Doğrudan Soru Yöneltme CMK

Genel Olarak

Doğrudan soru yöneltme, 5271 sayılı CMK ile sistemimize girmiş olup CMK m. 201/1’de “Cumhuriyet savcısı, müdafi veya vekil sıfatıyla duruşmaya katılan avukat; sanığa, katılana, bilirkişilere ve duruşmaya çağrılmış diğer kişilere, duruşma disiplinine uygun olarak hâkim aracılığı ile soru yöneltebilir. Yöneltilen soruya itiraz edildiğinde sorunun yöneltilmesinin gerekip gerekmediğine, mahkeme başkanı karar verir. Gerektiğinde ilgililere yeniden soru sorulabilir.” denilerek ve CMK m. 201/2’de “Heyet halinde görev yapan mahkemelerde, heyeti oluşturan hâkimler, birinci fıkrada belirtilen kişilere soru sorabilir.” sözleriyle kendisine yer bulmuştur.

Bu hakkın kanunumuzda yer almasında başta Avrupa Birliği uyum süreci kapsamında hukukçularımızın çapraz sorgu kavramı hakkında yeterli uygulamada bulunamamaları nedeni yatmaktadır. Bundan farklı olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nce gerçekleştirilen muhakeme uygulamalarında hukukçularımızın sıkıntı çekmemeleri amacıyla çapraz sorgu kavramına daha yatkın olmalarının hedeflenmesi doğrudan soru yöneltme hakkının bizim kanunumuzda kendisine yer bulmasını gerektirmiştir.

Doğrudan Soru Yöneltme Hakkının Uygulayıcıları

Doğrudan soru yöneltme hakkını kullanma yetkisine sahip kişiler CMK m. 201/1’de sayılmakla beraber bu kişiler kısaca şu şekilde açıklanabilir:

Cumhuriyet Savcısı

Cumhuriyet savcısı, kamu adına işlenen suçları araştırmak, ortaya koymak ve davada iddia makamını temsil etmekle görevli kişidir. Cumhuriyet savcısı maddi gerçeğin ortaya çıkarılması ve adil yargılanma hakkının savunucusu olmakla da görevlidir. Asliye ve Ağır Ceza Mahkemeleri duruşmalarında Cumhuriyet Savcısı hazır bulunur. Bu nedenledir ki sadece bu iki mahkemede doğrudan soru yöneltme hakkını kullanma imkanına sahip Cumhuriyet savcısı bu konuda kısıtlanmıştır dersek yanlış söylemiş olmayız.

Ağır Ceza Mahkemelerinde savcının duruşmada hazır bulunma durumu hiç değişmezken Asliye Ceza Mahkemesinde bu durum çeşitli değişikliklerle günümüze gelmiştir. Nitekim 5320 sayılı CMK Yürürlük ve Uygulama Kanununa geçici 9. madde eklenmiş ve 31.12.2019 tarihine kadar Asliye Ceza Mahkemelerinde yapılan duruşmalarda Cumhuriyet savcısının bulunmayacağı belirtilmiştir. Aynı geçici 9. maddede, verilen hükümler ile tutuklama veya salıverilmeye ilişkin kararların incelemesi ve gerek görüldüğü takdirde kanun yoluna başvurması için Cumhuriyet Başsavcılığına gönderileceği belirtilmiştir. Kanun her ne kadar Cumhuriyet savcısına doğrudan soru yöneltme hakkı tanımış olsa da Cumhuriyet savcılarının bu hakkı aktif şekilde kullanıp kullanmadığı hususunda doktrinde görüş ayrılıkları mevcuttur.

Avukat

Müdafi ve vekil sıfatıyla katılanı temsil eden avukat doğrudan soru yöneltme hakkını kullanan bir diğer kişidir. Her ne kadar savcı kamu gücünü temsil etse de savcılık makamının yanında davaya katılanın da muhakeme sürecinde daha rahat hareket edebilmesi, görevini daha rahat yerine getirebilmesi, katılanın hakkının daha aktif şekilde korunması ve bunlardan da ziyade davaların çok yönlü olarak tartışılması, araştırılması ve ele alınması amacıyla katılan vekiline tanınan bu hak hukuk sistemimizde kendisine yer bulmaktadır

Hâkimler

CMK m. 201/2’de “Heyet halinde görev yapan mahkemelerde, heyeti oluşturan hâkimler, birinci fıkrada soru sorabilir.” denilerek hâkimin; sanığa, katılana, tanıklara, bilirkişilere ve duruşmaya çağrılmış diğer kişilere, duruşma disiplinine uygun olarak soru yöneltebileceğine yani doğrudan soru yöneltme hakkını kullanabileceğine açıklık getirilmiştir. Her ne kadar CMK m. 201/2’de “heyet halinde görev yapan mahkemelerde, heyeti oluşturan hâkimler” denilse de hâkimlerin çoğuna verilen bu haktan diğer hâkimleri kapsam dışında değerlendirmek yanlış olacaktır. Nitekim CMK m.201’in dışında CMK m.59’da hâkimin tanığa soru sorma hakkının bulunduğundan da bahsedilmektedir. CMK m. 59 “Tanık, dinlenmeden önce hakkında tanıklık yapacağı olayla ilgili olarak mahkeme başkanı veya hâkim tarafından, kendisine bilgi verilir; hazır olan sanık, tanığa gösterilir. Sanık hazır değilse kimliği açıklanır.

Tanıktan, tanıklık edeceği konulara ilişkin bildiklerini söylemesi istenir ve tanıklık ederken sözü kesilmez. Tanıklık edilen konuları aydınlatmak, tamamlamak ve bilgilerinin dayandığı durumları gereğince değerlendirebilmek için tanığa ayrıca soru yöneltilebilir.” diyerek bu durumu geniş anlamda yorumladığımız takdirde sadece heyet halinde görev yapan mahkemelerde heyeti oluşturan hâkimlerin değil, bunun yanında heyet halinde görev yapmayan mahkemelerde de hâkimin bu hakkın kullanıcısı olabileceğini bizlere açıklamak istemektedir.

Doğrudan Soru Yöneltme Hakkının Uygulanabileceği Kişiler

Doğrudan soru yöneltme hakkının uygulanabileceği kişiler CMK m. 201/1’de belirtilmiştir. Bu kişiler şöyledir;

Sanık

Sanık, önceleri doğrudan soru yöneltme hakkının kapsamında olmayıp yapılan düzenlemeler sonucu bu hakkın kapsamına giren süjelerden biridir. Sanık bakımından dikkat edilmesi gereken en önemli husus sanığın susma hakkını kullanmasıdır. Yani doğrudan soru yöneltme hakkı ileri sürülerek sanığın susma hakkı ihlal edilemez. Sanığın susma hakkı her uygulayıcı bakımından farklı olarak değerlendirilmelidir. Yani sanık cevap vermek istediği sorulara cevap verebilir cevap vermeyi istemediği sorularda susma hakkını kullanabilir. Örneğin sanık, kendisini müdafi eden sıfatıyla duruşmaya katılan avukatın sorularını yanıtlayıp Cumhuriyet savcısının sorularında susma hakkını kullanarak yanıtlamayabilir.

Sanığa soru yöneltilmesi sadece doğrudan soru yöneltme hakkının kullanıcıları tarafından yapılıp sanığın isteğiyle kendisine soru yöneltilmesi mümkün değildir. Bir diğer ifadeyle sanık kendisine soru yöneltilmesini isteme hakkına sahip değildir. Birden fazla sanığın yer aldığı duruşmalarda da kanunda belirtilen kişiler tarafından istenilen sanığa soru yöneltilmesi mümkündür. Birden fazla sanığın yer aldığı duruşmalarda da sanığın birine sorulan soruyu diğer sanık kendisine sorulmasını isteyemez, bu isteme hakkına sahip değildir.

Katılan

Doğrudan soru yöneltme hakkının bir diğer süjesi de katılandır. Katılan suçtan zarar gören mağdur olabileceği gibi şikayetçi de olabilir. Ancak, katılan olabilmek için usulüne uygun olarak katılma talebinde bulunulması gerekmektedir. Eğer kişi bu talepte bulunmadıysa katılan olarak değil duruşmaya katılan diğer kişi olarak değerlendirilecektir. Katılanın bir tüzel kişi olması durumunda CMK m. 249 iyi değerlendirilmelidir. Nitekim CMK m. 249’da “Bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada tüzel kişinin organ veya temsilcisi, katılan veya savunma makamı yanında yer alan sıfatıyla duruşmaya kabul edilir. Bu durumda, tüzel kişinin organ veya temsilcisi bu Kanunun katılana veya sanığa sağladığı haklardan yararlanır. Birinci fıkra hükmü, sanığın aynı zamanda tüzel kişinin organ veya temsilcisi sıfatını taşıması halinde uygulanmaz.” denilerek tüzel kişilerin de doğrudan soru yöneltme hakkının uygulanabileceği bir süje olarak değerlendirilmesi sonucuna ulaşılabilmektedir.

Tanık

Tanık, doğrudan soru yöneltme hakkında soru yöneltilebilecek bir diğer kişidir. Tanık duruşmanın tarafı değildir, muhakemeye konu olan olay hakkındaki gördüklerini, bilgilerini aktaran üçüncü kişidir. Hukuk sistemimizin belirlediğine göre sanık hiçbir zaman tanık olarak dinlenmez. Bu durumun istisnası CMK m. 50/1/c’de “Yemin verilmeyen tanıklar” başlığı altında “Soruşturma veya kovuşturma konusu suçlara iştirakten veya bu suçlar nedeniyle suçluyu kayırmaktan ya da suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirmekten şüpheli, sanık veya hükümlü olanlar” denilerek sanığın tanık olarak dinlenmesinin istisnasından söz edilmektedir. Tanık hiçbir şekilde kendisi hakkında suçlayıcı beyanda bulunmaya zorlanmaz. Bu zorlama ile tanığın kendisini suçlayıcı şeyler söylemesi CMK m. 289/h gereğince hukuka aykırı olup tanık aleyhine delil olarak kullanılamaz.

Tanığın tanıklıktan çekinme hakkı ve tanıklıktan çekinme zorunluluğu CMK m. 45,46,48 ve 49’da düzenlenmiştir. Tanıklıktan çekinme hakkını kullanan tanığa soru yöneltilmesi mümkün olmamaktadır. Tanık CMK m. 45,46,48,49 dışında tanıklıktan sebepsiz de çekinebilmektedir. Bu durumu CMK m. 60 “Yasal bir sebep olmaksızın tanıklıktan veya yeminden çekinen tanık hakkında, bundan doğan giderlere hükmedilmekle beraber, yemininin veya tanıklığının gerçekleştirilmesi için dava hakkında hüküm verilinceye kadar ve her hâlde üç ayı geçmemek üzere disiplin hapsi verilebilir. Kişi, tanıklığa ilişkin yükümlülüğüne uygun davranması halinde, derhâl serbest bırakılır.” diyerek açıklamıştır. Eğer tanığın gerçeği söylemediği tespit edilirse TCK m. 272 gereğince yalan tanıklıktan işlem yapılacaktır. Tanık, CMK m. 216’da belirtilen sıra ile doğrudan soru yöneltme hakkını kullanan kişilere, sorunun cevabı hakkında bilgilerini aktarmakla yükümlüdür.

Bilirkişi

Hem mahkeme tarafından bizzat başvurulan gerekse mahkemede dinlenmesi söz konusu olan özel bilirkişiler doğrudan soru yöneltme hakkında sorunun yöneltilebileceği süjelerdir. CMK m. 69/1’de “Hâkimin reddini gerektiren sebepler, bilirkişi hakkında da geçerlidir.” denilerek bilirkişinin reddine değinilmiştir. Yine aynı kanun maddesinin ikinci fıkrasında Cumhuriyet savcısının, katılan, vekili, şüpheli veya sanık, müdafi veya kanunî temsilcinin bu konuda ret hakkının bulunduğundan bahsedilmiştir. CMK m. 70’te ise “Tanıklıktan çekinmeyi gerektirecek sebepler bilirkişiler hakkında da geçerlidir. Bilirkişi, geçerli diğer sebeplerle de görüş bildirmekten çekinebilir.” denerek bilirkişinin çekinme hakkından bahsedilmiştir.

Doğrudan Soru Yöneltme Hakkının Uygulanacağı Aşama

Doğrudan soru yöneltme ağırlıklı olarak kovuşturma aşamasında kendisine yer bulmaktadır. Ağırlıklı olarak dedik çünkü sadece kovuşturma aşamasında değil soruşturma aşamasında da bu haktan yararlanılma imkânı söz konusu olabilmektedir. Nitekim Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi sanığın, mahkeme başkanı veya hâkim aracılığı ile dahi olsa, tanığa soru sorması ve sanık ile tanığın yüzleşmesi durumunun engellenmesini adil yargılanma hakkına aykırılık olarak değerlendirmiştir. Bu nedenle soruşturma aşaması da doğrudan soru yöneltme hakkının uygulanılabileceği bir aşamadır. Bu işlem gerek ilk derece yargılamada gerek istinaf incelemesinde gerekse temyiz yargılamasında kendine yer bulmaktadır.

Doğrudan Soru Yöneltme Hakkının Sırası

Doğrudan soru yöneltme hakkının sırasını sanık bakımından ve tanık bakımından olmak üzere iki başlık şeklinde açıklayacağız:

Sanık Bakımından Doğrudan Soru Yöneltme Hakkının Sırası

CMK m. 191/3’te “Duruşmada, sırasıyla; sanığın açık kimliği saptanır, kişisel ve ekonomik durumu hakkında kendisinden bilgi alınır. İddianame veya iddianame yerine geçen belgede yer alan suçlamanın dayanağını oluşturan eylemler ve deliller ile suçlamanın hukuki nitelendirilmesi anlatılır. Sanığa, yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmasının kanunî hakkı olduğu ve 147’nci maddede belirtilen diğer hakları bildirilir. Sanık açıklamada bulunmaya hazır olduğunu bildirdiğinde, usulüne göre sorgusu yapılır.” denilerek sanık bakımından doğrudan soru yöneltme hakkının sırası ile ilgili açıklamada bulunulmuştur.

Sanığın, mahkeme veya hâkim huzurunda yaptığı açıklamalar ile Cumhuriyet savcısı tarafından alınan veya müdafiinin hazır bulunduğu kolluk ifadesine ilişkin tutanaklar arasında bir çelişki söz konusu ise CMK m. 213 gereğince daha önce resmi kayıtlara geçmiş olan bu ifadeler duruşmada okunabilir. Dinleme ve okumadan sonra diyeceğin sorulması ve delillerin tartışılması aşamasına geçilir. Delillerin tartışılması esnasında bu hak sırasıyla katılan vekiline, Cumhuriyet savcısına ve müdafie verilmiştir. Cumhuriyet savcısı ve katılan vekilinin ardından müdafi, müdafiden sonra Cumhuriyet savcısı ve katılan vekili tekrar bu hakkı kullanabilmektedir.

Tanık Bakımından Doğrudan Soru Yöneltme Hakkının Sırası

Tanık bakımından doğrudan soru yöneltme hakkının sırası, CMK m. 53’ün de başlığı olan “tanığa görevinin önemini anlatma” ile başlar. CMK’nın 54. maddesinde belirtildiği üzere tanıklar yemin eder. Tanığa ilk önce sorulacak hususlar CMK m. 58/1’de “Tanığa, ilk önce adı, soyadı, yaşı, işi ve yerleşim yeri, işyerinin veya geçici olarak oturduğu yerin adresi, varsa telefon numaraları sorulur. Gerekirse tanıklığına ne dereceye kadar güvenilebileceği hakkında hâkimi aydınlatacak durumlara, özellikle şüpheli, sanık veya mağdur ile ilişkilerine dair sorular yöneltilir.” şeklinde düzenlenmiştir. CMK m. 59 uyarınca tanık, dinlenmeden önce hakkında tanıklık yapacağı olayla ilgili olarak mahkeme başkanı veya hâkim tarafından, kendisine bilgi verilir; hazır olan sanık, tanığa gösterilir. Sanık hazır değilse kimliği açıklanır. Tanıktan, tanıklık edeceği konulara ilişkin bildiklerini söylemesi istenir ve tanıklık ederken sözü kesilmez. Tanıklık edilen konuları aydınlatmak, tamamlamak ve bilgilerinin dayandığı durumları gereğince değerlendirebilmek için tanığa ayrıca soru yöneltilebilir.

Tanık bakımından doğrudan soru yöneltme hakkında soru sorma sırası, sanık bakımından uygulanan sıraya benzemektedir. Yani sanık dinlendikten ve hâkimin soru sorması bittikten sonra diyecekleri olup olmadığı hususunda sırasıyla katılana veya vekiline, Cumhuriyet savcısına daha sonra da sanığa ve müdafiine sorulur. Tüm bu aşamalar sonrasında delillerin tartışılmasına ilişkin CMK m. 216 kapsamında ortaya konulan delillerle ilgili tartışmada söz, sırasıyla katılana veya vekiline, Cumhuriyet savcısına, katılana ve müdafiine veya kanunî temsilcisine verilir. Cumhuriyet savcısı, katılan veya vekili, sanığın, müdafiinin veya kanunî temsilcisinin açıklamalarına, sanık ve müdafii ya da kanunî temsilci de Cumhuriyet savcısının ve katılanın veya vekilinin açıklamalarına cevap verebilir. Hükümden önce son söz hazır bulunan sanığa verilir.

Yargıtay 16. Ceza Dairesi 2015/7179 E. , 2017/3739 K.
“Doğrudan soru yöneltme başlıklı CMK 201. maddesi gereğince tanıklara doğrudan soru yöneltmenin sanık müdafisine tanınan bir hak olduğu yine sanığın mahkeme başkanı ve hakim aracılığıyla soru yöneltme hakkı bulunduğu göz önüne alındığında sanığın dinlenen tek tanık beyanına karşı kendisinin ve müdafiisinin bu hakkı kullanma yetkisini kısıtlanmak suretiyle savunma hakkının kısıtlanması usul ve yasaya aykırıdır.”


Kaynakça:
Ceza Muhakemesi Hukukunda Çapraz Sorgu (Doğrudan Soru Yöneltme), Doç. Dr. Burcu Dönmez, 2. Baskı
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu


2 yorum “Doğrudan Soru Yöneltme CMK

  • 07/04/2021 tarihinde, saat 19:36
    Permalink

    Ellerinize sağlık sefa bey gayet başarılı bir anlatım olmuş

    Yanıtla
    • 07/04/2021 tarihinde, saat 23:37
      Permalink

      Teşekkür ederim. Siz değerli okuyucuların böyle düşünmesi şahsımı çok mutlu etti.

      Yanıtla

Bir cevap yazın

Yorumunuza yalnızca isminizi eklemeniz yeterlidir.

Yorum yaptığınızda, isminiz bir dahaki sefere hatırlatılmak üzere tarayıcınıza kaydedilebilir. Detaylı bilgi için Kullanım Koşulları ile Gizlilik ve Çerez Politikamızı okuyabilirsiniz.