Müstehcenlik Suçu

Müstehcenlik Suçu Nedir (TCK 226)

Müstehcenlik suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun özel hükümler başlıklı ikinci kitabında “topluma karşı suçlar başlıklı” üçüncü kısmının, “genel ahlaka karşı suçlar” başlıklı yedinci bölümü altında, “müstehcenlik” başlıklı 226. maddede bahsi geçen bir suçtur. Müstehcenlik suçu madde metninde (TCK 226) müstehcenlik suçu ile birlikte, çocukların bu tür zararlı içeriklere karşı korunmasıyla ilgili hükümler de mevcuttur.

Müstehcenlik suçunun ne olduğunu tartışmadan önce müstehcenlik kavramının anlaşılabilmesi gerekmektedir. Bunun anlaşılabilmesi için kanun koyucu tarafından kanun metninde müstehcenliğin herhangi bir tanımı yapılmamıştır. “Müstehcen” kavramı Türk Dil Kurumu’na göre “edebe aykırı, açık saçık” anlamlarına gelmektedir. 5237 sayılı TCK’nun gerekçesinde ise “müstehcenlik kavramının içeriğinin belirlenmesinde, toplumda egemen olan değer ölçüleri ve yukarıdaki madde [TCK 225] gerekçesinde hayasızca hareketler kavramına yönelik olarak yapılan açıklamalar, göz önünde bulundurulmalıdır” denmektedir. 225. maddenin gerekçesine bakıldığında da kanun koyucu; toplumun müşterek edep, ahlak, iffet gibi duygularının korunmasından bahsetmektedir. Bütün bunlara göre müstehcenlik suçu (TCK 226) için kabaca, kanun lafzında belirtilen hareketler ile toplumun müşterek edep ve ahlak gibi değerlerine saldırılmış olması gerekmektedir.

Müstehcenlik suçu dendiğinde akıllara gelen müstehcenlik suçu şartları ve niteliği de kanun ele alınarak anlaşılmalıdır.

Müstehcenlik Suçu (TCK 226) ile Korunan Hukuki Değer

Müstehcenlik suçu ile kanun koyucu, toplumda genel olarak kabul görmüş adap ve ahlakı korumayı ve toplumun genel ahlakına gelecek olan zararları önlemeyi amaçlamıştır. Bu suç ile toplumun genel ahlakının korunması istenmiştir.

Müstehcenlik Suçu Şartları

Müstehcenlik suçunun oluşmuş olduğundan bahsedilmek için failin eyleminin sonucu olarak söz konusu suçun unsurları oluşmuş olmalıdır. Bu suçun unsurları da diğer bütün suçlar gibi tipikliğin maddi (objektif) ve manevi (subjektif) unsurlarından meydana gelir. Müstehcenlik suçu seçimlik hareketli bir sırf hareket suçudur. TCK 226, suçu oluşturacak eylemleri numerus clausus (sayma yöntemi) olarak belirtmiştir. Yani söz konusu suçun şartları arasında bu seçimlik hareketlerden birinin fail tarafından icra edilmesi vardır. Yalnızca, kanunda sayılan bu seçimlik hareketlerden birinin icrası ile bu suçun unsurları oluşabilir.

Müstehcenlik Suçu Unsurları

Maddi Unsurlar

Müstehcenlik suçunun faili herkes olabilir. Yani müstehcenlik suçu bir “genel suç”tur. Suçun mağduru da maddenin kimi fıkralarında ve bentlerinde çocuklar diğerlerinde ise herhangi biridir. Suçtan zarar gören çoğu durumda mağdur ile birlikte toplumun tamamıdır.

Maddenin (TCK 226) 1. fıkrasında müstehcenlik suçunun oluşumu için suçun maddi unsurları, seçimlik hareketler olarak bentlerle sayılmıştır:

“a) Bir çocuğa müstehcen görüntü, yazı veya sözleri içeren ürünleri veren ya da bunların içeriğini gösteren, okuyan, okutan veya dinleten,

b) Bunların içeriklerini çocukların girebileceği veya görebileceği yerlerde ya da alenen gösteren, görülebilecek şekilde sergileyen, okuyan, okutan, söyleyen, söyleten,

c) Bu ürünleri, içeriğine vakıf olunabilecek şekilde satışa veya kiraya arz eden,

d) Bu ürünleri, bunların satışına mahsus alışveriş yerleri dışında, satışa arz eden, satan veya kiraya veren,

e) Bu ürünleri, sair mal veya hizmet satışları yanında veya dolayısıyla bedelsiz olarak veren veya dağıtan,

f) Bu ürünlerin reklamını yapan,”

Bu seçimlik hareketlerden birinin icra edilmesi ile suçun maddi unsurunun sağlanması için yeterlidir.

Diğer Fıkralardaki Maddi Unsurlar

-Maddenin 2. fıkrasındaki maddi unsur; müstehcen görüntü, yazı veya sözlerin basın ve yayın yolu ile yayınlanması veya yayınlanmasına aracılık etmektir.

-Maddenin 3. fıkrası, çocukları müstehcenliğe karşı korumak amaçlıdır. Bu fıkrada suçun iki farklı şekli yer almaktadır. Bunlardan ilki “müstehcen görüntü, yazı veya sözleri içeren ürünlerin üretiminde çocukları, temsili çocuk görüntülerini veya çocuk gibi görünen kişileri kullanmak” diğeri ise “bu ürünleri (müstehcen görüntü, yazı veya sözleri içeren ürünleri)  ülkeye sokmak, çoğaltmak, satışa arz etmek, satmak, nakletmek, depolamak, ihraç etmek, bulundurmak ya da başkalarının kullanımına sokmak”tır. Yine burada da bu seçimlik hareketlerden birinin icra edilmesi suçun oluşumu için yeterlidir. Bu cümleye göre müstehcenlik suçu görüntü bulundurma ile de işlenebilmektedir. Yani ilk iki fıkradan farklı burada kişinin görüntüyü yayınlaması, yayınlatması vs. gerekli değildir. Müstehcenlik suçu görüntü bulundurma ile de işlenebilir.

-Maddenin 4. fıkrasında; şiddet kullanılarak, hayvanlarla, ölmüş insan bedeni üzerinde veya doğal olmayan yoldan yapılan cinsel davranışlara ilişkin yazı, ses veya görüntüleri içeren ürünleri üretmeyi, ülkeye sokmayı, satışa arz etmeyi, satmayı, nakletmeyi, depolamayı, başkalarının kullanımına sunmayı veya bulundurmayı suçu oluşturacak seçimlik hareketler olarak saymıştır. Yine 3. fıkra gibi bu fıkraya göre söz konusu suç görüntü bulundurma durumunda da var kabul edilmektedir. Bu iki fıkraya göre suç görüntü bulundurma ile de tamamlanabilir. Ancak bulundurulan görüntüler, belirtilen şekillerde olmalıdır. Söz konusu görüntülerin maddelerde belirtilen şekilde olmaması halinde müstehcenlik suçu görüntü bulundurma ile işlenmiş sayılamaz.

-Maddenin 5. fıkrasında, maddenin 3 ve 4. fıkrasındaki ürünlerin içeriğinin basın ve yayın yolu ile yayınlanmasını veya yayınlanmasına aracılık edilmesi ya da çocukların görmesinin, dinlemesinin veya okumasının sağlanması da müstehcenlik suçunu oluşturacak ayrı hareketler olarak belirtilmiştir.

Manevi Unsur

Müstehcenlik suçu kast dışında bir unsurla işlenemez. Bu suçun taksirle işlenebilmesinin imkanı yoktur. Bir suçun taksirle işlenebilmesi istisnai bir durumdur ve kanunda öngörülmüş olmalıdır. TCK m. 226’da müstehcenlik suçunun taksirle işlenebileceğine dair bir ibare bulunmamaktadır. Nitekim suçun yapısı da buna uygun değildir. Müstehcenlik suçunda kast dışında herhangi bir manevi unsur da aramaz. Suçun işlenmesindeki maksat veya saikin bir önemi yoktur. Fail, suçu maddi bir kazanç için işlemiş olabileceği gibi cinsel bir gaye ile veya bambaşka bir amaç uğruna işlemiş ya da herhangi bir saikle işlemiş olabilir. Yani müstehcenlik suçu kast ile işlenebilir. Failinin kastının bulunmadığı durumlarda fail hakkında müstehcenlik suçu beraat kararları alınır.

Hukuka Aykırılık Unsuru

Müstehcenlik suçu unsurları arasında hukuka aykırılık unsuru (veya hukuka uygunluk sebeplerinin bulunmaması), diğer suçlar ile aynı değildir. Maddenin 7. fıkrasında “bu madde hükümleri, bilimsel eserlerle; üçüncü fıkra hariç olmak ve çocuklara ulaşması engellenmek koşuluyla, sanatsal ve edebi değeri olan eserler hakkında uygulanmaz” denilerek bu suça özgü birtakım hukuka uygunluk sebepleri belirtilmiştir. Bu fıkraya göre, bilimsel eserler ve sanatsal ve edebi değeri olan eserler hakkında bu madde hükümleri uygulanmaz. Ancak kanun burada maddenin 3. fıkrasını hariç tutmuştur. Yani sanatsal veya bilimsel bir eserin, 3. fıkraya uygun içeriği veya eser sahibinin bu fıkraya uygun fiili, bu hukuka uygunluk sebebinden yararlanamaz ve hukuka aykırılığı devam eder yani suçun hukuka aykırılık unsuru oluşmuş olur. Ayrıca söz konusu içerik bilimsel veya sanatsal bir içerik olsa dahi bu içeriklere çocukların erişiminin engellenmemesi durumda da yine bir hukuka uygunluk sebebinden bahsedebilmek mümkün olmayacaktır.

Hukuka aykırılık unsurunun da oluşması ile müstehcenlik suçu şartları oluşmuş olacaktır. Yani bu aşamadan sonra artık ortada var olan bir haksızlıktan bahsedilecektir. Müstehcenlik suçu şartları tamamen ve eksiksiz bir şekilde oluşmadıysa sanıklar hakkında, müstehcenlik suçu beraat kararları verilmelidir.

Suçun Özel Görünüş Biçimleri

Müstehcenlik suçuna teşebbüs ve iştirak her hali ile mümkündür. Suçların gerçek içtima, fikri içtima gibi içtima biçimde işlenmesi de mümkündür. Bu hallerde kanundaki genel hükümler olduğu gibi uygulanacaktır.

Müstehcenlik Suçu Etkin Pişmanlık

Müstehcenlik suçu etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanılabilen suçlardan biri değildir. Etkin pişmanlık kısaca, suç tamamlandıktan sonra failin işlediği suçtan ötürü pişman olması ve suçun oluşturduğu zararları gidermeye çalışmasıdır. Türk Ceza Kanununun genel hükümlerinde etkin pişmanlık, cezayı kaldıran veya azaltan bir genel şahsi sebep olarak sayılmamıştır. Yani etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanacağı suçlar istisnaidir ve ilgili suç tiplerini tanımlayan kanun maddelerinde belirtilmiştir. Müstehcenlik suçu etkin pişmanlık hükümlerinin TCK’nın müstehcenlik suçunu düzenleyen 226. maddesinde belirtilmiş olması gerekmektedir ancak TCK 226’da etkin pişmanlık ile ilgili herhangi bir şey belirtilmemiştir. Yani müstehcenlik suçu etkin pişmanlık diye bir şey söz konusu değildir. Fail, suç tamamlandıktan sonra müstehcenlik suçu etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanamaz. Dolayısıyla, etkin pişmanlığın varlığı öne sürülerek cezanın azaltılması veya müstehcenlik suçu beraat kararları verilmesi sağlanamaz.

Müstehcenlik Suçu Niteliği

Müstehcenlik Suçu Cinsel Suç Mu

Müstehcenlik suçu cinsel suç mu sorusunun cevabı için Türk Ceza Kanunu’nun madde başlıklarına bakıldığında “cinsel suçlar” diye bir ibare görülememektedir. Ancak kanunun “cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar” (TCK m. 102-105) adlı altıncı bölümü ve “genel ahlaka karşı suçlar” (TCK m. 225-229) adlı yedinci bölümü genel olarak cinsel suçları ihtiva etmektedir. Cinsel suçların farklı kısım ve bölümlerde düzenlenmiş olması, belirtilen suçların farklı özellikler bulundurmasından kaynaklanmaktadır. Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar (cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı, reşit olmayanla cinsel ilişki ve cinsel taciz), kanunun “kişilere karşı suçlar” başlıklı ikinci kısmında düzenlenmiştir. Buna karşın müstehcenlik suçu, müstehcenlik suçu nedir başlığı altında da belirtildiği gibi, kanunun “topluma karşı suçlar” başlıklı yedinci kısmında düzenlenmiştir. Yani niteliği itibariyle cinsel suç olan bu suçlar, doğrudan kişileri veya toplumun genel ahlak yapısını hedef almaları itibariyle kanun koyucu tarafından ayrıştırılmıştır denilebilir.

Müstehcenlik Yüz Kızartıcı Suç Mu

Müstehcenlik yüz kızartıcı suç mu sorusunun cevabı için öncelikle yüz kızartıcı suçun ne olduğu tanımlanmalıdır. Türk Ceza Kanununun ne genel hükümlerinde ne de özel hükümlerinde “yüz kızartıcı suç” ibaresi geçmemektedir. Yani kanunun genel hükümlerinde yüz kızartıcı suçlar sayılmadığı gibi, özel hükümlerinde de herhangi bir suçun yüz kızartıcı suç olduğuna dair bir ibare TCK’de bulunmamaktadır. Ancak kimi özel kanunlarda ve hatta Anayasada yüz kızartıcı suçlar ibaresi yer almaktadır. Anayasanın 76. maddesinde: “zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı suçlar”dan bahsedilmiştir. Burada kullanılan “gibi” ifadesi her ne kadar benzer nitelikteki başka suçların da yüz kızartıcı suç olabileceğinden bahseder görünse de bu doğru değildir.

Nitekim Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu 12.11.2014 tarihli, 2012/482 esas ve 2014/3992 karar nolu kararında bu hususu şu şekilde belirtmiştir:

“Burada yer verilen ‘gibi yüz kızartıcı suçlar‘ ibaresindeki “gibi” sözcüğü, yüz kızartıcı suç olarak anılan Kanunda sayma yoluyla belirtilen “Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlarla basit veya nitelikli zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas suçlarından biri”ni ifade etmek üzere kullanılmıştır. Aksi yorumla, “gibi” sözcüğünün, “sayılanlara benzer suçları” ifade ettiğinin kabul edilmesi, Anayasa’nın 128. maddesinin ikinci fıkrası ile 657 sayılı Kanun’un 18. maddesi uyarınca memurların memurluklarının sona erdirilmesine ilişkin durumların bizzat kanunda düzenlenmesi gerektiğine ilişkin memur güvencesine aykırı olduğu gibi; idarelere, kanunda gösterilen suçlar dışında benzer suçların yüz kızartıcı suç sayılması konusunda, ölçütleri belirsiz, geniş bir takdir yetkisi tanınması sonucunu da doğurabilecektir”

Müstehcenlik yüz kızartıcı suç mu diye anlayabilmek için özel kanunlarda belirtilen diğer yüz kızartıcı suçlara da bakılmalıdır. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu (m.3/2), 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu (m.12/1-b), 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu (m. 11/1), 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu (m.8/h) ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu (m. 8/d) anılan maddelerinde “yüz kızartıcı suçlar” ibaresini kullanmıştır. Ancak bu kanunların herhangi birinde de müstehcenlik suçunun yüz kızartıcı suç olduğundan bahsedilmemektedir. Yani müstehcenlik suçu Anayasada ve kimi özel kanunlarda sayılan “yüz kızartıcı suçlar”dan biri değildir. Ayrıca belirtilmelidir ki yüz kızartıcı suçların veya bir suçun yüz kızartıcı suç olması veya olmamasının ceza hukuku bakımından bir ehemmiyeti yoktur. Bu tanım ceza hukukundan ziyade ancak kişilerin mesleğe ve memuriyete kabulü ya da milletvekili seçilebilmesi gibi kimi hakları kullanabilmesi açısından bir anlam ifade edebilir.

Müstehcenlik Suçu Memuriyet

Devlet memuru olma şartları, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48. maddesinde belirtilmiştir. Bu maddenin 5. fıkrasına göre: “kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından” mahkum olanlar devlet memuru olamazlar. Buna göre müstehcenlik suçu memuriyet için bir engel teşkil edebilir. Ancak müstehcenlik suçundan mahkum olmuş kişinin, bu suçtan bir yıl veya daha fazla süreli bir hapis cezasına mahkum edilmiş olması gerekir. Fail bu suçtan dolayı bir yıldan az süreli bir hapis cezasına mahkum olmuşsa müstehcenlik suçu memuriyet engeli olmaz.

Müstehcenlik suçu hagb (hükmün açıklanmasının geri bırakılması) memuriyete etkisi nedir?

HAGB kararı verilmesi durumda failin mahkemenin tedbirlerine uyması, başka bir suça karışmaması ve iyi hali sonucu suç hiç işlenmemiş sayılır. Bu durumda suç hiç işlenmemiş sayılacağından bu durum memuriyete engel olmaz. Ancak HAGB kararı verilebilmesi için hükmedilen cezanın 2 yıl veya daha az olması gerekmektedir. Yani müstehcenlik suçu yargılaması sonucu 2 yıldan daha fazla hapis cezasına çarptırılan kişi hakkında HAGB kararı verilemez ve kişinin işlediği suçun cezası olarak 1 yıl veya daha fazla sürede bir hapis cezası doğal olarak öngörülmüş olacağından kişi memur olamaz. Müstehcenlik suçu hagb kararı fail tarafından bozulduğu halde de yine faile verilen ceza 1 yıl veya daha fazlaysa fail, memur olamayacaktır.  Ancak belirtilmesi gerekir ki mahkeme tarafından haklarında müstehcenlik suçu beraat kararları alınmış olan kişiler için de idare, ceza davası sonucundan bağımsız olarak kendi idari soruşturmasını yürütebilecektir.

Sosyal Medyada TCK 226

Kanunda ayrıca bir sosyal medya müstehcenlik suçu belirtilmemiştir. Ancak şüphesiz bugün sosyal medyada bu suçun işlenebilmesine en fazla olanak sağlayan alanlardan biridir. Sosyal medya müstehcenlik suçu, kanunda belirtilen hareketlerden birinin sosyal medya üzerinden icra edilmesiyle söz konusu olur. Örneğin müstehcen görüntülerin çocukların girebileceği veya görebileceği yerlerde ya da alenen gösteren, görülebilecek şekilde sergileyen, okuyan, okutan, söyleyen, söyleten kişinin cezalandırılmasını öngören TCK 226/1-b’ne bakıldığında, bahsedilen hareketlerin sosyal medya üzerinden icra edilmesiyle bu hareketin sosyal medya müstehcenlik suçu oluşturacağı görülmektedir. Çünkü sosyal medya çocukların görebileceği bir yerdir ve bunu sosyal medyadan çocukların görebileceği bir şekilde sergileyen kişi bu nedenle sosyal medya müstehcenlik suçu işlemiş olur.

Müstehcenlik Suçu Cezası ve Yargılama Usulü

Kovuşturma

-Müstehcenlik Suçu Şikayete Tabi Mi

Bir suçun şikayete tabi bir suç olması için kanunda bu hususun belirtilmesi gerekmektedir. TCK m. 226’da mütehcenlik suçunu soruşturulması ve kovuşturulması için bir şikayetin gerektiğine dair herhangi bir şey belirtilmemiştir. Müstehcenlik suçu şikayete tabi mi sorusunun cevabı, şikayete tabi olmadığıdır. Müstehcenlik suçu, re’sen soruşturulan ve kovuşturulan bir suçtur.

Görevli Mahkeme

Müstehcenlik suçu görevli mahkeme 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev Ve Yetkileri Hakkında Kanunda belirtilmiştir. Bu kanunun 11. maddesine göre söz konusu suç için görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemeleridir. Bu suçun çocuklar tarafından işlenmesi halinde 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu uyarınca dava, çocuk mahkemelerinde görülür. Müstehcenlik suçunun basılmış eserler yoluyla işlenmesi halinde 5187 sayılı Basın Kanunu uyarınca bu davalar Asliye Ceza Mahkemelerinde görülür. Birden fazla asliye ceza mahkemesinin olduğu yerlerde ise basılmış eserler yoluyla işlenmiş müstehcenlik suçu görevli mahkeme o yerin iki numaralı asliye ceza mahkemesidir. Ayrıca yine aynı maddeye göre basılmış eser yoluyla işlenmiş müstehcenlik suçu davaları acele işlerden sayılır. Yani müstehcenlik suçu görevli mahkeme genel olarak asliye ceza mahkemeleri ve çocukların bu suçun faili olması halinde çocuk mahkemeleridir.

Müstehcenlik Suçu Zamanaşımı

Dava zamanaşımı sürelerinin belirlenmesi usulü Türk Ceza Kanununun birinci kitabında “yaptırımlar” başlıklı üçüncü kısmının, “dava ve cezanın düşürülmesi” başlıklı bölümünün 66. maddesinde belirtilmiştir. Buna göre dava zamanaşımları, söz konusu suçun en üst sınır hapis cezasına göre belirlenir. Müstehcenlik suçu zamanaşımı da bu maddeye göre tespit edilmektedir. TCK m. 66’ya göre; TCK 226’nın 1 ve 2. fıkralarının, 3. fıkrasının 2. cümlesinin ve 4. fıkrasının tanımladığı müstehcenlik suçu zamanaşımı 8 yıldır. Maddenin 3. fıkrasının ilk cümlesinin ve 5. fıkrasının tanımladığı müstehcenlik suçu zamanaşımı ise 15 yıldır. Yaşı küçüklerin bu suçu işlemesi halinde, aynı maddenin (TCK 66) 2. fıkrası uyarınca kanunda belirtilen oranda indirilmiş süreler dava zamanaşımı süresi olarak uygulanır.  

Cezası

Müstehcenlik suçu cezası, maddenin fıkralarına göre değişiklik gösterir:

Maddenin 1. fıkrasındaki suçun cezası altı aydan iki yıla kadar hapis ve adli para cezası,

2. fıkrasındaki suçun cezası altı aydan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası,

3. fıkrasının ilk cümlesindeki suçun cezası beş yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası, ikinci cümlesindeki suçun cezası iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası,

4. fıkrasındaki suçun cezası bir yıldan dört yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası,

5. fıkrasındaki suçun cezası altı yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasıdır.

Ayrıca, ceza hukukunun bir kuralı olarak ve maddenin 6. fıkrasına göre, bu suçların bir tüzel kişi tarafından işlenmesi halinde tüzel kişilere özgü güvenlik tedbirleri (TCK m. 60) uygulanır.

Müstehcenlik suçunun cezası olarak hapis cezası yanında adli para cezasının da öngörülmesinin nedeni, failin bu suçlardan bazıları ile maddi kazanç elde edebilecek olmasıdır. Bu nedenle kanun koyucu müstehcenlik suçu cezası olarak hapis cezasının yanı sıra adli para cezası verilmesi hükmünü kanuna koymuştur.

Müstehcenlik Suçu Yargıtay Kararları

14. Ceza Dairesi 2012/15827 E., 2014/796 K. sayılı ve 23/01/2014 tarihli kararı: “Müstehcenlik suçundan sanık F.. Ş..’ın yapılan yargılaması sonunda; atılı suçtan mahkûmiyetine dair Kartal 3. Sulh Ceza Mahkemesinden verilen 06.12.2010 gün ve 2009/826 Esas, 2010/774 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü: Bilirkişi C..F..’ın hazırladığı ve dosyada bulunan 09.09.2009 tarihli bilirkişi raporunda, dava konusu CD’lerde doğal olmayan yoldan yapılan cinsel ilişkilere yer verildiğinin belirtilmesi karşısında, eylemin 5237 sayılı TCK.nın 226/4. maddesinde yer alan suçu oluşturabileceği ve bu suçtan dolayı yargılama yapma, delilleri değerlendirme ve suç vasfını belirleme görevinin asliye ceza mahkemesine ait olduğu nazara alınarak, 5235 sayılı Kanunun 11 ve CMK.nın 4. maddeleri gereğince görevsizlik kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,…”

4. Ceza Dairesi 2021/16706 E., 2021/23109 K. sayılı ve 30.09.2021 tarihli kararı: “Müstehcenlik suçunda ürünlerin depolanması veya bulundurulmasının söz konusu olabilmesi açısından, tek bir müstehcen ürünün tespiti bile yeterli olacaktır. Ancak kanunilik ilkesi gereği, depolama veya bulundurma eylem ve amacı olmaksızın, salt görüntülere bakmak, seyretmek veya dinlemek suretiyle bu suçlar işlenemez. Dolayısıyla bilgisayarların işletim sistemleri ile internet tarayıcılarının özellikleri gereği müstehcen verilerin bir internet sitesinin ziyaret edilmesi sırasında otomatik olarak ilgili sistem dosyasına geçici bir şekilde kaydedilmiş olması halinde iradi olmayan bu işlem nedeniyle kural olarak suçun manevi unsuru olan depolama veya bulundurma kastının varlığı söz konusu değildir.”

Kaynakça

5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu

Parlar, A. ve Banko, M. (2014). Cinsel Suçlar. Adalet Yayınevi, Ankara

Koca, M. ve Üzülmez, İ. (2001). Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler. Seçkin Yayıncılık, İstanbul

Koca, M. ve Üzülmez, İ. (2020). Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler. Seçkin Yayıncılık, İstanbul

Latest posts by Özkan Baran OKTAY (see all)

Yorum bırakın

Yorumunuza yalnızca isminizi eklemeniz yeterlidir.

Yorum yaptığınızda, isminiz bir dahaki sefere hatırlatılmak üzere tarayıcınıza kaydedilebilir. Detaylı bilgi için Kullanım Koşulları ile Gizlilik ve Çerez Politikamızı okuyabilirsiniz.