatılmak üzere tarayıcınıza kaydedilebilir. Detaylı bilgi için Kullanım Koşulları ile Gizlilik ve Çerez Politikamızı okuyabilirsiniz.