Eski Hale Getirme

Yunus Çiçek

Genel Olarak

Eski hale getirme, kanunda veya mahkeme tarafından ilgili tarafa tanınan kesin süre içinde yapılması gereken işlemin, ilgili kişi tarafından elinde olmayan sebeplerle yapılmaması karşısında, o kişiye süresi kaçan söz konusu işlemi yapma hakkı tanıyan bir uygulamadır. Eski hale getirme HMK 95 ve devamındaki madde düzenlemelerinde yer verilen usule ilişkin bir kuraldır.

6100. sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Birinci Kısım, Altıncı Bölüm, İkinci Ayırımda düzenlenen Eski Halin İadesi (eski tabirle “hali sabıka irca”), elinde olmayan sebepten ötürü kesin süreleri kaçıran ilgili taraf aleyhine doğabilecek hak kayıplarının ve dolayısıyla mağduriyetlerin önüne geçebilmek amacıyla getirilmiş önemli bir düzenlemedir.

Kural olarak, kanunda belirtilen ve mahkeme tarafından verilen kesin süreler kaçırılırsa, ilgili kişiye bu süreler tekrar verilmez. Bu süre zarfından işlem yapmamış kişinin, söz konusu işleme yönelik hakkı ortadan kalkar. Genel kural bu olmakla birlikte, kanun koyucu Eski Halin İadesi düzenlemesine yer vererek, bir nevi telafi mekanizması oluşturmuştur.

Bu uygulama, yalnızca 6100 sayılı HMK. kapsamındaki süre ve durumlarla sınırlı değildir. Söz konusu düzenleme, diğer kanunlarda da öngörülen kesin sürelerin kaçırılması hallerinde de uygulanabilecektir. Örneğin; bir icra ve iflas kanunu veya tüketici kanunu kapsamında yer alan kesin sürenin elde olmayan sebeplerle kaçırılmış olması durumunda, bu yola başvurabilme imkânı bulunmaktadır.

İİK. Kapsamında, ödeme emrine itiraz süresi kaçırılırsa eski hale getirme yoluna başvurulabilir mi?

Ödeme emri için bu yola başvurulması söz konusu olamaz. Süresi kaçırılan ödeme emrine itiraz için İİK. 65. Madde kapsamındaki gecikmiş itiraz düzenlemesinden faydalanılabilecektir.

Eski hale getirme HMK usule ilişkin olarak başvurulabilecek bir yoldur. Dolayısıyla, kural olarak usul hukuku dışındaki alanlarda ve özel kanun düzenlemelerinin sağladığı imkânlarda bu yola başvurma söz konusu olamayacaktır.

Eski Hale Getirme Şartları                             

1- Kaçırılan sürenin, kesin süre olması gerekir.

Usule ilişkin kesin kabul edilen sürelerin, kanunda düzenlenen ve mahkeme tarafından kesin olarak tayin edilen süreler olduğu HMK. 94. Madde düzenlemesinde anlatılmaktadır. Kesin olmamak üzere verilen sürelerin kaçırılması halinde, ilgili taraf yeniden süre verilmesini isteyebilecektir. Verilecek bu ikinci süre ise kesin olup, tekrar süre verilmesi söz konusu olamayacaktır (HMK. m. 94/2).

2- Kesin sürenin elde olmayan sebeplerle kaçırılmış olması gerekir.

Elde olmayan sebepten maksat, tarafın iradesi dışında meydana gelen objektif engellemenin meydana gelmesidir. Örnek olarak; hastalık, kaza, doğal afet, süreye ilişkin işlemi öğrenme şansı bulunmayan seyahat hali vb. verilebilir. Bu durum, olayın özelliğine ve işlevine göre belirlenmelidir. Bir hastalık veya kaza halinde, bu durumun yeri gelir bir doktor raporuyla ispat edilmesi gerekebilir.

3- Başka bir hukukî yola başvurma olanağı bulunmamalıdır.

Kesin süre içinde yapılamayan işlemin, başka bir hukukî yolla yapılma imkânı bulunuyorsa, bu yola başvurulamayacaktır. Zaten söz konusu işlemi yapma olanağı bulunuyorken, eski halin iadesi yoluna başvurulmasında hukukî bir yarardan söz etmek mümkün değildir.

Süreyi kaçıran kişinin Avukat olması durumunda, eski hale getirme yoluna başvurulabilir mi?

Bu durumda da eski halin iadesi yoluna başvurmada bir engel yoktur. Avukat, müvekkili adına işlem yapmakta ancak, elinde olmayan bir sebeple kesin süreyi kaçırması da söz konusu olabileceğinden, bu yola başvurarak eski hale getirme imkânından faydalanabilecektir. Örneğin; avukatın bir kazaya karışması veya geçerli bir hava muhalefetine yakalanması, elde olmayan bir sebeptir ve bu durumda hak kaybına maruz kalmak ağır bir yaptırım olurdu.

Eski Hale Getirme Talep Süresi

Gerekli koşulları sağlayan kişi, ilgili işlemi yapmasına engel olan sebebin ortadan kalkmasından itibaren 2 hafta için eski halin iadesi talebinde bulunmak zorundadır (HMK 96/1). Eski (Mülga) Kanun HUMK zamanında olan 10 günlük süre yeni düzenleme ile artırılmıştır.

Engelin ortadan kalmasından itibaren 2 hafta içinde talepte bulunma zorunluluğu olmakla birlikte, ilk derece ve istinaf yargılama aşamasında söz konusu talep, her halükarda nihaî kararın verilmesine kadar yapılması gerekir. Ancak bu duruma kanun koyucu bir istisna getirmiş ve eğer nihaî karar tarafın yokluğunda verilmiş ise, tahkikat aşamasında kaçırılan süreler için kararın verilmesinden sonra da bu talepte bulunabilecektir (96/2). Böylece o tarafın hukukî dinlenilme hakkının muhafazası sağlanmaya çalışılmıştır. Yargıtay’ın ilk derece mahkemesi sıfatıyla yaptığı yargılamalarda ise, yine ilk derece mahkemesi için öngörülmüş olan bu kuralların uygulanması gerekecektir (M. G.)*.

Düzenlemede yer alan 2 haftalık talep süresi, bir hak düşürücü süredir. Dolayısıyla bu süre geçtikten sonra talepte bulunulur ise talebin reddedilmesi gerekecektir.

Taraf aynı uyuşmazlıkta (davada) birden fazla eski hale getirme talebinde bulunabilir mi?

Bu durum eski (Mülga) 1086 sayılı HMUK. Uygulamasında, bir davada aynı tarafın birden fazla bu (hali sabıka irca) talepte bulunamayacağı yönündeydi. Ancak, yeni HMK. uygulamasında bu yönde bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Dolayısıyla, aynı davada eski halin iadesi koşullarının sağlandığı farklı durumlarda aynı tarafın birden fazla bu yola başvurmasında bir engel yoktur.

Eski Hale Getirme Talebinde Usul

Eski Hale Getirme, dilekçe ile talep edilir.  İlgili taraf, dilekçesine eski hale getirmeyi gerektirecek delilleri veya emareleri eklemesi gerekir. Kanun düzenlemesinde yazılı ve delillerin sunulduğu şekil şartı öngörüldüğünden, soyut nitelikli bir talepte bulunmak talebin reddedilmesini gerektirecektir.

HMK. 97. Madde düzenlemesi gereğince, kesin sürenin kaçırılması ile yapılamayan işlemin, eski hale getirme talebinde bulunmak için öngörülen 2 haftalık süre içinde yapılması gerekmektedir. Yapılamayan söz konusu işlem, eski hale getirme talebi ile birlikte yapılabileceği gibi, daha sonra da yapılabilir. Ancak bu işlemin, 2 hafta içinde yapılması kanuni zorunluluktur. Böyle bir durumda talepte bulunan kişi, yapamadığı işlemi yapmak için 2 haftalık süreye sahip hale gelmektedir (M.G.)*. Dolayısıyla, eski hale getirme talebi henüz bir karara bağlanmamış olsa dahi, ilgili taraf bu 2 haftalık süreyi gözeterek, yapamadığı işlemi yapmak zorundadır. Aksi halde, bu yöndeki hakkını kaybedecektir.

Bir işlem hakkında kesin sürenin başlamasını sağlayan tebligatın usulsüz yapıldığı anlaşılırsa, söz konusu işlemde kaçırılan kesin süre için eski hale getirme yoluna başvurmak gerekir mi?

Tebligat usulsüz yapılmış ise eski hale getirme yoluna başvurulamaz. Tebligatın usulsüz olması, baştan işlemi sakatladığı için, süreyi başlatabilecek geçerli bir işlemden de söz edilemez. Ancak, 7201 sayılı Tebligat Kanununun 32. Maddesi gereğince, tebliğ işlemi usule aykırı olarak yapılmış olsa bile, muhatap bu tebligatı öğrendiği takdirde tebligat geçerli sayılacaktır. Bu durumda tebligatı öğrenme tarihi olarak da muhatabın beyan ettiği tarih esas alınır.

Talep Edilecek Mahkeme

Eski hale getirme talebinde bulunulan işlem, süresinde yapılsaydı hangi mahkemede yapılacaksa, o mahkemeden söz konusu işlem için bu talebinde bulunulabilecektir. Yani bir yargılamada kesin sürelerin kaçırılması durumunda, o yargılamayı yapmakta olan mahkemeden eski hale getirme talep edilecektir. Bunun dışında, kanun yoluna (istinaf veya temyiz) başvurma süresinin kaçırılması durumunda, kanun yolu incelemesi yapacak yüksek mahkemeden, eski hale getirme talebinde bulunulabilecektir. Yani, İstinaf kanun yoluna başvurulmasında kesin süre kaçırılırsa, Bölge Adliye Mahkemesinden (BAM), Temyiz yoluna başvurulmasında kesin sürenin kaçırılması halinde Yargıtay’dan eski hale getirme talep edilebilecektir.

Talebin Yargılamaya Etkisi

Eski hale getirme talebinde bulunulması, yargılamanın ertelenmesine ve hükmün icrasına engel teşkil etmez. Ancak mahkeme tarafından söz konusu talebin haklılığı yönünde kanat oluşursa, teminat karşılığından yargılamanın ertelenmesine veya hükmün icrasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi mümkündür. Bunun dışında, gerekli durumlarda mahkemenin teminat gösterilmesine gerek olmaksızın da yargılamanın ertelenmesine veya icranın geri bırakılması karar verebilecektir (HMK. 99). Dolayısıyla teminat gerektirip gerektirmeyeceği mahkemenin takdirine bırakılmaktadır.

Mahkemeye verilecek talep, kural olarak hükmün icrasını durdurmayacağından, bir tarafın yokluğunda verilen hükme karşı kanun yolunun da işlemeye başlamasını durdurmayacaktır. Dolayısıyla, bu talepte bulunacak tarafın, söz konusu talebinin reddedilmesi ihtimalini dikkate alarak, yokluğunda verilen karara karşı süresi içinde kanun yoluna başvurması yararlı olabilir. 1

Kanun gereği, ilk derece mahkemeleri ile bölge adliye mahkemeleri (İstinaf) nezdinde görülecek eski halin iadesi talebi, HMK. 163-164 madde düzenlemelerinde yer alan “ön sorun” hükümlerine göre çözülmesi gerekecektir. Bu talebin Yargıtay’da ileri sürülmesi durumunda ise, temyiz usulüne göre çözülmesi gerekecektir (HMK. 100/1).

Eski hale getirilme talebinin kabul edilmesi halinde, mahkeme tarafından hangi işlemlerin geçersiz kabul edildiği verilen kararda belirtilmesi gerekir. Ayrıca HMK. 100. Madde düzenlemesine göre, ıslah uygulaması ile geçersiz kılınamayan işlemlerin, eski halin iadesi talebinin kabul edilmesi halinde de geçersiz kılınamayacağı kabul edilmektedir. Islahla geçersiz kabul edilemeyen işlemler ise, HMK 179/2 madde fıkrasında düzenlenmektedir. Buna göre; “İkrar, tanık ifadeleri, bilirkişi rapor ve beyanları, keşif ve isticvap tutanakları, yerine getirilmiş olan veya henüz yerine getirilmemiş olmakla beraber, karşı tarafın yerine getireceğini ıslahtan önce bildirmiş olması koşuluyla, yeminin teklifi, reddi veya iadesi ıslah ile geçersiz kılınamaz.”

Talep Sebebiyle Ortaya Çıkan Giderler

Eski hale getirme talebine konu işlemin devam etmesi halinde yapılabilecek giderler veya benzeri sebeplerle talep üzerine yapılma lüzumu ortaya çıkan giderlerden, talepte bulunan kişi sorumlu tutulmaktadır. Ancak, eski (mülga) 1086 sayılı HUMK. Düzenlemesinden farklı olarak, karşı taraf eski halin iadesi talebine haksız şekilde itirazda bulunmak suretiyle giderlerin artmasına sebep olursa, bu durumda mahkeme tarafından, söz konusu giderlerin tamamının veya bir kısmının karşı tarafa (talebe haksız itiraz edene) tahmiline (yükletilmesine) karar verebilir.

Güncel Yargıtay Kararları


Yargıtay 11 HD. 2019/3046 E. 2019/5212 K. 10.09.2019 T.

“…dilekçede eski hale getirme talebinin sebebi olarak tebligatların usulsüzlüğü ve tebligatı alan kişilerin davalı vekilinin çalışanı olmadığı bildirilmiş ise de bu husus eski hak getirme sebebi olarak ileri sürülemeyeceğinden ve davalı vekili elde olmayan sebepleri bildirip bu beyana esas olacak şekilde yasada belirtilen delil veya emareler dilekçeye eklememiş olduğundan, şartları oluşmayan eski hale getirme talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.”


Yargıtay 22. HD. 2019/8359 E. 2019/22137 K. 02.12.2019 T.

“Davacı vekilinin duruşma gün ve saatinde adliyede hazır olduğu, ancak duruşma saatinden önce rahatsızlanarak adliye işyeri hekimliğine götürüldüğü, işyeri hekimince düzenlenen evraka göre vekilin 10:40 ile 11:10 saatleri arasında klinikte istirahat ettiği anlaşılmaktadır. Duruşma saati 10:46 olup, vekil sağlık mazereti sebebi ile duruşmaya katılamamıştır. Her ne kadar davacının başka vekili olsa da; duruşma saatinden çok kısa bir süre önce rahatsızlanan vekilin diğer vekile haber vermesi ve diğer vekilin duruşma saatinde Mahkemede hazır bulunmasının beklenmesi hayatın olağan akışına uygun değildir. Belirtilen sebeple, sağlık mazereti sebebi ile duruşmaya katılamamış olan vekilin eski hale getirme talebinin kabulü ile işin esasına girilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.”


Yargıtay 10. HD. 2019/5688 E. 2019/9543 K. 05.12.2019 T.

“somut olayda anılan davalı şirket vekilinin 28.09.2016 -09.10.2016 tarihleri arasında istirahatli olduğuna ilişkin resmi sağlık kuruluşundan temin edilen istirahat raporunun, kanunda öngörülen yasal süre içerisinde, 14.10.2016 tarihli eski hale getirme ve temyiz talepli dilekçesi ile dosyaya sunulduğu görülmekle, eski hale getirme koşullarının oluştuğu anlaşıldığından, davalılardan … Müh.Tic.Ltd.Şti. vekilinin eski hale getirme talebinin kabulüne…”


Kısaltmalar:

M.G. – Madde Gerekçesi

HUMK. – Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (Mülga)

HMK. – Hukuk Muhakemeleri Kanunu (Yürürlük tarihi:01/10/2011)

Dipnotlar:

1Arslan/Yılmaz/Ayvaz, Medeni Usul Hukuku, 3. Baskı, s. 180

Kaynakça:

İsmail ERCAN, Medeni Usul Hukuku

6100. sayılı HMK. ve Madde Gerekçeleri


One thought on “Eski Hale Getirme

  • 30/08/2021 tarihinde, saat 12:41
    Permalink

    Yaşadığm bir olayda ben de eski hale getirme yoluna başvurdum, hak kaybına uğramamak için dikkat edilmesi ve başvurulması gereken bir yol. Anlatım içn teşekkürler

    Yanıtla

Bir cevap yazın

Yorumunuza yalnızca isminizi eklemeniz yeterlidir.

Yorum yaptığınızda, isminiz bir dahaki sefere hatırlatılmak üzere tarayıcınıza kaydedilebilir. Detaylı bilgi için Kullanım Koşulları ile Gizlilik ve Çerez Politikamızı okuyabilirsiniz.