Vesayeti Gerektiren Haller

Vesayet Nedir?

Vesayet, velayet altında bulunmayan küçüklerin ya da istisnai olarak velayet altına alınmamış erginlerin devlet tarafından korunması ve işlerinin onlara tayin edilen hukuksal kurumlarca yapılması amacıyla kabul edilmiş hukuki bir olgudur. Bu kurum sayesinde korunmaya muhtaç küçüklerin ya da ergin olmasına rağmen ihtiyaçlarını karşılayamayacak kendini koruyamayacak durumda ki ergin kişilerin korunması, ihtiyaçlarının giderilmesi ve hukuksal işlerinin yapılması sağlanmış olur. Aşağıda detaylıca bahsedeceğimiz, kişinin vesayet altına alınmasını gerektirecek hallerde, Küçük ya da kısıtlı birey ilgili makamlar tarafından koruma altına alınır.

Vesayet Makamı Nedir?

Vesayet makamı yukarıda da bahsettiğimiz ilgili kişinin korunması ve ihtiyaçlarının giderilmesini sağlayan ve bu işleyişi düzenleyen kurumlardır. Söz konusu makamlardan kasıt; vesayet daireleri, vasi ve kayyımlardır. (TMK m.396)

Vesayet Çeşitleri:

Vesayet çeşitleri olarak iki tür vesayetten bahsedebiliriz. Biri kamusal diğeri de aile (özel) vesayetidir. Türk Medeni Kanun’ un da genel olarak kamusal vesayet esas alınmış olsa da istisnai olarak aile vesayetine de yer verilmiştir. (TMK m.398-402)

Kamusal Vesayet:

Kamu vesayeti, vesayet makamı ve denetim makamından oluşan vesayet daireleri tarafından yürütülür.” (TMK m.397/1) Bunun yanında TMK m.396’ da bahsi geçen t kamusal vesayet organlarıdır. (TMK m.396 “Vesayet organları, vesayet daireleri ile vasi ve kayyımlardır.” ) Burada bahsedilen vesayet makamı Sulh Hukuk Mahkemesi iken denetim makamı Asliye Hukuk Mahkemesi’dir.

8. Hukuk Dairesi      2018/15789 E.    2019/1656

…Türk Medeni Kanunu’nun 396. maddesinde, vesayet organlarının vesayet daireleri ile vasi ve kayyımlar, 397. maddesinde de kamu vesayetinin vesayet makamı ve denetim makamından oluşan vesayet daireleri tarafından yürütüleceği, vesayet makamının sulh hukuk mahkemesi, denetim makamı ise asliye hukuk mahkemesi olduğu hükme bağlanmış olup; kanun koyucu kamu vesayetinde vesayet organı vasiler ile vesayet daireleri sulh ve asliye mahkemesi arasında 461. maddede bir hiyerarşi kurarak, vesayet makamı sulh hukuk mahkemesinin vasinin eylem ve işlemlerine karşı, denetim makamı asliye hukuk mahkemesinin de sulh hukuk mahkemesinin kararlarına karşı şikayet ve itiraz merci olduğu belirlenmiş; 488. maddesinde ise, ilgililerin vesayet makamının vesayetin idaresiyle ilgili olarak aldığı kararlara karşı tebliğinden itibaren on gün içinde itiraz edebileceği, denetim makamının gerektiğinde duruşma da yaparak bu itirazı kesin olarak karara bağlayacağı, bu bakımdan vesayet makamının vesayetin idaresiyle ilgili olarak aldığı kararların temyizi kabil kararlardan olmadığı anlaşıldığından, istem konusunda denetim makamınca bir karar verilmek üzere dosyanın MAHKEMESİNE İADESİNE, 19.02.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verilmiştir.

Aile Vesayeti:

Aile vesayetinde kamu vesayetinden farklı olarak vesayet makamının sahip olduğu yetki ve sorumluluk özel bir aile meclisine verilir. Kamu vesayetinden farklı olarak aile vesayeti organları asliye hukuk mahkemesi, aile meclisi ve vasidir. Kanun burada kamusal vesayetten saparak aile vesayeti altına konulabilmesi için haklı bir menfaatin varlığını aramaktadır. TMK m. 398/1 “Vesayet altındaki kişinin menfaatinin haklı gösterdiği, özellikle bir işletmenin, bir ortaklığın veya benzeri işlerin sürdürülmesi gerektiği takdirde vesayet istisnai olarak bir aileye verilebilir.”

Aile vesayeti, ilgili kişinin fiil ehliyetine sahip iki yakın hısmının veya bir hısmı ile eşinin istemi üzerine denetim makamı tarafından kurulur. (TMK m.399)

Aile meclisi görevini yapmıyorsa ya da vesayet altındaki kişinin menfaati gereğince vesayetin kalkması, değişmesi gerekiyorsa denetim makamı her zaman aile vesayetini kaldırabilir ya da değiştirebilir. (TMK m. 402)

TMK Vesayeti Gerektiren Haller:

Bir kişinin vesayet altına alınabilmesi için ya velayet altında bulunmayan bir küçük olması ya da bu kişi hakkında kısıtlanma kararının alınmış olması gerekir. Vesayet altına alınan kişi ayırt etme gücünden yoksunsa tam ehliyetsiz, ayırt etme gücüne sahipse sınırlı ehliyetsiz hükümlerine tabi olur.

Vesayet altına alınmayı gerektiren haller olarak küçüklük, alkol ve uyuşturucu madde bağımlılığını, akıl zayıflığı ve hastalığını, kötü hayat yönetim vb. durumları da örnek verebiliriz. Aşağıda hepsini detaylıca inceleyeceğiz.

Küçüklük:

Kural olarak ergin olmayan bireylerin vesayet altında bulunması gerekir. Küçüğe anne babasının öldüğü veya velayetin her ikisinden de kaldırıldığı durumlarda bir vasi atanır. Velayet anne ya da babadan birinde ise, velayetin olduğu kişinin ölümü halinde velayet kendiliğinden diğer anne veya babaya geçmez. Böyle bir durumda gerekli görülürse küçüğe bir vasi atanabilir.

Bunun yanında görevlerini yaparken vesayeti gerektiren yukarıda saydığımız hallerden herhangi birinin varlığını öğrenen, nüfus memurları, noterler ve idari makamlar vb. bunu hemen yetkili makama bildirmelidir.

Küçük evlilik dışı bir çocuksa velayeti anneye aittir. (TMK m.337/1) Bu durumda TMK m.337/Ⅱ’ ye göre gerekli hallerde velayet anneden alınıp küçüğe bir vasi ataması yapılabilir ya da velayeti babaya verebilir.

Evlat edinilen çocuğun durumu ise velayetin ya da evlatlık sözleşmesinin kaldırılması ya da evlat edinenin ölmesiyle kendiliğinden anne ve babanın velayeti altına girmez, kişi velayet altına konulabileceği gibi vesayet altına da alınabilir.

Kısıtlama:

Kısıtlama kararı, ergin veya velayet altında olmayan bir bireyin TMK m.405-408 arasında bahsedilen hallerden en az birinin varolması halinde verilebilir. Bunlar; akıl hastalığı ve akıl zayıflığı, savurganlık, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşam tarzı, kötü yönetim, özgürlüğü bağlayıcı ceza ve yaşlılık, sakatlık, deneyimsizlik veya ağır hastalık sebebiyle kısıtlanma talebidir (iradi kısıtlanma).

Kısıtlanma kararı, tam ehliyetli kişinin ehliyetini sınırlayıp onu sınırlı ehliyetsiz hale getirir. Ayırt etme gücü bulunmayan tam ehliyetsizler için verilen kısıtlama kararı ise sadece ehliyetsizliğe ilişkin bir tespittir.

Kısıtlama Sebepleri:

1- Akıl Hastalığı ve Akıl Zayıflığı (TMK m.405): Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle işlerini tek başına halledemeyen, korunmaya muhtaç ya da başka insanların güvenliğini tehlikeye sokan her ergin birey kısıtlanır.

2- Savurganlık: Savurganlık, genelde ergin kişinin savurganlığı yüzünden mallarının tamamını veya bir kısmını harcadığı zaman gerçekleşir. Bir bağışlama, bağışlayanın savurganlık sebebiyle kısıtlanmış ve kısıtlama davası bağışlayana karşı bağışlamadan itibaren bir yıl içerisinde açılmışsa vesayet makamınca iptal olunur.

3- Alkol ve Uyuşturucu Bağımlılığı: Alkol bağımlılığından kasıt devamlı ve aşırı içme bağımlılığıdır.  TMK m. 406 eski TMK’ dan farklı olarak uyuşturucu madde bağımlılığını da kısıtlama sebebi sayılmıştır. Uyuşturucu nitelik taşımayan madde bağımlılıkları ise kısıtlanma gerektirmez.

4- Kötü Yaşam Tarzı: Kötü yaşam tarzından kasıt hukuk düzenini ve kamu ahlakını ihlal edecek, toplumu kötü etkileyecek ahlaksız davranışlar anlaşılır. Bu tarzdaki davranışların suç teşkil ediyor olması gerekmez.

5- Kötü Yönetim: Burada kasıt kişinin malvarlığını savurganlık derecesinde kötü yönetmesidir. (TMK m.406)

6- Özgürlüğü Bağlayıcı Ceza: TMK m. 407/Ⅰ’ e göre bir yıl veya daha fazla özgürlüğü kısıtlayıcı ceza alan her ergin kısıtlanır. Kanun koyucunun özgürlüğü bağlayıcı cezadan kastı hapis cezasıdır. Burada cezayı yerine getirmekle görevli olan makamın, bu durumda olan bir hükümlünün ceza aldığını ve kendisine vasi atanması gerektiğini ilgili vesayet makamına bildirmesi gerekir.

7-İradi (İstek Üzerine) Kısıtlanma: Kanun koyucu yukarıda saydığımız bütün sebepler dışında kişiye belli durumlar için vesayet altına girmeyi kendi rızasıyla isteme hakkını tanımıştır. Hangi durumlarda böyle bir kısıtlamanın gerçekleşeceği TMK m. 408’ de belirtilmiştir. Kişi; yaşlılık hali, ergenlik, deneyimsizlik ya da ağır hastalık gibi nedenlerle işlerini olması gerektiği gibi yönetemiyorsa ve bunu ispat ederse vesayet altına alınmayı isteyebilir.

Kısıtlama talebi kişiye sıkı sıkıya bağlı haktır. Yani kişi ayırt etme gücüne sahip biri olmalı ve bu talebi bizzat kendisi yapmalıdır. Ayrıca belirtmek gerekir ki kısıtlama kararı ancak karar verilinceye kadar geri alınabilir.

Vesayet Davası:

Vesayet davası ile ilgili hükümlerden TMK m. 409 ve 410’ da bahsedilmiştir. Kanun hükmüne göre hiçbir birey dinlenmeden savurganlığı, kötü yaşam tarzı ve kötü hayat yönetimi, alkol ve uyuşturucu bağımlılığı ya da isteği yüzünden kısıtlanamaz. Akıl hastalığı ve zayıflığı sebebiyle kısıtlanabilmesi için de bu durumun sağlık raporuyla belgelenmesi gerekir. Hakim eğer isterse bu durumdaki bir bireyi kurul raporunu göz önüne alarak dinleyebilir. Verilen bu sağlık raporu hakim için bağlayıcı nitelikte değildir.

Küçüklerin durumu ise daha farklıdır. Kanun koyucu küçükleri sürekli olarak yardıma muhtaç olarak gördüğü için onların kısıtlama kararından önce dinlenmesine gerek görmemiştir.

Özgürlük kısıtlayıcı ceza alan bir mahkumunda, yardıma ihtiyacı olması gereğini aradığımızdan, hakimce dinlenmesi gerekir.

Kısıtlama Kararının İlanı:

Kısıtlama kararının ilanı TMK m. 410’ da şöyle ifade edilmiştir; “Kısıtlama kararı, kesinleşince hemen kısıtlının yerleşim yeri ile nüfusa kayıtlı olduğu yerde ilan olunur.” İlan, kısıtlama kararı ile birlikte kişinin ehliyetinin sınırlandırılmış olduğunu üçüncü kişilere bildirilmesidir. Ancak kısıtlama, iyiniyetli üçüncü kişileri ilandan önce etkilemez. Yani üçüncü kişi bu durumu (kişinin önceden tam ehliyetli şimdi ise sınırlı ehliyetsiz statüsünde olduğunu) bilmiyorsa ve bilmesi de gerekmiyorsa karşı taraf tam ehliyetliymiş gibi yapılan hukuki işlem tüm hüküm ve sonuçlarını doğurur. İlandan sonra ise üçüncü kişinin iyiniyeti hiçbir şekilde korunmaz.

Eğer ki hakkında kısıtlama kararı verilen kişi tam ehliyetsizse üçüncü kişinin iyiniyeti ne ilandan önce ne de ilandan sonra korunmaz.

Kısaca toparlayacak olursak;

Ⅰ- Kısıtlama kararı ile tam ehliyetli bir kişi sınırlı ehliyetsiz haline gelir.

Ⅱ- Hakkında kısıtlama kararı verilen kişiye bir vasi atanır.

Ⅲ-Vesayet işlerinde yetki küçüğün veya kısıtlının yerleşim yerindeki vesayet dairelerindedir. (TMK m. 411) Yine TMK m.412/Ⅰ uyarınca “Vesayet makamının izni olmadıkça vesayet altındaki kişi yerleşim yerini değiştiremez.” olduğu belirtilir. Olurda yerleşim yeri değişirse bu görev yeni yerleşim yerindeki dairelere geçer ve kısıtlamanın da yeni yerleşim yerinde ilan olunması gerekir.

Ⅳ-Görevli vesayet makamı sulh hukuk mahkemesi iken, denetim makamı asliye hukuk mahkemesidir.

Vasi Atanması ve Vasilik:

Vasi Atanması Nedir?

Vasi atanması, kanunda öngörülen şartların oluşmasıyla birlikte küçük ya da kısıtlı kişiye yardımcı olup, hukuki işlerinin görülmesi ve yaşamına yardımcı olması için mahkemece belli bir süreliğine yasal temsilci atanmasıdır.

Vasilik Nedir?

Vasi, küçükler ve kısıtlı bireyler için gerekli şartları taşıyan ve mahkemece atanan velilerdir. Hukukumuzda kural tek vasiliktir. Fakat vasi atanan kişinin malvarlığı birden fazla vasiyi gerektiriyorsa birden fazla da vasi atanabilir. TMK .413/Ⅱ’ de bu durum “Gereken durumlarda, bu görevi birlikte veya vesayet makamı tarafından belirlenen yetkileri uyarınca ayrı ayrı yerine getirmek üzere birden çok vasi atanabilir.” olarak açıklanmıştır.

Peki vasilik için aranan şartlar nelerdir?

Vasilik için aranan şartları şekli ve maddi olarak ikiye ayırıp inceleyebiliriz.

Şekli Şartlar: TMK m.413/Ⅰ’ den de anladığımız gibi hukuk sistemimizde sadece gerçek kişiler vasi atanabilirler. Bunun yanında bu kişiler reşit olmalıdır. Kısıtlı bir kimsenin vasi olarak atanması mümkün değildir.

Maddi Şart: Vasilik için aranan önemli şartlardan biri de yeterliliktir. Vasi olarak atanacak olan kişinin bu görevi yapabilecek nitelikte olması gereklidir. Kişinin vasi olup olamayacağı yönündeki yeterlilik kararını vesayet makamında yetkili olan sulh hukuk mahkemesi hakimi verir.

Belirtmek gerekir ki vesayet altına alınan kimsenin yerleşim yerinde oturanlardan vasiliğe atananlar, bu görevi kabul etmekle yükümlüdürler. Fakat atanma aile meclisince gerçekleştirildiyse vasiliği kabul etmekle yükümlü değildirler. Kabul etmemekle birlikte vasi tayin olunan kimse, rızası olmadıkça vesayeti birlikte yürütmekle de görevlendirilemezler. (TMK m.416) Yeni vasi atanana kadar da göreve devam ettikleri kabul edilir ve bu süre zarfında söz konusu kişiden sorumlu olurlar.

Kimler vasi olabilir?

Vasi atamada kişinin eşinin ve hısımlarının önceliği vardır. Yani ortada ihmal ve suiistimal gibi özel durumlar olmaması halinde vasi olarak (diğer vasilik koşullarının da sağlanması şartıyla) öncelikle vesayet altına alınacak kişilerin eşleri ve yakın hısımlarından birisi vasi olarak atanır. (TMK m. 414) Bu tür durumlarda da kişisel ilişkiler ve yerleşim yerlerinin yakınlığı da önem taşır.

Tüm bunların yanında hakim, haklı sebepler teşkil etmedikçe vesayet altına alınmak istenen ayırt etme gücüne sahip kişinin istediği veya vesayet altına alınan kişinin anne babasının güvenip istediği  kişiyi atamak, onların talebine uymak zorundadır.

14. Hukuk Dairesi         2017/4515 E.  ,  2020/6319 K.
“…Somut olayda, davacı …, … 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 04.11.2010 tarih, 2010/670 Esas-2010/1298 Karar sayılı kararı ile kısıtlanmış ve kendisine eşi …’a vasi olarak atanmıştır. Türk Medeni Kanunu 463/5 maddesinin açık hükmüne karşın mirasın reddi konusunda vesayet makamından ve denetim makamından gerekli izinlerin alınması gerekir…

Vasiliğe Engel Teşkil Edebilecek Durumlar:

Ⅰ-Kısıtlılık hali

      Ⅱ-Kamu hizmetinden yasaklılar ve haysiyetsiz hayat sürenler

      Ⅲ-İlgili vesayet daireleri hakimleri

      Ⅳ-Menfaati kendisine atanacak kişinin menfaati ile önemli ölçüde çatışanlar veya onunla aralarında düşmanlık bulunan kişiler vasi olamazlar.

Vasi atanan kişinin yukarıda sayılan vasiliğe engel olabilecek durumlara sahip olmasına rağmen bir kimse yine de vasi atanmışsa iptale kadar bu atanma geçerliymişçesine hüküm ve sonuç doğurur.

Vasilikten Kaçınma Sebepleri:

a-Altmış yaşını doldurmuş olanlar (yaşlılık)

b-Dörtten fazla çocuğun velisi olanlar (gerekli özeni göstermesi beklenemeyeceğinden)

c-Üzerinde vasilik görevi olanlar

d-Bedensel özürleri veya sürekli hastalıkları sebebiyle bu görevi güçlükle yapabilecek olanlar

e-Cumhurbaşkanı, TBMM üyeleri, Cumhurbaşkanı yardımcıları, bakanlar, hakimlik ve savcılık mesleği mensupları

vasiliği kabul etmeyebilirler. (TMK m. 417)

Vasilikten kaçınma, vesayet makamına yapılan yazılı veya sözlü beyanla mümkün olur. TMK m.422/Ⅰ’ de “Vasiliğe atanan kişi, bu durumun kendisine tebliğinden başlayarak on gün içinde vasilikten kaçınma hakkını kullanabilir.” olarak vasi olarak atanan kişinin ne kadar süre içerisinde vasilikten kaçınabileceği belirtilmiştir.

Vasinin Görevleri:

  1. Kişinin vasiliğe atanma kararı kesinleşir kesinleşmez vasi atanan kişi yöneteceği malvarlığının defterini tutmaya başlar. Bu konuda kanun maddesinden (TMK m.438) sadece vesayetin başladığı an tutulması gerekiyor gibi anlaşılsa da aslında durumu devam ettiği müddetçe defter tutmaya da devam edilmelidir.
  2. TMK 439’ a göre, vesayet altına alınan kişinin değer taşıyan eşyaları (kıymetli evrak, değerli eşya önemli belge vb.), eğer malvarlığının yönetimi bakımından bir sakıncası yoksa vesayet makamı gözetimi altında güvenli bir yere konulur. Burada saklama yükümlülüğü yönetim için gerekli olmayan mallar içindir. Yoksa yönetim için gerekli olan mallar vasi tarafından bizzat korunur.
  3. Vesayet altına alınan kişinin menfaatlerinin gerektirdiği durumlarda, değerli şeylerin dışındaki mallar, vesayet makamının da vereceği talimatlarla birlikte açık arttırma ile satılır. Kişinin kendisi ve ailesi için özel değer taşıyan malların satışına sınırlama getirilmiştir. Zorunlu bir durum olmadıkça manevi değer taşıyan eşyaların satılamayacağı kabul edilmiştir. Satış kural olarak açık arttırma ile gerçekleştirilir fakat hakim durumu göz önüne alarak pazarlıkla satışa da karar verebilir.
  4. TMK m.441/Ⅰ’ e göre “Vesayet altındaki kişinin kendisi veya malvarlığının yönetimi için gerekli olmayan paralar, faiz getirmek üzere, vesayet makamı tarafından belirlenen milli bir bankaya yatırılır veya Hazine tarafından çıkarılan menkul kıymetlere çevrilir.” Bunun yanında paranın yatırılmasını bir ay geciktiren vasi bu faiz kaybını da ödemek zorundadır.
  5. TMK m.442’ de bahsedilen sermayelerin dönüştürülmesi ise sadece vesayet altındaki kişinin korunmasına gerekli kılınan yatırım araçlarında mümkün olur. Dönüştürmede ilgili kişinin menfaati gözetilmelidir. (TMK m.442 “Yeteri kadar güven verici olmayan yatırımlar, güvenli yatırımlara dönüştürülür.”)

Vesayet altına alınan kimsenin malvarlığı içinde ticari ve sinaı bir işletme varsa ve hakim olunan görüşe göre bu ticari ve sinaı mal vasi göreve başlarken malvarlığı halinde bulunduğu ya da görevine başladıktan sonra ilgili kişi olarak işletmeyi iktisap etmişse vesayet makamı bunların işletilmesine veya tasfiyesine tek başına karar verir. Bunun yanında durum tam aksiyse, yani vesayet devam ederken bu işlemler gerçekleşiyorsa vasi yanında vesayet makamının ve denetim makamının izni alınmak zorundadır

Vesayet Altındaki Kişinin Temsili:

Vasi, vesayet altına alınan kişinin aynı zamanda da yasal temsilcisidir. Yani vasi, vesayet altına alınan kişiyi her türlü hukuki durumda temsil eder. Vasinin sahip olduğu bu temsil yetkisi yasal kaynaklı olduğu için yerine getirilmemesi durumunda vasi için sorumluluk doğurur. Fakat tabi ki mutlak temsil söz konusu değildir. Vasi, söz konusu kişinin kişiye sıkı sıkıya bağlı hakların kullanılması bakımından temsil edemez.

Vesayet altına alınan kimse eğer tam ehliyetsizse bizzat yaptığı tüm hukuksal işlemlerin batıl olması ve sonradan yasal temsilci tarafından verilecek olan icazetin o işlemi geçerli hale getiremeyeceği için bu işlemleri kişinin vasisi bizzat yapmalıdır, kanunen yasak kılınmış işlemler dışında.

Eğer ki kişi sınırlı ehliyetsizse vasi yasak kılınmış işlemler dışındaki bütün hukuksal işlemleri bizzat kendisi yapabilir. Bunun yanında vasinin de izniyle bizzat kişi de kullanabilir. İzinsiz işlem yapıldığı durumlarda da vasinin işleme sonradan icazet vermesiyle işlem geçerli hale getirilebilir. Yine vasi işleme vesayet alınan kişinin yanında katılabilir.

Vasi önemli işler için karar vermeden önce, eğer ilgili kişi düşüncelerini açıklama yeteneğine sahipse, onun görüşlerinin alma sorumluluğundadır. Fakat vasi bunu yerine getirmese bile işlem geçerlidir. Kaldı ki kişinin bu işlemi uygun bulmuş olması vasiyi sorumluluktan kurtarmaz.

Peki vesayet altındaki kişinin taşınmazının satışı durumunda ne olur?

İlgili kişinin taşınmazının satışı durumu TMK m.444’ de düzenlenmiştir. Bu kişilerin taşınmazının satışı ancak vesayet altındaki kişinin menfaati gereğince ve de vesayet makamının talimatı uyarınca mümkün olabilir. Yapılacak olan satışın şartları vesayet makamı tarafından belirlenip vasiye bildirilir. Kural olarak açık arttırma usulü ile gerçekleştirilir fakat hakim gerekli ve uygun görürse pazarlıkla da malın satışına karar verebilir.

Vasinin Vesayet Altına Alınan Kişiyi Temsil Edemeyeceği Durumlar:

Bu durumlar TMK m.449’ da sayılmıştır. Bu durumlar; vesayet altındaki kişiye kefil olmak, önemli bağışlarda bulunmak ve vakıf kurmaktır. Vasi bu sayılan işlemleri ne tam ehliyetsiz ne de sınırlı ehliyetsiz adına yapamaz. Sınırlı ehliyetsizin yaptığı bu işlemleri birine vereceği icazet dahi geçerli hale getirmez. Vasinin bu işlemleri yapması durumunda da işlem batıl olur. Kişinin ehliyetini tamamen kazandıktan sonra vasinin yapmış olduğu yasak işleme verdiği icazet işlemi geçerli kılmaz, işlemin en baştan yapılması gerekir.

Vasinin temsil yetkisini üçüncü bir kişiye devretmesi mümkün müdür?

Hayır böyle bir temsil devri mümkün değildir. Fakat vasinin temsil yetkisi çerçevesinde tek başına tek bir hukuki işlem için üçüncü bir kişiye temsil yetkisi vermesi mümkün kılınmıştır.

Vesayet Altına Alınan Kişinin Yapabileceği İşlemler:

Ayırt etme gücüne sahip ilgili kişi (sınırlı ehliyetsiz), vasisinin açık ve örtülü onamasıyla ya da sonradan verdiği icazetle yükümlülük altına girip bir hakkını kullanabilir ya da bir hakkından vazgeçebilir. Kanunen öngörülen sürede onanmayan işlem karşı tarafın bağlılığını sonlandırır.

Vesayet altına alınan kimseye vesayet makamı tarafından bir meslek ya da sanat yürütülmesi için izin verilişse vesayet altına alınan kişi bununla ilgili her türlü işi yapabilir ve bu işlerden de tüm malvarlığı ile sorumlu tutulur.

Bunların yanında ilgili kişinin malvarlığını fiilen yönetme görevi vesayet dairelerinden bağımsız olarak vasiye aittir. Fakat TMK m.455’ce kişi, bizzat kendi tasarrufuna bırakılmış olan mallar ve vasisinin izniyle çalışarak kazandığı malları serbestçe yönetir ve kullanır.

Fiil Ehliyeti Yönünden Kişilerin Ayrımı yazımıza buradan ulaşabilirsiniz.

Vesayet altına alınan kişinin kredi alması mümkün müdür?

Eğer ilgili kişi vasiden habersizce kredi almışsa borçlanma ehliyetine sahip olmadığı için işlem batıldır. Bu durumda sulh hukuk mahkemesine başvurularak bu borcun sonlandırılması istenmelidir. Fakat bu kredi alma işlemi vasinin izni ve bilgisi dahilinde de yapılmış olabilir. Kural olarak vasinin izniyle yapılmış işlemler geçerlidir ama eğer işlem vesayet altına alınanın menfaatine değilse, onu zarara sokan bir işlemse iptal edilebilir. Kişinin bu işlemden dolayı oluşan zararını da vasi karşılar.

Vasiliğin Görev Süresi ve Sona Ermesi:

Vasi kural olarak iki yıl için atanır. Vesayet makamı her defasında bu süreyi ikişer yıl olarak uzatabilir fakat vasi dört yılı doldurduğunda vasilikten kaçınma hakkını kullanabilir. (TMK m.456)

Peki vasi görevi süresince ücret alır mı ya da alabilir mi?

TMK m.457’ de vasinin ücret isteme hakkı düzenlenmiştir. Vasi hem kendi hayatına hem de vesayet altına alınan kişinin hayatına belli bir emek ve çaba sarf ettiği için bununla bağlantılı olarak vasiye belli bir ücret ödenmesi gerektiğini düzenlenmiştir. Bu yüzden vasi kendisine ücret ödenmesini isteyebilir. Bu talebe bağlı bir ödeme olacaktır. Ücretin miktarını ve ödeme şeklini vesayet makamı veya vasiyi atayan mahkeme belirler. Vesayet makamının ücretle alakalı belirlediği tüm kararlarına karşı, kararın kendisine tebliğinden itibaren 10 gün içinde denetim makamına itiraz edebilir. Denetim makamının kararı kesin bir karar teşkil eder.

Vasiliğin Sona Ermesi:

Vasilik görevi kendiliğinden sona erebileceği gibi vasi olamaya engel durumların ortaya çıkması, vasilikten kaçınma sebeplerinin varlığı ya da vasinin görevden alınması gibi kendiliğinden olmayacak şekilde de sonlanabilir.

Vasilik Görevinin Kendiliğinden Sona Ermesi:

Ⅰ- Vasinin ölümüyle birlikte vesayet kendiliğinden sona erer. Kişinin gaipliği durumunda ise vasiliğin kaldırılması söz konusu olur.

(Gaiplik: Kişinin ölüm tehlikesi içerisinde kaybolması veya kendinden uzun süre haber alınamaması durumu.)

Ⅱ- Vasinin kısıtlanmasını (fiil ehliyetinin kaybolması halinde) gerektirecek bir durumun varlığında mesela sürekli olarak ayırt etme gücünü kaybetmesi durumunda kanunen vasiliği kendiliğinden son bulur. Fakat geçici bir ayırt etme gücü kaybı söz konusu ise o zaman vesayet makamı öngörürse bu durumu vasiliği kaldırabilir, vasilik kendiliğinden son bulmaz.

Ⅲ- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunumuza göre “Kişi, kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak…vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan…yoksun bırakılır.” olarak ifade edilmiştir.

Ⅳ- Vasinin görev süresi kural olarak iki yıldır. Bu süre son bulduğunda ve ilgili makam tarafından da tekrar uzatılmadığı takdirde görevi kendiliğinden son bulunmuş olur. Fakat görevi son bulan vasi yeni bir vasi tayin edilene kadar zorunlu görevleri yerine getirme yükümlülüğündedir.

Ⅴ- Vesayetin kendiliğinden sona erdiği hallerde de, vasinin görevi kendiliğinden son bulmuş olur.

Önemle belirtmek gerekir ki makamın değişmesi vasilik görevini kendiliğinden sona erdirmez. Fakat vasilik engellerinin varlığı durumunda ya da vasinin görevden ayrılma talebi sonucunda görevi son bulabilir.

Vasilik Görevinin Kendiliğinden Sona Ermediği Haller:

Ⅰ-Vasi, görevine başladıktan sonra ortaya çıkan ya da görevine başlamasından sonra anlaşılan, vasiliğine engel olabilecek bir durumun ortaya çıkması halinde görevinden çekilmek zorundadır. Hakim vasinin bu vasiliğe engel halini görürse vasinin çekilmesini beklemeden vasiyi görevden alır. (TMK m.483)

Ⅱ- Vasi kendisi için herhangi bir vasilikten kaçınma sebebinin varlığında görev süresi bitmeden önce vasiliğin kaldırılmasını isteyebilir. Kaçınma sebepleri vasinin korunmasını amaçlar bu yüzden de makam talebi incelerken eğer önemli sebepler görürse vasinin görevine devam etmesine de karar verebilir. Yine vasi, görev süresi bitmemesi ve kaçınma sebebi olmamasına rağmen vasiliğin kaldırılmasını talep edebilir ve hakim de bunu kabul edebilir. Hukuk sistemimiz buna müsaade etmiştir.

Vasiliğin Kaldırılması-Görevden Alınması Durumu:

Vasinin görevden alınma sebeplerinden TMK m.483’ de tek tek açıklanmıştır. Bunlar;

1-Vasinin görevini ağır surette savsaklaması durumu vasiliğin kaldırılmasına sebep olur. Savsaklama durumundan kasıt vasinin vesayet altına alınan kişiye gereken özeni gösterememesi durumunu ifade eder. Vasinin kusurlu davranışı bu sonuca sebep olur.

2- Vasinin yetkilerini kötüye kullanması, vesayet altına alınan kişinin menfaatlerini zedeleyeceği için görevden alınması söz konusu olur.

3- Vasi ile vesayet altına alınan kişi veya vasi ile vesayet makamı arasındaki güven ilişkisinin ağır şekilde zedelenmesi, kopmasıyla vasiliğin görevden alınması zorunludur.

4- Vasinin borçlarını ödeyemeyip maddi açıdan zor durumda olması kendi kusuru olup olmamasına bakılmaksızın vasiliğin kaldırılmasını gerektirir. (TMK m.483/Ⅰ)

5- Vasi görevini yaparken yetersizliği yüzünden vesayet altına alınan kişinin menfaatlerinin tehlikeye düşmesi durumunda vasinin kusuru olup olmadığına bakmaksızın vesayet makamı vasiliği kaldırabilir. Yetersizlik sebepleri vasinin hastalanması, özel hayatıyla ilgili problemler vb. durumlar olabilir.

Vasiyi görevden almaya yetkili mahkeme vesayet makamı olan sulh hukuk mahkemesidir. Vasinin görevi vesayet makamını onu görevden almasıyla son bulur.

Vesayet Daireleri ve Görevleri:

a-) Şikayet ve İtiraz: Hukukumuzda vasinin işlem ve eylemlerine karşı inceleme makamı olarak vesayet makamını, vesayet makamının kararlarına karşı yapılacak olan itirazları inceleme makamı olarak da denetim makamını görevli kılmıştır. Makamın kararlarına karşı tebliğ gününden itibaren on gün içinde denetim makamına itiraz edebilir.

b-) İzin Verme: Kanun koyucu ilgili kişi için onun korunması amaçlı, hayatı için önem arz eden durumlar için sadece vasinin rızasını yeterli görmemiş ve kanun maddesinde belirttiği bazı işlem ve durumlar için vasi izninin dışında vesayet makamının hatta bazen onunda yanında denetim makamının rızasıyla işleme katılması şartını öne sürmüştür. Tüm bunlar işlemin geçerliliği bakımından tamamlayıcıdır. Bu durumda vesayet dairelerinin vereceği izin, hukuki niteliği itibariyle bir hukuksal işlem değil, yargı makamı tarafından verilen idari bir karar niteliğindedir.

Vesayet makamının iznine tabi olan işlemler (taşınmazların alımı, satımı, ilgili kişinin sanat veya meslekle uğraşması, mal rejimi sözleşmeleri, miras paylaşımı vb.) TMK m.462’ de Vesayet makamı ve denetim makamının her ikisinin de iznine tabi olan işlemler (ilgili kişinin evlat edinmesi ya da evlat edinilmesi, küçüğün ergin kılınması, mirasın kabulü veya reddi, bir işletmenin devralınması ve tasfiye edilmesi vb.) TMK m.463’de açıkça belirtilmiştir.

c-) Rapor ve Hesapların İşlenmesi: Vesayet makamı vasinin kendisine ilettiği rapor ve hesapları inceler ve gerekli görürse düzeltilmesini isteyebilir.

Vesayeti Sona Erdiren Haller:

1- Vesayet, kişinin vesayet altına girmesine sebep olan durumun ortadan kalkmasıyla son bulabilir.

2- Vasilik görevinin sona ermesiyle birlikte ortadan kalkabilir.

3- Vasinin görevden alınması durumunda da son bulur.

Vasilik görevinin sona ermesi durumundan ve vasinin görevden alınması halinden yukarıda detaylıca bahsettiğimiz için bu bölümde sadece vesayeti gerekli kılan halin ortadan kalkmasıyla vesayetin son bulma durumundan bahsedeceğiz.

Vesayeti Gerektiren Sebeplerin Ortadan Kalkmasıyla Vesayetin Sona Ermesi:

Vesayetin Kendiliğinden Sona Ermesi:

Eğer bir küçük velayet altında değil de vesayet altında bulunuyorsa, çocuğun yeniden ya da ilk kez velayet altına alınmasıyla kendiliğinden sona erer. Bunun yanında TMK m.470/Ⅰ’ de “Küçük, üzerindeki vesayet, onun ergin olmasıyla kendiliğinden sona erer.” Evlilikle ya da mahkeme kararıyla ergin kılınmış olması vesayetin kendiliğinden ortadan kalkmasını değiştirmez.

2. Hukuk Dairesi         2020/1902 E., 2020/3304 K.

“…sayılı kararıyla TMK’ nın 404 maddesi gereğince yaş küçüklüğü nedeniyle …’ın vasi olarak atandığı, boşanma davasına dair vekaletnamenin vasi …tarafından vekile verildiği anlaşılmaktadır. Kısıtlı …’ ın dava tarihi itibariyle on sekiz yaşını doldurmuş olması sebebiyle hakkındaki vesayet kararının kendiliğinden ortadan kalktığı gözetildiğinde vasi tarafından verilen vekaletname geçersizdir.”

Kanunda açıkça öngörülmemiş olsa da ilgili kişinin ölmesiyle ya da gaiplik durumunda gaipliğin ilanıyla birlikte de kendiliğinden sona erer.

2. Hukuk Dairesi         2020/2715 E., 2020/4769 K.

Davacı erkek Karaman Sulh Hukuk Mahkemesinin 2015/1634 Esas – 2016/155 Esas sayılı dosyasında kısıtlanarak kendisine oğlu …’ın vasi olarak atanmasına karar verilmiş, karar 08.03.2016 tarihinde kesinleşmiştir. Vasi tarafından yetkilendirilen vekil Av. … Akaltun tarafından eldeki boşanma davası açılmıştır. Davacı asıl bölge adliye mahkemesi karar tarihinden önce 06.12.2019 tarihinde vefat etmiştir. Bu durumda vesayet ve vekalet ölümle sona ermiş olup yetkisiz vekil tarafından yapılan temyiz geçerli bulunmadığından temyiz dilekçesinin reddi gerekmiştir…

Vesayeti gerektiren hallerden olan özgürlüğü bağlayıcı ceza sebebiyle kısıtlı halde bulunan kişinin mahkumiyetinin son bulmasıyla da vesayet ortadan kalkmış olur.

Vesayetin Mahkeme Kararıyla Sona Ermesi:

Vesayet, vesayeti gerektiren halin ortadan kalkmasıyla ya da bizzat kısıtlı kişinin veya ilgili birinin istemi üzerine vesayet makamı tarafından ortadan kaldırılabilir.

Akıl hastalığı ve zayıflığı yüzünden kısıtlanmış bireylerin üzerindeki vesayetin ortadan kaldırılması ancak kısıtlamaya sebebiyet vermiş olan halin ortadan kalkmasıyla mümkün olur. Bu durumun resmi sağlık kurulu raporuyla desteklenmesi gerekir.

Savurganlık, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşam ya da kötü yönetim yüzünden kısıtlanmış bireylerin üzerlerindeki vesayetin ortadan kalkması, ancak bireyin vesayet altına alınmasına sebep olmuş durumla alakalı en az bir yıldan beri bir şikayet olmaması durumunda mümkün olur.

Kişi eğer kendi isteğiyle kısıtlanmışsa onun üzerindeki vesayetin kaldırılması, kısıtlamayı gerektiren halin ortadan kalkmasıyla mümkün olur.

Kısıtlama eğer ilansız yapılmışsa vesayeti ortadan kaldırma durumu da ilansız yapılır.

Vesayetin Sona Ermesinin Sonuçları:

Görevi sona ermiş olan vasi kesin hesabı ve yönetimle ilgili son raporu ilgili makama vermekle yükümlüdür. Bunlar ilgili makam tarafından incelenmeli ve onaylanmalı. Bunun yanında zilyetliğinde bulunan malvarlığını vesayet altındaki kişiye, mirasçılarına ya da yeni vasiye teslim etmelidir. Tüm bunların tamamlanmasıyla birlikte de ilgili kişi, mirasçısına ya da yeni vasiye tebliğ edilmelidir.


Kaynakça:

-Prof. Dr. Mustafa Dural, Prof. Dr. Tufan Öğüz, Prof. Dr. Mustafa Alper Gümüş Türk Özel Hukuku – Aile Hukuku – Cilt Ⅲ (sf. 410 – 453)

-Prof. Dr. Nevzat Koç – Türk Medeni Kanunundaki Düzenlemeler Işığında Vesayet Hukukuna Genel Bir Bakış (sf. 99 – 120)

-Prof. Dr. Ahmet M. Kılıçoğlu – Aile Hukuku (sf.412 – 425)

-Vesayet İşlemleri ve Vasilik Süreci Hakkında Açıklayıcı Rehber – Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğü – 2020

-Türk Medeni Kanunu (m. 396 -494)

-Yargıtay Kararları


Yazar:

Fatma ALGIN

(İletişim)

(Arşivlenen Yazar)

Bir cevap yazın

Yorumunuza yalnızca isminizi eklemeniz yeterlidir.

Yorum yaptığınızda, isminiz bir dahaki sefere hatırlatılmak üzere tarayıcınıza kaydedilebilir. Detaylı bilgi için Kullanım Koşulları ile Gizlilik ve Çerez Politikamızı okuyabilirsiniz.