Borçlunun Temerrüdü Ve Temerrüdün Koşulları

Genel Olarak

Temerrüt sözlükte direnim, kafa tutma anlamlarına gelmekte olup TBK’da kavramın tanımı tam olarak yapılmamıştır. Borçlunun  temerüdü, borçlunun  borçlandığı edimi borca  aykırı olarak zamanında ifa etmemesi  sebebiyle içine düştüğü sorumluluk halidir şeklinde kısaca  tanımlayabiliriz.Bir başka deyişle  borçlunun  ifasıyla yükümlü olduğu borcu yerine getirmemekte direnmesidir. Borçlunun temerrüdünün söz konusu olabilmesi  için öncelik olarak  borcun muaccel hale gelmiş olması ve ifa edilmesi mümkün bir borç olması gerekmektedir. Borçlunun temerrüdü Türk Borçlar Kanunun 117 ve 126. Maddeleri arasında düzenlenmiştir.

Borcun ifa edilmemesi hallerinden birisi olan temerrüt, hem alacaklı hem de borçlu için geçerli bir kavramdır. Bu yüzden temerrüt , alacaklının aleyhine de sonuçlar doğurabilir. Yazıda inceleyeceğimiz kısım ise borçlunun  temerrüde düşme hali olacaktır.

Borçlunun Temerrüdü

Borç ilişkisi, alacaklı ve borçlu arasında kurulan , alacaklı tarafa borçludan belirli bir edimi isteme yetkisi veren borçluya da belirli edimi ifa ile yükümlü kılan hukuki bir ilişkidir. Borç ilişkisi geçici bir ilişki olup borcu sona erdiren davranışın yerine getirilmesiyle son bulur. Borç ilişkisinin konusu olan edimin ifası  her zaman yerine getirilmeyebilir. Borçlunun  temerrüdü, işte bu borç ilişkilerindeki borcun konusu olan edimin ifa edilmemesi hallerinden birisidir. Borçlunun temerrüdü haricinde , sonraki kusurlu imkansızlık ve kötü ifa da borcun ifa edilmemesi hallerinden diğer ikisidir. Borçlu, alacaklıya ifa etmekle yükümlü olduğu edimi borcun muaccel olmasıyla zamanında ifa edememesi ve ifanın borca aykırı olarak gecikmesi , borçlunun temerrüdüne sebebiyet verir. Temerrüde düşen borçluya da mütemerrit denmektedir.

Sürekli edimlerde borçlunun temerrüdünden söz edilebilir mi?

Borcun konusu edim konu , nitelik ve sürelerine göre çeşitlere ayrılır. Sürelerine göre ani, dönemli ve sürekli edimler sınıflandırması mevcuttur. Ani edim borçlanılan edimin tek bir davranışla yerine getirilmesi olup (örneğin satış sözleşmesi) sürekli edim de ise borçlunun borçlandığı edimi zaman içinde sürekli davranışlarla yerine getirmesidir (örneğin hizmet sözleşmesi, kira sözleşmesi gibi).  Sürekli borç ilişkilerinde temerrüt konusu tartışmalı bir mevzu olmakla birlikte bu konuda farklı görüşler mevcuttur. Kimi görüşlere göre sürekli borçlar zaman yönünden devamlılık gösterdiği için herhangi bir anda ifa edilebilir bu yüzden  öngörülen süre zarfında ifa edilemediği takdirde temerrüt değil , ifa imkansızlığı söz konusu olur. Türk Borçlar Kanunu ise ani borç sürekli borç ayrımı yapmamıştır. Sürekli borçlarda da borçlunun temerrüdünden söz edilir.

Yan yükümlülüklerin ifası  temerrüt kapsamında mıdır?

Temerrüt asli edim ve yan edimin ifasındaki gecikmelerde uygulanırken yan yükümlülükler için temerrüt durumu geçerli değildir. Yan yükümlülükler bağımsız olarak varlıkları olmadığı için dava yoluyla da ifasının talep edilmesi mümkün değildir. Yan yükümlülükler şartları sağlıyorsa ancak tazminatla talep edilebilirler.

Borçlunun Temerrüdü Koşulları

TBK.md.117 borçlunun temerrüdünün koşularını saymıştır. Bunları şu şekilde sayabiliriz:

1) Borcun ediminin ifası mümkün olmalıdır.

Borcun ediminin ifasının mümkün olması borçlunun temerrüdünün ilk koşuludur.Borç ilşkisinin doğduğu andan itibaren hatta borç muaccel olduktan sonra da halen  edimin ifasının mümkün olması gerekmektedir. Edimin ifasının mümkün olmadığı hallerde ise imkansızlık durumu ortaya çıkar.

Borç ilşikisinin doğduğu anda edim imkansız olabaileceği gibi borç doğduktan sonra da borçludan kaynaklanmayan sebeplerden ötürü de edimin ifasında imkansızlık söz konusu olabilir. Objektif imkansızlık dediğimiz bu durumda temerrüt de sona ermektedir. Fakat sübjektif imkansızlık borçlunun kendisinden kaynaklı  meydana geldiğinden temerrüt durumu  devam eder. 

2) Borç muaccel olmalıdır.

Borcun muaccel olabilmesi için öncelikle  geçerli ve  hukuki sonuç doğuran bir borç ilişkisinin varlığı gereklidir.  TBK.m.27 Kanunun emredici hükümlerine , ahlaka , kamu düzenine ,kişilik haklarına aykırı veya konusu imkansız olan sözleşmeleri kesin hükümsüz saymıştır. Bu açıdan tarafların yükümlü oldukları borç ilişkilerinde borcun konusunun yani edimin ifa edilebilmesi için  kanunda belirtilen sınırlamalara aykırı olmaması gerekmektedir. Ayrıca  işlemin şekil şartına uygun yapılması, irade beyanında bulunacak tarafların ehliyetsizliği ve irade ile beyanın birbiriyle uyuşmaması halinde geçerli bir borç ilişkisinden söz edilemeyeceği gibi muacceliyet kavramı da yer bulmaz.

Borcun ifa edilmesi için vadesinin gelmiş olması gerekir. Vadesi gelen borca ise muaccel borç denir. İfa zamanını taraflar arasında belirlenmiş  ise borç muaccel olmadığı sürece borçlununn temerrüde düşmesinden de bahsedemeyiz. Borçlu borcun muaccel olmasıyla birlikte def’i ileri sürme hakkını kullanmadıysa temerrüde düşer.

3) Borçluya ihtarda bulunulmuş  olmalıdır.

Kural olarak borcun ifası mümkünse ve borç muaccel olduysa alacaklı borçlunun temerrüde düşmesini sağlamak için borçluya  ihtar yapmış olmalıdır.İhtar tek taraflı ve yöneltilene varması gereken hukuki işlem benzeri bir irade açıklamasıdır. Alacaklı yaptığı ihtarda talepte bulunduğu alacağını açık bir şekilde söylemeli ve borçluya temerrüdün sonuçlarından sorumlu olduğunu bildirmelidir.Alacaklı borçluya bulunduğu ihtarda boçluya borcunu ödemesi için ek bir  süre verdimişse eğer bu sürenin dolmasıyla borçlu temerrüde düşer.İhtar zamanaşımı süresi içinde yapılmalıdır. Sadece alacaklı değil yetkili temsilci de ihtarda bulanabilmektedir.

Yargıtay 19.Hukuk Dairesi  E.2016/14746, K.2017/8051 ,TBK.md.117’deki  “Muaccel bir borcun  borçlusu alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer “ hükmü uyarınca davacı tarafından davalı usulüne uygun bir şekilde temerrüde düşürülmediğinden kabul edilen kısma dair olarak faiz başlangıç tarihi dava tarihi olarak hükmedilmesi gerekirken ödeme tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin yerinde olmadığını, Borçlunun temerrüde düşürülme şeklinin TBK.md.117 uyarınca yapılacak ihtarla mümkün kılınabileceğini ve kabul edilen kısma dair faiz başlangıcının dava tarihi olarak hükmedilmesine karar vermiştir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi  E. 2017/1165, K. 2018/11045 Sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre borçludan faiz talep edilebilmesi için zenginleşenin bir ihtar ile ya da aleyhine bir takip ya da dava açılmak suretiyle temerrüde düşürülmesi gerekir. Borçlunun temerrüdü, borçluya gönderilen ihtarnamede ödeme için süre verilmişse bu sürenin bitiminden itibaren oluşur. İade talebinde bulunulmadan temerrüt faizi işlemez. Somut olayda davacı tarafından davalıya tebliğ edilen yazıda, davalının ne kadar ödeme yapması gerektiği, hangi sürede yatırması ve nereye ödeme yapması gerektiği gibi hususların belirtilmediği görülmekle dava tarihinden itibaren faiz başlatılması gerekirken; yazılı şekilde ödeme tarihinden itibaren faize hükmedilmesi doğru görülmemiştir.”

Temerrüt borcun muaccel olmasıyla değil , alacaklının yapmış olduğu ihtar ile gerçekleşir. Kanun koyucu ihtar için bir şekil şartı belirlememiştir. Bu yüzden ihtar yazılı, sözlü, açık veya örtülü bir şekilde yapılabilir. Fakat  ispatının daha kolay olması için yazılı yapılması daha uygundur. Kural olarak her ne kadar borçluya ihtarda bulunmak şart ise de istisnaen ihtar yapılmasına gerek olmayan halleri ve ihtar yerine geçen durumları kanun koyucu TBK.md.117’nin ikinci fıkrasında belirtmiştir.

İhtar Yerine Geçen Durumlar

Belirli Vadeli Borçlar: Taraflar borcun ifası için öngördükleri süreyi birlikte tespit edebilecekleri gibi sözleşmeyle taraflardan birine bildirim yoluyla tespit etme hakkı da tanıyabilirler. Bu hallerde borcun belirli bir vade söz konusu olduğundan borçlu bu süre geçtiğinde borcunu ifa etmediyse kendiliğinden temerrüde düşmektedir.

İhtar Gerektirmeyen Haller

Borçlu ifa zamanı gelmeden önce alacaklıya borcunu ifada bulunmayacağını bildirdiği takdirde ihtara da gerek kalmamaktadır. Borçlu iradesini önceden kesin bir şekilde beyan ettiği için yapılacak ihtarın da bir anlamı kalmayacaktır.

Haksız fiil ve sebepsiz zenginleşmede temerrüt ne zaman gerçekleşir?

TBK.m.117 Haksız fiil ve sebepsiz zenginleşmede  bu eylemlerin gerçekleştiği anda borçlunun temerrüde düşeceğini belirtmiştir. Haksız fiilde  fiilin işlendiği , sebepsiz zenginleşme de ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihtir. Ancak sebepsiz zenginleşmede, zenginleşenin iyi niyetli olması durumunda ihtar yapılması gerekir.

Diğer Koşullar

4)Alacaklı ifayı kabule hazır olmalıdır.

Eğer alacaklı ifayı kabule hazır değilse , ifayı kabulden kaçıyorsa ve gerekli hazırlık fiillerini yerine getirmediyse burada alacaklının temerrüdü devreye girer. Alacaklı mütemerrit hale geldiğinden hem alacaklı hem borçlu ikisinin de temerrüde düşmesi mümkün olmadığı için borçlunun temerrüdünden söz edilemez.

5)Borçlunun ifadan kaçınma hakkı olmaması gerekir.

Def’i hakları edimin ifasından kaçınmak için borçluya tanınmış haklardır. Borçlu borcun muaccel olmasıyla birlikte def’i ileri sürme hakkını kullanmadıysa temerrüde düşer. Bu hakları daha sonra ileri sürerse temerrüdün sonuçlarını önleyebilir. Örneğin,zamanaşımı def’i ileri sürüldüğü takdirde borç eksik borca dönüşür ve bu borçların ifa zamanı olmadığından temerrüt de geçerli olmaz.Fakat TBK.md.97 ve 98’e göre temerrüde düşen borçlu ödemezlik def’inden yararlanamaz.

Borçlunun Temerrüdü Kusurun Rolü

Borçlunun temerrüde düşmesi için kusur şartı aranmamaktadır. Borçlunun kusurlu olup olmasına bakılmaksızın yukarıdaki koşulları sağladığı takdirde temerrüde düşmüş olur. Fakat kanun temerrüdün bazı sonuçlarının gerçekleşmesi için kusur şartı aramıştır. Gecikme tazminatı ve beklenmedik halden sorumlulukta borçlunun kusuruna baklılır. Bu durumlarda alacaklı borçlunun kusurlu olduğunu değil, borçlu kendisinin kusursuz olduğunun ispat etmelidir.Temerrüt faizi istemek için borçlunun kusurlu olması gerekmez iken borçlunun temerrüde düşmesinden dolayı gecikme tazminatı itenmesinde kusurlu olup olmadığına bakılır. Ayrıca para borçlarında temerrüt faizi ile karşılanamayan aşkın zararın tazmininde ve karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde müspet zararın ya da menfi zararın tazmini için de kusur aranır.

TBK.m.119/1 mütemerridi beklenmedik hal sebebiyle doğacak zarardan sorumlu kılmış , ikinci fıkrada ise borçlunun  temerrüde düşmekte kusuru olmadığını veya borcunu zamanında ifa etseydi bile beklenmedik halin ifa konusuna zara vereceğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabileceğini belirtmiştir.

Yargıtay Kararları

İçtihatı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu  E. 2019/1  ,  K. 2019/8 Zamanaşımına uğrayarak kambiyo vasfını kaybedip yazılı delil başlangıcına dönüşen banoda borçlunun temerrüde düşürülmesi için TBK.md.117/1 gereğince ihtar çekilmesi gerekir. Kombiyo senedi vasfını kaybederse adi senede dönüşür bu yüzden md.117 gereği ihtarla temerrüde düşürülmesi gerekir.

12. Hukuk Dairesi  2019/12901 E.  ,  2020/6072 K. Borçlu aleyhinde ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı takip başlatıldığı, borçlunun icra mahkemesine yaptığı başvurunun somut olayında, borçlunun kendi borcu sebebiyle yine kendisine ait taşınmazını, alacaklıya kesin borç ipoteği şeklinde ipotek ettirdiği, anılan ipoteğin süresiz olarak kurulduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda, alacaklının, borçluya takip öncesi ihbarda bulunması zorunluyken, ihbar olmaksızın, borçlu aleyhine ipoteğe dayalı ilamlı takip başlatılmış olması usul ve yasaya aykırıdır. Kural olarak alacağın muacceliyetinin, bir ihbarın yapılmasına bağlı olduğu durumlarda, alacaklının hem asıl borçluya hem de borçtan kişisel olarak sorumlu olmayan ipotekli taşınmaz malikine, muacceliyet ihbarında bulunmadan icra takibi yapması mümkün değildir. (M.K. 802 md. , TMK. 887 md.) Zira, Borçlar Kanunu’nun 117/2.maddesinde yer alan borcun ifa edileceği gün sözleşmede yer almamıştır. Bu durumda, borçlunun temerrüdünün ne zaman gerçekleştiğinin saptanmasında TBK’nın  “muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla mütemerrit olur” hükmü dikkate alınmalıdır.”


Kaynakça:

Eren ,Borçlar Hukuku Genel Hükümler,25.baskı

Yıldırım, Borçlar Hukuku Genel Hükümler,11.baskı

Gizem Kılıç Öztürk, Türk Borçlar Hukukunda Borçlunun Temerrüdü (Yüksek Lisans Tezi, Uludağ Üniversitesi,2015)

Türk Borçlar Kanunu


Yazar:

Kevser AKSOY

(İletişim)

(Arşivlenen Yazar)

Bir cevap yazın

Yorumunuza yalnızca isminizi eklemeniz yeterlidir.

Yorum yaptığınızda, isminiz bir dahaki sefere hatırlatılmak üzere tarayıcınıza kaydedilebilir. Detaylı bilgi için Kullanım Koşulları ile Gizlilik ve Çerez Politikamızı okuyabilirsiniz.