Ölen Kişinin Mirasçılarına İcra Takibi

Yunus Çiçek

Ölen Kişinin Mirasçılarına İcra Takibi Genel Olarak

Ölen kişinin mirasçılarına icra takibi yapılması, mirasın reddedilmesi haline göre değişkenlik göstermektedir. Mirası kabul etmiş mirasçılara karşı icra takibinin yöneltilmesi mümkündür. Bu şekilde yöneltilecek icra takibi, ölen kişi (muris) hakkında yapılmakta olan icra takibinin devamı niteliğinde kabul edilir(İİK.53/3). Dolayısıyla, mirasın reddi halinde icra takibi akıbetinin ne olacağı konusu da ayrıca irdelenmelidir. Yazımızda bu hususlara değinilmektedir.

Kişinin ölmesi halinde, geriye kalan her türlü mal varlığı (tereke) kendiliğinden ve doğrudan mirasçılara geçer. Mirasçılar bu tereke üzerinde, elbirliği mülkiyet ile hak sahibi olurlar. Dolayısıyla bu mülkiyet türü devam ettiği sürece, tereke üzerinde yapılacak işlemlerden tüm mirasçılar, bölünmez şekilde hak sahibi ve sorumlu olmaktadır.

Ölmüş Kişiye Karşı İcra Takibi Yapılması

Ölen kişinin mirasçılarına icra takibi yapılmasından ziyade öncelikle ölen kişiye karşı icra takibi yapılmak istenmesi durumunda neler olabileceğine değinmek gerekir. Bir kişi hakkında icra takibi yapılabilmesi için o kişi evvela taraf ehliyetine sahip olmalıdır. Bu da hak ehliyeti ile orantılıdır. Ölmüş kişilerin hak ehliyeti sona erdiğinden ve dolayısıyla taraf ehliyeti bulunmadığından, ölen kişiye karşı icra takibi yapılması mümkün değildir. Yani ölen kişinin alacaklı veya borçlu olarak taraf gösterilmesi söz konusu olamaz.

Taraf Ehliyeti Hakkında Bkz. > İcra ve İflas Hukukunda Taraf Ehliyeti

Ancak, herhangi bir nedenle ölmüş kişi takibin tarafı (borçlusu) olarak gösterilmiş ise bu durumda ne olacaktır?

Yukarıda izah edildiği üzere, ölen kişinin taraf ehliyeti bulunmamaktadır. Dolayısıyla bu takibin yapılması söz konusu olamaz. Bu durum kamu düzenini ilgilendiren bir durum olduğundan, herhangi bir süreyle sınırlı olmadan İcra Mahkemesinde (süresiz) şikâyet konusu yapılabilir. Bu şikâyet üzerine söz konusu takibin iptaline karar verilmesi gerekir. Ancak ölmüş kişiye karşı icra takibi başlatılması hali, maddi bir hatadan kaynaklanıyorsa veya alacaklının dürüstlük kuralına aykırı olmayan şekilde bir talebi söz konusu ise, bu durumda taraf değişikliği yapılabilir. HMK. 124/3. Madde düzenlemesine göre, maddi bir hatadan kaynaklı veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan bir talep bulunması halinde, tarafın iradi olarak değiştirilebileceğine cevaz verilmektedir. Alacaklının iradi taraf değişikliği talebi, anılan koşulları sağlıyor ise hâkim tarafından kabul edilmelidir.

Bu talebin mahkeme tarafından kabul edilmesi halinde, alacaklı tarafından yeni bir takip talebi düzenlenerek, mevcut takibin mirasçılara yöneltilmesi gerekir. Yani, mirasçılara karşı ödeme emri çıkartılması gerekeceğinden, her bir mirasçıya yönelik olarak yeni takip talebinde bulunulmalıdır. Tabi takibin mirasçılara yöneltilmesi durumu, mirasın 3 ay içinde reddedilip reddedilmeyeceği haline veya tasfiye haline göre değişiklik göstermektedir. Dolayısıyla, TMK. 606. Madde uyarınca mirasın 3 ay içinde reddedilebilme ihtimaline karşın, bu süre geçene kadar takip geri kalır (İİK. 53/1). Yani bu 3 aylık süre geçmeden mirasçılar aleyhine icra takibi yapılması söz konusu olamaz. Yargıtay, mirasçılar aleyhine takip yapılamayacak bu sürenin, İİK. 53/1 maddesindeki 3 günlük takibi geri bırakma süresinden itibaren işlemeye başlayacağını kabul etmektedir. Aynı şekilde, resmi tasfiye halinde mirasçılar borçlardan sorumlu değildir(TMK 632/3). Bu ihtimalde alacaklılar, alacaklarını terekeden karşılayacaktır. Tasfiye hükümlerinden yararlanmak için TMK. 632 vd. madde düzenlemelerine bakılabilir.

Bu konuya ilişkin Yargıtay kararı için sayfanın en altına bakabilirsiniz.

Tereke (Miras Ortaklığı)

Mirasçıların sayısı birden fazla ise, murisin (ölen kişinin) bırakmış olduğu terekedeki bütün hak ve borçlar üzerinde bir ortaklık meydana gelir. Mirasçılar arasında oluşan bu miras ortaklığı, mirasın geçmesi ile başlayıp, paylaşmaya kadar devam eder. Mirasçılar bu ortaklık gereği terekeye elbirliği ile sahip olmaktadır. Yani mirasçılar, terekeye ilişkin bütün haklar üzerinde, hep birlikte tasarrufta bulunmak zorundadır(TMK. 640).

İşte bu miras ortaklığının (terekenin) tüzel kişiliği bulunmamaktadır. Dolayısıyla,  kural olarak tüzel kişiliği bulunmayan kişilerin taraf ehliyeti bulunmadığından, miras ortaklığının (terekenin) taraf ehliyetinin bulunmadığını söyleyebiliriz.

Terekenin Borca Batık Olması

Kanun düzenlemesinde borca batık olma hali, murisin (miras bırakanın)ödemeden aczi olarak ifade edilmektedir. Hükme göre, murisin ödemeden aczi açıkça belli oluyorsa veya bu durum resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılmaktadır(TMK. 605/2). Kanun burada mirasın reddedilmiş olduğu yönünde bir karine kabul etmiştir. Buna hükmen ret veya hükmi ret denilmektedir.

Hükmen ret, bir karine olarak kabul edildiğinden, mirasçının ayrıca gidip ret başvurusunda bulunma gibi bir zorunluluğu yoktur. Ancak, doktrinde haklı olarak, mirasçının yine de Mahkemeye bu yönde bir beyanda bulunmasında yarar olduğu ifade edilmektedir.2 Bu yöntem olası ihtilaflara karşı kesinlikle yararlı olacaktır.

Ayrıca, mirasçılara karşı yöneltilmekte olan bir icra takibinde, terekenin borca batık olduğuna yönelik olarak itirazda bulunulabilir. Eğer durum mahkemeye taşınır ise, terekenin borca batık olduğu yönünde bir ilam getirilmesi için borçluya süre verilmesi gerekeceği Yargıtay içtihatlarına konu olmaktadır. Yargıtay, İİK. 68/4 hükmü uyarınca, terekenin borca batık olduğu iddiası ileri sürüldüğünde Mahkeme tarafından borçluya bu yönde bir ilam getirmesi için uygun bir süre verilmesi kuralının uygulanması gerektiğine işaret etmektedir. Terekenin borca batık olduğu konusunda derdest (görülmekte olan) bir dava bulunduğu takdirde, diğer mahkemece bu hususun bekletici mesele yapılması da gerekmektedir.

Bu konuya ilişkin Yargıtay kararı için sayfanın en altına bakabilirsiniz.

Miras ortaklığının (terekenin) borçlu ya da alacaklı olması durumları farklılık gösterdiğinden, ayrı başlık altında incelemekte fayda vardır.

Ölen Kişinin Mirasçılarına İcra Takibi (Terekenin Borçlu Olması)

Ölen kişinin bırakmış olduğu tereke borçlu durumda ise, bu terekeye (miras ortaklığına) karşı icra takibi yapılabilmesi mümkündür. Bu ihtimalde ölen kişinin mirasçılarına icra takibi nasıl yapılacağı değerlendirmesinde bulunulacaktır. Bunun için öncelikle terekeye karşı yapılacak icra takibinin, murisin (ölen kişinin) sağlığında mı yoksa ölümünden sonra mı başlatıldığını ayrıca incelemek gerekir.

İcra Takibi Borçlunun Sağlığında Başlamışsa

Borçlunun sağlığında yapılan icra takibi henüz neticelendirilmemişken, borçlu ölmüş olabilir. Borçlunun ölmesi ile meydana gelen tereke (miras ortaklığı), mirasçılara kalacağından, ölen kişinin mirasçılarına icra takibi yapılması gündeme gelebilir.

Bu ihtimalde, ölen kişinin mirasçılarına icra takibi yapılabilir. Ancak bunun için mirasçının mirası reddetmemiş olması aranır. Yani eğer anılan durumda, mirasçı mirası yasal süre (3 ay) içinde reddetmemiş ise bu mirasçıya karşı, mevcut icra takibinin yöneltilebilmesi mümkündür. Bunun yanında, eğer murisin terekesi bir temsilci ile yönetilmekte ise, bu durumda da söz konusu temsilciye karşı icra takibine devam edilebilir.

Mirasçıların sorumluluğunu düzenleyen TMK. 641. Madde düzenlemesine göre, mirasçıların tereke borçlarından müteselsil olarak sorumlu oldukları kabul edilmektedir. Kanun düzenlemesinde, müteveffanın (ölen kişinin) borçlarından değil, daha genel bir kavram olan tereke borçlarından dolayı mirasçıların müteselsil sorumlu tutulacağı yer almaktadır. Örneğin, anılan kanun maddesinin ikinci fıkrasında yer verilen tazminat düzenlemesi, ölen kişinin değil, terekenin borcu olarak kabul edilmektedir. Dolayısıyla mirasçıların bu gibi tazminat borçlarından da müteselsil olarak sorumlu olduğu kanun gereği kabul edilir.

Mirasçıların tereke borçlarına karşı olan müteselsil sorumluluğun sonucu olarak, tereke alacaklısı, tüm mirasçılara aynı anda icra takibi başlatmak zorunda değildir. Yani tek bir mirasçıya ya da yalnızca belli mirasçılara karşı icra takibi yürütülebilir. Tabi alacaklının dilerse tüm mirasçıları da taraf olarak gösterebilmesinde bir engel yoktur. Müteselsil sorumlu olma konusunda, teselsül hükümlerine yer veren TBK. 162 vd. madde düzenlemelerinden faydalanılabilir.

Borçlu hakkında yapılan icra takibi devam ederken ölen borçlu kişinin mirasçıları hakkında icra takibi yapılabileceği gibi terekeye karşı da takip yapılabilir. Ancak, icra takibi yapılabilecek mirasçıların, mirası reddetmeyen kişiler olması gerektiğine dikkat edilmelidir. Ayrıca, terekenin tüzel kişiliği bulunmadığından, şayet varsa tereke temsilcisine karşı takibin devam ettirilebileceği de dikkate alınmalıdır.

Kanun, mirasçılara karşı devam edilebilecek bu takiplerin, ancak rehinin paraya çevrilmesi yoluyla veya haciz yoluyla yapılabilecek takipler olduğunun da altını çizmektedir(İİK. 53/3).

Borçlunun Ölümünden Sonra İcra Takibi

İcra takibinin borçlunun sağlığında yapılmaya başlanmasında, mirasçıların yasal süre içinde mirası reddetme durumuna göre takip mirasçılara yöneltilebiliyordu. Burada da borçlu öldükten sonra icra takibi yapılmak istenildiğinde, söz konusu icra takibinin mirası reddetmemiş mirasçılara yöneltilebilmesi mümkündür. Dolayısıyla, mirasın reddi halinde icra takibi yapılması söz konusu olamayacaktır.

Ancak, miras ortaklığının tüzel kişiliği bulunmadığından, terekeye karşı icra takibi yapılabilmesi söz konusu olamayacaktır. Doktrinde de, ölümden sonra yapılacak icra takibinin yalnızca mirası kabul etmiş mirasçılara yöneltilebileceği, ancak tüzel kişiliği bulunmayan miras ortaklığına karşı yeni icra takibi yapılamayacağı kabul edilmektedir.

Terekenin Alacaklı Olması

Yukarıda da ifade edildiği üzere, tereke üzerinde mirasçılar el birliği mülkiyet ile hak sahibi olmaktadır. Bu el birliği mülkiyet halinde, belirlenmiş paylardan söz edilmez. Mevcut el birliği mülkiyette, ortaklık tüm mal ve hakların tamamına yaygındır. Tabi bu durum, ortaklığın sona erdirilmesi veya elbirliği mülkiyetten paylı mülkiyet türüne geçilmesi gibi durumlarda geçerli değildir. Terekenin ilk oluşumu anında mevcut mülkiyet türü elbirliği mülkiyet olduğundan, elbirliği mülkiyeti haline göre anlatım yapılacaktır.

Elbirliği mülkiyet halinde olan tereke hakkında, bir mirasçı diğer mirasçıların icazeti olmadan tasarrufta bulunamaz. Bu halde tereke hakkında tasarrufta bulunabilmek için tüm mirasçıların oybirliğine ihtiyaç vardır.

Miras ortaklığı (tereke) borçlu olabileceği gibi alacaklı da olabilir. Tereke alacağı olarak kabul edilen durumlarda, mirasçıların bu alacak hakkında icra takibi yapma hakkı bulunmaktadır.

Dolayısıyla, elbirliği mülkiyet hükümleri gereğince terekenin alacaklı olduğu durumda, bütün mirasçıların birlikte icra takibi yapmaları gerekir. Ancak,  miras ortaklığına (terekeye) girecek olan bir hak üzerinde her bir ortak (mirasçı) koruma sağlayabilir(TMK 702/4). Bir mirasçının sağladığı bu korumadan diğer tüm mirasçılar faydalanabilir. Başka bir anlatımla, ortaklığa girecek bir hakkın korunması için diğer ortaklardan ayrı olarak tek bir ortağın koruma sağlaması mümkündür. Korumanın sonucundan ise tüm ortaklar faydalanacaktır.

Tüm mirasçıların anlaşmasıyla ya da TMK. 640/3. Hükmü uyarınca Mahkeme tarafından terekeye bir temsilci atanmış ise, tereke alacağı hakkında yapılacak icra takibi temsilci tarafından yapılmalıdır.

Eğer muris, alacaklı olduğu bir icra takibinin devam ettiği sırada ölmüş ise, bu durumda da mirasçılar veya varsa temsilci tarafından icra takibine devam edilebilecektir.

Borcu Ödeyen Mirasçının Rücu Hakkı

Yukarıda anlatıldığı üzere, mirasçılar tereke borçlarından dolayı müteselsil sorumluluk altındadır. Dolayısıyla bu sorumluluk gereği, mirasçılardan yalnızca belli bir kısmı veya biri tereke borcunun tamamını ödemiş olabilir. İşte bu durumda kanun, tereke borcunu ödeyen mirasçıya, diğer mirasçılara başvurma (rücu etme) hakkı tanımaktadır.

TBK. 162 vd. maddelerde yer verilen teselsül hükümleri uyarınca, iç ilişkide kendisine düşen paydan fazlasını ödeyen borçlu, ödediği fazla tutarı diğer borçlulardan isteyebilir(TBK 167). Mirasçı iç ilişkide, kural olarak kendi miras payı oranında borcu üstlenebilecektir. Dolayısıyla kendi payını aşar şekilde ödeme yapan mirasçının, diğer mirasçılara payları oranında rücu etme imkânı tanınmıştır.

Genel kural bu yöndedir. Ancak, murisin ölüme bağlı tasarruf ile iç ilişkide bazı değişiklikler meydana getirebileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. Örneğin, ölüme bağlı bir tasarruf ile borcun belli oranının ödenmesi, bir mirasçıya bırakılmış olabilir. Doktrinde bu gibi durumlarda rücu hakkının, ölüme bağlı tasarrufta belirtildiği şekilde uygulanması gerekeceği ifade edilmektedir.

Ölen Kişinin Mirasçılarına İcra Takibi Yargıtay Kararları


Yargıtay 12. HD. 2018/4159 E. 2018/9337 K.

“alacaklı tarafından ölü kişinin mirasçısı yerine ölü kişi hakkında takip yapılması, maddi hataya ve kabul edilebilir bir yanılgıya dayanması halinde ve dürüstlük kuralına da aykırı değil ise, yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri doğrultusunda alacaklının taraf değişikliği yapmak sureti ile bu yanlışlığın düzeltilmesi mümkündür. Bu durumda, alacaklı vekili tarafından, ek takip talebi düzenlenerek, takibin usulünce mirasçılara yöneltilmesinin istenmesi gerekmektedir. … Ancak mirasçılar hakkında ek takip talebinde bulunulmadan … 2 icra emri çıkarılamaz. Bu hususun mahkemece re’sen gözetilmesi gerekir. … TMK’nun 606. maddesinde yazılı (3 aylık) süre geçmeden mirasçılar aleyhine takip yapılması da mümkün değildir.”


12. Hukuk Dairesi 2017/173 E. , 2017/2644 K.

“Somut olayda, icra takibi kendilerine yöneltilen mirasçılar, murislerinin terekesinin borca batık olduğunu ve bu durumda miras bırakanın mirasını hükmen reddetmiş sayıldıklarını iddia ettiklerine göre, yukarıda değinilen yasal düzenleme uyarınca icra mahkemesince, mirasçılara genel mahkemede açacakları dava yolu ile terekenin borca batık olduğunun tespitine dair ilam getirmeleri için uygun bir süre verilmesi gerektiği açıktır. … mirasın hükmen reddine dair davanın bekletici mesele yapılması ve bu davanın sonucunun beklenmesi gerekirken, istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.”


12. Hukuk Dairesi 2019/12255 E. , 2019/15628 K.

“…mahkemece mirasın hükmen reddine dair davanın açılıp açılmadığı belirlenerek açıldığının tespiti halinde bekletici mesele yapılmak suretiyle oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.”


12. Hukuk Dairesi 2017/3129 E. , 2018/2964 K

“TMK’nun 606/1. maddesine göre ise; mirası ret süresi üç aydır. Buna göre, murisin ölümü üzerine üç gün ve devamında üç ay süre ile mirasçıları hakkında takip yapılamaz. İİK’nun 53. maddesine aykırılık ise, kamu düzeni ile ilgili olduğundan İİK’nun 16/2. maddesi uyarınca icra mahkemesine başvuru süresiz şikayete tâbidir. O halde, ilk derece mahkemesince, kamu düzenine aykırılık teşkil eden bu husus re’sen dikkate alınarak, İİK’nun 53. maddesi uyarınca takibin iptaline karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.”


12. Hukuk Dairesi         2016/23351 E.  ,  2017/14425 K.

Somut olayda, yukarıda anılan yasa hükümlerine uygun olarak murisin ölümünün takip sırasında öğrenilmesi üzerine, alacaklı tarafça taraf değişikliği yapılarak mirasçılar hakkında takibe devam edildiği, sonrasında, icra müdürlüğüne verilen 15/05/2015 tarihli dilekçe ile alacaklının seçimlik hakkını kullanarak takibi terekeye karşı yürüteceğine ilişkin beyanda bulunduğu anlaşılmıştır. Bu durumda, mahkemece, takibin terekeye karşı devam ettirildiği dikkate alınarak, terekenin resmi tasfiyeye tâbi tutulup tutulmadığının araştırılması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.


Yararlanılan Kaynaklar:

Ercan, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, 5. Baskı

Dural/Öz, Miras Hukuku Cilt IV 2017

Arslan/Yılmaz/Ayvaz, İcra ve İflas Hukuku 2017, 3. Baskı

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu

Madde Gerekçeleri

Yargıtay İçtihatları


2 yorum “Ölen Kişinin Mirasçılarına İcra Takibi

  • 27/08/2021 tarihinde, saat 14:27
    Permalink

    Merhaba, aradığımı buldum diyebilirim. Paylaşımınıza ve geri dönüşte bulunduğunuzdan dolayı ilginize teşekkür ederim.

    Yanıtla
  • 07/03/2021 tarihinde, saat 22:55
    Permalink

    Babam vefat etti yüklü banka kredi ve kredi Kart borcu var ölümden 3 ay geçmeden reddimiras davaşı açtık kabul edildi bankalar icra dosyası göndermeye başladı ne yapmaliyiz

    Yanıtla

Bir cevap yazın

Yorumunuza yalnızca isminizi eklemeniz yeterlidir.

Yorum yaptığınızda, isminiz bir dahaki sefere hatırlatılmak üzere tarayıcınıza kaydedilebilir. Detaylı bilgi için Kullanım Koşulları ile Gizlilik ve Çerez Politikamızı okuyabilirsiniz.