Adli Kontrol: Tutuklamanın Alternatifi

Tutuklama gibi ağır bir tedbir yerine, daha hafif tedbirlerle şüphelinin veya sanığın kaçmasını veya delilleri karartmasını önlemenin mümkün olması durumunda, tutuklamaya başvurulmaz. Tutuklamanın işlevini görecek alternatif tedbirlere, adli kontrol adı verilmiştir.

Adli kontrol, şüpheli veya sanığın Yasa’da gösterilen bir veya birden fazla yükümlülüğe tabi tutulmasını içerir (CMK m. 109/3).

Adli Kontrol Uygulanmasının Koşulları

Adli kontrol, tutuklama yerine uygulanan bir tedbirdir. Bu nedenle, tedbirin uygulanabilmesi için gerekli olan tek şart tutuklamanın koşullarının gerçekleşmiş olmasıdır. Tutuklama yerine doğrudan doğruya adli kontrol tedbirine başvurulabileceği gibi; CMK m.102’de gösterilen yasal tutukluluk süreleri dolduğu için salıverilenler hakkında da adli kontrol uygulanabilir (CMK m. 109/7). Birinci halde tutuklamanın koşulları gerçekleşmiş, ikinci halde ise tutuklamanın koşulları devam ediyor olmalıdır.

Yasa’da tutuklama yasağı öngörülen hallerde de, adli kontrole ilişkin hükümler uygulanabilir (CMK m. 109/2). Sadece adli para cezasını gerektiren veya vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç olmak üzere hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama yasağı söz konusudur (CMK m.100/4).

Diğer bir tutuklama yasağına ise Çocuk Koruma Kanunu’nda yer verilmiştir. On beş yaşını doldurmamış çocuklar hakkında üst sınırı beş yılı aşmayan hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı tutuklama kararı verilemez (ÇKK m.21); ancak, adli kontrol uygulanabilir.

Adli Kontrol Tedbiri Kapsamındaki Yükümlülükler

Adli kontrol, şüphelinin veya sanığın bir veya birden fazla yükümlülüğe tâbi tutulmasını içerir. Bu yükümlülükler şunlardır (CMK m. 109/3): 

1) Yurt dışına çıkmama, 

2) hâkim tarafından belirlenen yerlere, belirtilen süreler içinde düzenli olarak başvurma, 

3) hâkimin belirttiği merci veya kişilerin çağrılarına ve gerektiğinde mesleki uğraşlarına ilişkin veya eğitime devam konularındaki kontrol tedbirlerine uyma, 

4) her türlü taşıtları veya bunlardan bazılarını kullanamama ve gerektiğinde mahkeme kalemine (yazı işlerine), makbuz karşılığında sürücü belgesini teslim etme, 

5) özellikle uyuşturucu, uyarıcı veya uçucu maddeler ile alkol bağımlılığından arınmak amacıyla, hastaneye yatmak dahil, tedavi veya muayene tedbirlerine tâbi olma ve bunları kabul etme, 

6) şüphelinin parasal durumu göz önünde bulundurularak, miktarı ve bir defada veya birden çok taksitlerle ödeme süreleri, Cumhuriyet savcısının isteği üzerine hâkimce belirlenecek bir güvence miktarını yatırma, 

7) silah bulundurmama veya taşımama, gerektiğinde sahip olunan silahları makbuz karşılığında adli emanete teslim etme, 

8) Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim tarafından miktarı ve ödeme süresi belirlenecek parayı suç mağdurunun haklarını güvence altına almak üzere ayni veya kişisel güvenceye bağlama, 

9) aile yükümlülüklerini yerine getireceğine ve adli kararlar gereğince ödemeye mahkûm edildiği nafakayı düzenli olarak ödeyeceğine dair güvence verme, 

10) konutunu terk etmeme, 

11) belirli bir yerleşim bölgesini terk etmeme, 

12) belirlenen yer veya bölgelere gitmeme. [1]

Taşıt kullanmama ve gerektiğinde sürücü belgesini teslim etme yükümlülüğünün söz konusu olduğu hallerde ise hâkim veya Cumhuriyet savcısı şüphelinin mesleki uğraşılarında araç kullanmasına sürekli veya geçici olarak izin verebilir (CMK m. 109/5).

Çocuklar, Çocuk Koruma Yasası’na göre, CMK m. 109’da sayılan ve yukarıda gösterilen tedbirlerin yanı sıra, adli kontrol tedbiri adı altında şu yükümlülüklere tâbi tutulabilirler: 1) Belirlenen çevre sınırları dışına çıkmama, 2) belirlenen yerlere gitmeme veya ancak bazı yerlere gidebilme, 3) belirlenen kişi ve kuruluşlarla ilişki kurmama. Hâkim çocuklar hakkında, Ceza Muhakemesi Yasası ile Çocuk Koruma Yasası’nda gösterilen tedbirlerden bir veya birkaçına karar verebilir (ÇKK m.20). Çocuk Koruma Yasası’nda hüküm bulunmayan hallerde Ceza Muhakemesi Yasası hükümleri uygulanacağından, adli kontrole ilişkin genel koşullar, örneğin, “tutuklamanın koşullarının gerçekleşmiş olması” koşulu on beş yaşını tamamlamamış çocuklar için de geçerli olacaktır (ÇKK m.42).

Kararı Vermeye Yetkili Merciler

Cumhuriyet savcısı soruşturma evresinde, tutuklama talep eder ve talebinde adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirten hukuki ve fiili nedenlere yer verir (CMK m. 101/1). Genel kural soruşturma evresinde sulh ceza hâkiminin Cumhuriyet savcısının talep ettiği konularda karar vermesidir (CMK m.162). Ancak, bu tedbiri tutuklama tedbirinin bir alternatifi olarak kabul edilmiştir. Ayrıca, Cumhuriyet savcısı aslında tutuklama ve tutuklamanın koşulları gerçekleşmişse adli kontrol talep edebilmektedir (CMK m.101/1-2). Tutuklama talebi içinde de adli kontrol talebi mevcuttur. Sulh ceza hâkimi Cumhuriyet savcısının yeterli gördüğü tutuklama gerekçelerini yetersiz, Cumhuriyet savcısının yeterli görmediği adli kontrol talebinin hukuki ve fiili nedenlerini ise yeterli görebilir ve tutuklama talebini reddederek adli kontrole karar verebilir.

Cumhuriyet savcısı soruşturma evresinde tutuklama talep etmeden doğrudan sulh ceza hâkiminden adli kontrol talep edebilir (CMK m.110/1,162).

Cumhuriyet savcısı soruşturma evresinde, tutuklu şüphelinin adli kontrol altına alınarak serbest bırakılmasını da sulh ceza hâkiminden talep edebilir. Şüpheli ve müdafi de tutuklama kararının kaldırılarak adli kontrolle salıverilme talep edebilir (CMK m.103/1).

Soruşturma evresinde sulh ceza hâkimi, zorunlu savcılık yaptığı hallerde bu tedbire, talep olmasa da, re’sen karar verebilir (CMK m.163).

Kovuşturma evresinde bu tedbire, gerekli görüldüğünde mahkeme karar verir (CMK m.110/3). Mahkeme, bu tedbire yukarıda belirtilen ihtimallere göre Cumhuriyet savcısının, sanığın, müdafiin talebi üzerine veya re’sen karar verilebilir.

Kararının Değiştirilmesi ve Sona Ermesi

Soruşturma evresinde sulh ceza hâkimi, kovuşturma evresinde mahkeme adli kontrol uygulaması esnasında, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine, kontrolün içeriğini oluşturan yükümlülükleri bütünüyle veya kısmen kaldırabilir, değiştirebilir veya şüpheliyi bunlardan bazılarına uymaktan geçici olarak muaf tutabilir (CMK m.110/2-3).

Şüpheli/sanık da bu tedbirdeki yükümlülüklerin değiştirilmesini, bütünüyle veya kısmen kaldırılmasını, bu yükümlülüklerden bazılarından geçici olarak muaf tutulmasını, soruşturma evresinde sulh ceza hâkiminden, kovuşturma evresinde mahkemeden isteyebilir. Bu halde hâkim veya mahkeme Cumhuriyet savcısının görüşünü aldıktan sonra beş gün içinde karar verir (CMK m.33,111/1).

Tutuklama süreli olduğu halde, adli kontrol için üst süre öngörülmemiştir.

Soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı, adli kontrolün artık gereksiz olduğu kanısına varacak olursa, re’sen adli kontrolü kaldırarak şüpheliyi serbest bırakır. Kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiğinde de şüpheli serbest kalır (CMK m.103/2).

Adli Kontrol Kararına Karşı Kanun Yolu

Adli kontrole ilişkin kararlara itiraz edilebilir (CMK m. 111/2). Kararın hangi merciden verildiği önem taşımaz. Soruşturma evresinde sulh ceza hâkimince, kovuşturma evresinde mahkemece verilen adli kontrole ilişkin tüm kararlara karşı itiraz yasa yolu açıktır.

Adli Kontrol Kararının İçerdiği Yükümlülüklere Uymamanın Yaptırımı

Doğrudan hükmedilen adli kontrol tedbirinin içerdiği yükümlülüğü isteyerek yerine getirmeyen şüpheli veya sanık hakkında, hükmedilebilecek hapis cezasının süresi ne olursa olsun, yetkili yargı mercii hemen tutuklama kararı verebilir (CMK m.112/1).

Azami tutukluluk süresinin dolması nedeniyle verilen adli kontrol hükümlerini isteyerek yerine getirmeyen şüpheli veya sanık hakkında da yetkili yargı mercii hemen tutuklama kararı verebilir. Ancak bu halde tutuklama süresi ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde dokuz aydan, diğer işlerde iki aydan fazla olamaz (CMK m. 112/2).

Adli para cezasını gerektiren suçlarda adli kontrole hükmedildiğinde (CMK m.109/2, 100/4); yükümlülükleri yerine getirmeyen şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilemez.

Çocuk Koruma Yasası’na göre ise adli kontrol adı altında öngörülen yükümlülüklerden sonuç alınamaması veya sonuç alınamayacağının anlaşılması veya yükümlülüklere uyulmaması durumunda tutuklama kararı verilebilir (ÇKK m.20/2).

Adli Kontrolün Cezadan Mahsubu

Adli kontrol altında geçen süre, kişisel özgürlüğü sınırlama nedeni sayılarak cezadan mahsup edilemez. Ancak, uyuşturucu, uyarıcı veya uçucu maddeler ile alkol bağımlılığından arınmak amacıyla hastaneye yatma yükümlülüğünün uygulanması halinde, mahsup mümkündür (CMK m. 109/6).


[1] 5402 sayılı Denetimli Serbestlik Hizmetleri Kanunu’nun “elektronik cihazların kullanılması suretiyle takip” başlıklı 15/A maddesine göre; “şüpheli, sanık ve hükümlülerin toplum içinde izlenmesi, gözetimi ve denetimi elektronik cihazların kullanılması suretiyle de yerine getirilebilir.” Yurtdışına çıkmamak, konutunu terk etmemek, belirli bir yerleşim bölgesini terk etmemek ve belirlenen yer veya yerlere gitmemek ya da ancak bazı yerlere gidebilmek yükümlülüklerini içeren adli kontrol talebine karar verilen şüpheli veya sanıkların toplum içinde izlenmesi, denetim ve takibi elektronik kelepçe ile yerine getirilebilir.

KAYNAKÇA

Centel/Zafer, Ceza Muhakemesi Hukuku syf. 437- 442

Çocuk Koruma Kanunu

Ceza Muhakemesi

Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği


Bir cevap yazın

Yorumunuza yalnızca isminizi eklemeniz yeterlidir.

Yorum yaptığınızda, isminiz bir dahaki sefere hatırlatılmak üzere tarayıcınıza kaydedilebilir. Detaylı bilgi için Kullanım Koşulları ile Gizlilik ve Çerez Politikamızı okuyabilirsiniz.