Sıra cetveline itiraz uygulanmasının açıklanmasından evvel, cebri icranın bu husustaki amacına kısaca değinmekte fayda vardır. Cebri icra hukukunun temel amaçlarından biri, borçlunun haczedilen mallarının paraya çevrilmesiyle elde edilen bedelin, alacaklılar arasında hakkaniyet ve kanunun öngördüğü öncelik kurallarına uygun olarak paylaştırılmasıdır.
Sıra Cetveli Nedir?
İcra dosyasındaki paylaştırma sürecinin ana belgesi, paranın paylaştırılmasına esas teşkil eden; alacaklıların, alacak miktarlarının ve sahip oldukları imtiyazların (önceliklerin) belirlendiği resmi bir liste olarak ifade edilebilir. Bu cetvel, alacaklıların tatmin sırasını ve miktarını göstererek, icra takibinin son aşamasını bir nevi somutlaştırmaktadır.
Sıra cetveli nedir sorusu netlik kazandığına göre sırada; alacaklılar arasında rekabetin ve menfaat çatışmasının doğal bir sonucu olarak, hazırlanan sıra cetvelindeki bir alacaklının sırasına, alacağının miktarına veya imtiyazına itiraz edilmesi hukuki bir zorunluluk olarak ortaya çıkabilmektedir. Bu itiraz mekanizması, sıra cetveline itiraz olarak adlandırılan ve alacaklıların maddi hukuktan kaynaklanan haklarını korumayı amaçlayan özel bir dava türüyle gerçekleştirilir.
Sıra cetveline itiraz kurumu, paylaştırma işleminin hukuka uygunluğunu sağlamak ve haksız bir paylaştırmanın önüne geçmek için kritik öneme sahiptir. Bu hukuki müessese, yalnızca takip hukukunun bir denetim yolu olmayıp, aynı zamanda alacaklıların gerçek alacak hakkının varlığını ve kapsamını yargısal bir zeminde tartışabilmelerine olanak tanımaktadır.
Bu yazının konusu “Sıra Cetveline İtiraz Davası” ile sınırlı ele alınmıştır. Nitekim, sıra cetveline karşı yapılan şikayet uygulaması bazı noktalarla ayrılmakta olup farklı bir uygulama gerektirmektedir. Ayrıca, bu yazı hacizde sıra cetveline itiraz davası hususlarını içermekte olup iflasta düzenlenen sıra cetveli ve itiraz uygulamasından farklılıklar göstermektedir. İflasta sıra cetveline itiraz farklı bir yazı konusu olarak ele alınacaktır.
Sıra Cetveline İtiraz ve Şikayet Farkı
Sıra cetveline itiraz davası, bir alacaklının, sıra cetvelinde kendisine pay ayrılan başka bir alacaklının alacağının esasına yahut miktarına itirazını öne sürerek cetvelin iptalini veya değiştirilmesini talep etmesi anlamına gelir. Bu dava, icra dairesi veya icra mahkemesinin inceleme yetkisini aşan, alacağın gerçekte var olup olmadığı gibi maddi hukuka ilişkin çekişmeli konuları çözmeyi amaçlar. Bu nedenle itiraz davası, uyuşmazlığın niteliğine göre genel mahkemelerde (asliye hukuk, ticaret veya iş mahkemeleri) görülmektedir.
Buna karşılık, sıra cetveline karşı şikayet yolu, yalnızca sıra cetvelinin düzenlenmesinde uygulanan takip hukuku kurallarına aykırılık iddiasına veya sıraya ilişkin itiraza dayanarak, icra memurlarının işlemlerine karşı başvurulan, takip hukukuna özgü bir hukuki çaredir. Şikayet yolu, genel mahkemelerde değil, İcra Mahkemesi’nde incelenmektedir.
Not: Her iki başvuru yolu için de, sıra cetvelinin tebliğinden itibaren kural olarak (7) yedi günlük hak düşürücü süre içinde başvuru yapılmalıdır.
Sıra Cetveline İtiraz ve Şikayet Farkı Karşılaştırma:
| Özellik | Şikayet | İtiraz Davası |
| İtirazın Konusu | Usule aykırı işlemler veya alacaklının kendi sırasına yönelik itirazlar. | Başka bir alacaklının alacağının esasına (varlığına) veya miktarına yönelik itirazlar. |
| Dayandığı Hukuk Dalı | Takip Hukuku (İcra Usul Hukuku) | Maddi Hukuk |
| Görevli Mahkeme | İcra Mahkemesi | Genel Mahkemeler (Asliye Hukuk Mahkemesi) |
| Amacı | Usule aykırı bir durumun düzeltilmesini sağlamak. | Haksız veya muvazaalı bir alacağı saf dışı bırakarak pay dağılımını yeniden hesaplatmak. |
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 2019/4117 E. , 2019/5616 K.
“Şikayet yalnızca sıraya ise görevli mahkeme icra hukuk mahkemesidir. Ancak dosya kapsamında davacı …. şirketi vekili tarafından sıra cetvelinin hatalı olduğu ayrıca alacağın esasına yönelik de itirazda bulunulduğunun belirtilmesi karşısında hem esasa hem de sıraya itiraz edilmesi nedeniyle uyuşmazlığın hallinin genel mahkemede çözülmesi gerekir”
Sıra Cetveli İtiraz Davası Hukuki Niteliği
Sıra cetveline itiraz davası ile temel amaç, alacaklılar arasındaki pay dağılımının adil ve hukuka uygun olmasını sağlamaktır. Bu dava yoluyla bir alacaklı, sıra cetvelinde yer alan başka bir alacaklının aslında var olmayan, muvazaalı (danışıklı) bir işleme dayanan veya miktarı şişirilmiş olan alacağına karşı koyabilir. Böylece, haksız yere pay alacak bir alacaklının alacağı iptal edilerek veya düşürülerek, diğer hak sahibi alacaklıların daha fazla pay alması hedeflenir.
Hukuki niteliği bakımından doktrinde ve uygulamada tartışmalar olsa da, bu davanın baskın görüşe göre bir inşai dava (kurucu dava) olduğu kabul edilmektedir. İsviçre hukukunda da bu görüş hakimdir. Dava sonucunda verilen karar, mevcut hukuki durumu (sıra cetvelindeki ödeme planını) değiştirerek yeni bir hukuki durum yarattığı için bu niteliği taşıdığı kanaati kabul görmektedir. Zira mahkeme, sadece bir durumu tespit etmekle kalmaz, aynı zamanda pay dağılımını yeniden şekillendirmektedir.
Sıra Cetveline İtiraz Davasını Kimler Açabilir?
Peki, sıra cetveline itiraz davasını kimler açabilir?
İlk olarak davanın davacısı, sıra cetvelinde adı bulunan bir alacaklı olması ve bu davayı açmakta hukuki yararı bulunması gerekir. Bir alacaklının hukuki yararı, başka bir alacaklının alacağına veya sırasına itiraz etmesi sonucunda kendi alacağının tahsilat durumunun iyileşmesi halinde mevcuttur. Bu nedenle, bir alacaklı genellikle kendisiyle aynı sırada veya kendisinden daha üst sırada yer alan başka bir alacaklıya karşı dava açabilir. Alt sıradaki bir alacaklıya itiraz etmek, üst sıradaki alacaklının durumunu etkilemeyeceğinden, kural olarak hukuki yarar yoktur.
Borçlu Sıra Cetveline İtiraz Davası Açabilir mi?
Borçlunun, bu davayı açma gibi bir hakkı söz konusu olamaz; zira bu hukuki yol, borcun ödenememesi durumunda alacaklılar arasındaki menfaat çatışmalarını çözmek için tasarlanmıştır. Borçlunun ise haklarını korumak için menfi tespit davası gibi farklı dava yollarına başvurma imkanı vardır.
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 2018/234 E. 2020/3613 K.
“Bu hak kanunla ancak alacaklıya verilmiş olup borçlunun dava açma hakkı yoktur.”
Sıra Cetveline İtiraz Sebepleri
Bu davanın emelde dayandığı iki ana sebebi şöyle açıklayabiliriz:
Alacağın Esasına Yönelik İtirazlar: Bu durumda davacı, davalı alacaklının alacağının maddi hukuk bakımından hiç var olmadığını veya geçersiz olduğunu iddia eder. Sıkça rastlanan örnekler şunlardır:
- Alacağın muvazaalı (danışıklı) bir işleme dayanması.
- Borcun davalı alacaklıya daha önceden ödenmiş olmasına rağmen hala cetvelde yer alması.
- Alacağa kaynaklık eden hukuki ilişkinin (örneğin sözleşmenin) geçersiz olması.
- İpoteğin yasal bir dayanağının bulunmadığı veya ipoteği kuran resmi senedin geçersiz olduğu iddiası.
- Davalı alacaklının alacağının zamanaşımına uğradığı iddiası.
Alacağın Miktarına Yönelik İtirazlar: Burada ise alacağın varlığı kabul edilmekle birlikte, cetvelde gösterilen miktarının gerçeğinden fazla olduğu ileri sürülür. Örnek olarak şunlar gösterilebilir:
- Faizin yanlış veya fahiş hesaplanmış olması.
- Üst sınır (maksimal) ipoteği ile teminat altına alınmış bir alacağın, ipotek limitini aşan bir tutarla sıra cetveline yazılması.
- Rehin sözleşmesinin geçerliliğine rağmen, rehinli alacağın miktarının hatalı olduğu iddiası.
Sıra Cetveline İtiraz Davası Usulü
Sıra cetveline itiraz nasıl yapılır ve sıra cetveline itiraz nereye yapılır sorularının yanıtları, söz konusu davanın usul hükümleri kapsamında açıklanabilir.
Sıra Cetveli İtiraz Süresi
Dava açma süresi, bu sürecin en kritik noktası denilebilir. Zira bu süreye riayet edilmezse hak kaybı yaşanabilmektedir.
Sıra cetveli itiraz süresi 7 gündür. Bu 7 günlük süre, sıra cetvelinin alacaklıya usulüne uygun olarak tebliğ edildiği tarihten itibaren başlar.
İtiraz süresi “hak düşürücü süre” niteliğinde olup bu sürenin kaçırılması halinde dava açma hakkının bir daha kullanılamayacak şekilde ortadan kalktığı anlamına gelmektedir. Mahkeme, sürenin geçip geçmediğini re’sen (kendiliğinden) dikkate almalıdır. Bu nedenle, 7 günlük süreye riayet etmek mutlak bir zorunluluk olarak ifade edilebilir.
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 2018/234 E. , 2020/3613 K.
“Kendisine sıra cetvelinde yer verilmesi gerektiğini düşünen ancak sıra cetvelinde yer almamış olan veya sıra cetveli kendisine hiç tebliğ edilmemiş olan alacaklı, sıra cetvelinin içeriğini öğrendiği tarihten itibaren yedi gün içinde sıra cetveline karşı şikayet/itiraz yoluna başvurabilir.”
Ek Bilgi:
* Maaş Haczi ile İlgili Yapılan Sıralama İİK. 140/1 Sıra Cetveli Niteliğinde Değildir.
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 2016/3802 E. 2019/471 K.
“İİK’nın 355. maddesi uyarınca düzenlenen ve maaş hacizleri ile ilgili yapılan sıralamanın İİK’nın 140/1. maddesinde tanımlanan sıra cetveli niteliğinde olduğundan söz edilemez. Bu bakımdan, maaş hacizlerinde İİK’nın 142/1. maddesinde düzenlenen hak düşürücü sürenin uygulanması da mümkün değildir.”
Sıra Cetveline İtiraz Görevli Mahkeme
Sıra cetveline itiraz görevli mahkeme genel kural olarak Asliye Hukuk Mahkemesi‘dir.
Ancak, itiraz edilen alacağın niteliğine göre görevli mahkeme değişebildiği hususunda görüşler bulunmaktadır. Örneğin, alacak ticari bir ilişkiden kaynaklanıyorsa Asliye Ticaret Mahkemesi, işçi-işveren ilişkisinden kaynaklanıyorsa İş Mahkemesi görevli olacağı bazı aksi yönde verilmiş (2008 tarihli) Yargıtay içtihadına rağmen doktrinde kabul edilen bir durumdur (Börü/Koçyiğit, s. 505.).
Sıra Cetveline İtiraz Yetkili Mahkeme
Sıra cetveline itiraz hangi mahkemede açılır?
İtiraz davası hangi mahkemede açılır sorusunun cevabı kanunda açıkça vurgulanmaktadır. Yetkili mahkeme, icra takibinin yapıldığı yerdeki mahkemedir. bir diğer ifadeyle, sıra cetvelini düzenleyen icra dairesinin bulunduğu yargı çevresindeki görevli mahkemede dava açılması gerekmektedir.
Yargılama Usulü
Sıra cetveline itiraz basit yargılama mı?
Sıra cetveline itiraz davası, basit yargılama usulüne tabi olan davalardandır. Bu, davanın daha hızlı ve daha az masraflı bir şekilde sonuçlandırılmasını amaçlar.
İspat Yükü
İspat Yükü (Burden of Proof), davanın en önemli özelliklerinden biri de ispat yükünün kime ait olduğudur. Genel kuralın aksine, bu itiraz davasında ispat yükü, alacağına itiraz edilen davalı alacaklı üzerindedir. Davalı alacaklı, alacağının gerçek ve iddia ettiği miktarda olduğunu hukuka uygun delillerle mahkemeye ispat etmek zorundadır.
Ek Bilgi:
> Maaş haczinde yapılan sıralamada ispat yükü davacı üzerindedir.*
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 2018/2133 E. 2021/87 K.
“Maaş haczinde yapılan sıralamaya vaki muvazaa iddialarında genel muvazaada olduğu gibi ispat yükü davacıdadır.
… sıra cetvellerinde ispat yükünün davalıda olduğu kuralının maaş haczinde de uygulanması mümkün değildir.”
Zira, borçlunun maaşına yazılan haciz yazılarının sıraya konması ve bu sıra ile ödeme yapılması İİk. 140 kapsamında sıra cetveli olarak kabul edilmez.
Sıra cetveline itiraz edilmezse ne olur?
Yasal süreler içinde sıra cetveline karşı şikayet veya itiraz davası yoluyla herhangi bir başvuruda bulunulmazsa, sıra cetveli kesinleşir. Sıra cetveli kesinleşme süresi itiraz hakkı olan her alacaklı için tebliğden itibaren 7 gündür. Cetvel kesinleştikten sonra, icra dairesi parayı cetvelde belirtilen sıra ve oranlara göre alacaklılara dağıtır ve bu dağıtım artık geri alınamaz.
Kanun koyucunun bu kısa süreyi hak düşürücü olarak düzenlemesinin ardındaki amaç, takibi akamete uğratmak isteyen alacaklıların diledikleri zaman dava açmasını engellemektir.
Sıra cetvelinin borçluya tebliği gerekir mi?
İİK. 141. madde düzenlemesi uyarınca sıra cetvelinin “ilgililerine” tebliği zorunluluğu bulunmaktadır. Sıra cetvelinin, icra dosyasının “ilgililerine” tebliğ edilmesi zorunludur. Borçlu, icra takibinin asli tarafı ve en önemli ilgilisi olduğundan, sıra cetvelinin borçluya tebliği gerekir mi sorusunun cevabı olumludur. Tebliğ, yasadan kaynaklı bir gerekliliktir.
Bu dava, alacaklıların kendi aralarındaki paylaşımı etkiler. Dava açıldığında, borçlunun hukuki durumu veya borcunun miktarı etkilenmemektedir.
Yargıtay kararları borçluya yapılan tebliğin hukuki sonuçlarından ziyade, sürelerin başlaması için alacaklılara ve onların vekillerine yapılması gereken tebliğe odaklanmaktadır.
İtiraz Davası Sürerken Para Dağıtımı Yapılır Mı?
Bu tiraz davası (İİK m. 142), temel olarak davacı alacaklı ile davalı alacaklı arasındaki alacağın esasına veya miktarına yönelik bir çekişmeyi çözer. Mahkemenin vereceği karar (eda veya inşai hüküm), yalnızca davanın tarafları arasında hüküm ve sonuç doğuracaktır.
Bir alacaklı, bu davayı açmakla, diğer alacaklıların alacaklarının varlığına veya sırasına itiraz etme hakkını kaybetmiş olan diğer alacaklıların haklarını etkilemez. Dolayısıyla, davanın tarafı olmayan ve sıraları kanuni süreler içinde itiraz veya şikayet yoluyla çekişmeli hale getirilmediği için kesinleşmiş olan alacaklılara ait payların ödenmesi gerekir. Aksi bir uygulama, takip hukukunun temel amacı olan alacaklının alacağına kavuşmasının sağlanmasını geciktirir ve hukuki belirsizlik yaratacaktır.
Ancak, itiraz davasında verilen karar, davacı ve davalı taraflar arasında kesinleşmediği sürece, davanın tarafları bakımından paylaştırma yapılması da söz konusu olamaz.
Kaynak:
- Atalı, M. /Ermenek, İ.: İcra ve İflas Hukuku
- Coşkun, M. : Hacizde ve İflasta Sıra Cetveli
- İsmail Ercan: İcra ve İflas Hukuku (5. baskı)
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu

Bir yanıt yazın