Olası Kast ve Bilinçli Taksir

Genel Olarak

Olası kast ve bilinçli taksir, Tck.m.21 ve m.22 ‘deki kast ve taksir başlıkları altında düzenlenmiştir. Olası kast, kişinin suçun kanuni tanımındaki unsurlarını gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen fiili işlemesidir. Bilinçli taksir ise kişinin öngördüğü neticeyi istememesine rağmen neticenin meydana gelmesidir. Olası kast ve bilinçli taksir arasındaki fark, olası kastta netice kabullenilmekteyken , bilinçli taksirde neticenin meydana gelmesi istenmemektedir. Her ikisinde de neticenin öngörülmüş olması olası kast ve bilinçli taksir için ortak olan noktadır.

Kast

Olası kast ve bilinçli taksir konusunu daha iyi anlayabilmek için öncelikle kast ve taksir nedir genel hatlarıyla incelememizde yarar var. Olası kast ve doğrudan kast, suçun manevi unsuru olan kastın birer türüdür.  Kast suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleşmesidir. Kasttan söz edebilmemiz için bilme ve isteme unsurunun her ikisi de mutlaka bulunması gerekir. Bilme, kişinin suçun kanuni tanımındaki maddi unsurların hepsini bilmesidir. İsteme ise kişinin bilinçli bir hareket iradisidir. Ceza Hukukumuzda suçlar kural olarak kasten işlenmektedir. Yani suçun varlığı kanunda aksi bir hüküm bulunmadıkça kasta bağlıdır.

Olası Kast Nedir?

Olası kast Tck.m.21/2 ‘de düzenlenmiştir. Kişinin suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen hareketine devam ederek meydana gelebilecek muhtemel neticeleri de kabullenmesidir. Amaçlanan neticenin yanı sıra diğer bazı neticelerin de meydana gelebileceğini fail muhtemel olarak öngörüyor ise bu neticeler yönünden de fail olası kast ile hareket etmiş olur. Bu halde , ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda müebbet hapis cezasına, müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmi yıldan yirmi beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur; diğer suçlarda ise temel ceza üçte birden yarısına kadar indirilir. Olası kast ile doğrudan kastın ayrıldığı nokta ise isteme unsurundan kaynaklanır. Olası kastta kişi amacına ulaşmak için olabilecek bütün sonuçları göze alır fakat yine de neticeyi istememektedir. Doğrudan kastta ise kişi göze aldığı neticenin gerçekleşmesini ister. Olası kastın temelinde “olursa olsun” düşüncesi yatar. Bu düşünce istemeden ziyade bir kabullenmedir. Örneğin öngörülen neticenin gerçekleşmemesi için gösterilmeyen bir çaba, kayıtsız kalma veya öngörülen neticenin gerçekleşmesini göze alma durumunda olası kast gündeme gelir. Bu durum olası kast ve bilinçli taksir arasındaki farkı ortaya koymaktadır.

 Ceza Genel Kurulu’nun bir kararında olası kast ve bilinçli taksir şu şekilde açıklanmıştır:

Ceza Genel Kurulu  2020/136 E.  ,  2020/377 K.  “Kasıt, olası kasıt, bilinçli taksir ve taksir arasındaki ilişkiyi kısaca özetlemek gerekirse; gerçekleşmesi muhakkak görünen neticenin failce bilinmesi ve istenmesi hâlinde doğrudan kasıt, öngörülen muhtemel neticenin meydana gelmesine kayıtsız kalınması durumunda olası kasıt, öngörülen muhtemel neticenin meydana gelmesinin istenmemesine rağmen neticenin meydana gelmesinin engellenemediği ahvalde bilinçli taksir, öngörülebilir neticenin özen yükümlülüğüne aykırı hareket edilmiş olması nedeniyle öngörülmediği hâllerde ise basit taksir söz konusu olacaktır.”

Olası Kastla İşlenemeyen Suçlar Nelerdir?

1. Hukuka özel aykırılık halleri: Kanunda özel olarak hukuka aykırılık halleri belirtilmiş ise burada hukuka aykırılık bilinci kastın bilme unsuruna dahildir. Bu yüzden hukuka özel aykırılık halleri kanunda açıkça belirtilen suçlar olası kastla işlenemez.

Örneğin: Tck.m.109 Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma , Tck.m.124 Haberleşmenin engellemesi Tck.m.136  Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme…

2. Suç tipinde eylemin belirli bir amaç veya saikle işlenmesinin gerektiği haller: Suçun kanuni tanımındaki maddi unsurların bilinmesi ve istenmesi bazı suç türlerinde suçun oluşması için yeterli olmamaktadır. Kişinin ayrıca bir saik ile de hareket etmesi gerekir. Özel olarak failin saikin arandığı suçlar olası kast ile işlenemez. Bu suçlar doğrudan kast ile işlenmektedir.

Örneğin: Tck.m.82 Adam öldürme suçunun kan gütme saiki ile işlenmesi ,  Tck.m.220 Suç işlemek amacıyla örgüt kurma…

Taksir

Taksir kişinin dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı olarak gerçekleştirdiği bir davranışıyla suçun kanuni tanımında belirtilen neticeyi öngörülmeyerek gerçekleştirmesidir. Ceza Hukukunda suçlar kural olarak kasten işlendiği için taksirli suçlardan bahsedebilmemiz ve cezalandırabilmemiz için kanunda taksirle işlenebilir suç olduğunun açıkça belirtilmesi gerekir.  Aksi takdirde suçun kasten işlendiği kabul edilir. Taksir, basit ve bilinçli taksir şeklinde ikiye ayrılır.  Basit taksirde kişi, dikkat ve özen yükümlüğüne aykırı davrandığı için öngöremediği bir neticeyi meydana getirir. Öğretide ve yargı kararlarında yer alan taksirin unsurları şu şekildedir;

 1) Fiilin taksirle işlenebilir bir suç olması 2) Hareketin İradiliği  3) Neticenin iradi olması  4) Hareketle netice arasında nedensellik bağının bulunması  5) Neticenin öngörülebilmesi fakat bu neticenin fail tarafından öngörülememiş olması

Bilinçli Taksir Nedir?

Bilinçli taksir Tck.m.22/3 ile düzenlenmiştir. Kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın neticenin meydana gelmesi halinde ortaya çıkar. Bu halde taksirli suça ilişkin ceza üçte birden yarısına kadar arttırılır. Bilinçli taksirde, fail hareketinin tipe uygun ve hukuka aykırı bir sonuca neden olacağını önceden öngörmektedir ve öngördüğü neticenin gerçekleşmesini hiç istememektedir. Kişi burada şansına, bilgisine, yetenek ve tecrübesine dayanarak istemediği neticenin meydana gelmeyeceğine güven duymaktadır. Kişinin öngördüğü neticenin gerçekleşmeyeceğine duyduğu bu güvenin bir dayanağı vardır. Bu durum olası kast ve bilinçli taksir arasındaki diğer bir farkı ortaya koyar .

Ceza Genel Kurulu         2018/135 E.  ,  2020/317 K. “Gerçekten neticeyi öngördüğü hâlde, şansına veya başka etkenlere, hatta kendi beceri veya bilgisine güvenerek hareket eden kimsenin tehlikelilik hâli, bunu öngörememiş olan kimsenin tehlikelilik hâli ile bir tutulamayacaktır. Neticeyi öngören kimse, ne olursa olsun bu sonucu meydana getirecek harekette bulunmamakla yükümlüdür.”

Mala zarar verme suçu bilinçli taksirle işlenebilir mi?

2. Ceza Dairesi  2020/10216 E.  ,  2020/7770 K. “Mala zarar verme suçu kasten veya olası kast ile işlenebilecek suçlardandır. Bu suçun taksirle işlenmesi mümkün değildir. Olası kastla mala zarar verme suçunun işlenebilmesi için, sanığın gerçekleşmesi muhtemel sonuçları öngörmesine rağmen bu sonuçları kabullenmesi, neticenin gerçekleşmesine aldırmaması ve eylemine “olursa olsun” bilinciyle devam etmesi gerekmektedir. Taksirde ise kendi yetenekleri, algılama gücü, tecrübeleri, bilgi düzeyi ve içinde bulunduğu koşullar altında objektif olarak var olan dikkat ve özen yükümlülüğünü öngörebilecek ve yerine getirebilecek durumda olan sanığın neticeyi istememesine karşın neticenin gerçekleşmesi gerekmektedir.”

Olası Kast ve Bilinçli Taksir Arasındaki Fark

Olası kast ve bilinçli taksir tespitinde uygulamada doğru kararı verebilmek bazı olaylarda güçtür. Birbiri ile oldukça karışan bu iki kavram, olası kast ve bilinçli taksir Yargıtay kararlarında oldukça tartışılan bir husustur.

Somut olaylarda olası kast ve biliNçli taksir farkını tespit edebilmek için şu soruyu sorabiliriz: Fail öngördüğü neticenin gerçekleşeceğini bilse idi yine de bu hareketi yapar mıydı? Eğer cevabımız “evet, yapardı“ ise, fail burada öngördüğü neticenin sonuçlarını kabullendiği için olayda olası kast vardır diyebiliriz. Fakat fail neticenin kesin olarak gerçekleşeceğini bilse idi bu hareketi yapmayacak idiyse olayda bir kabullenme olmadığından ve neticenin istenmemesi gündeme geldiği için bilinçli taksir tespitinde bulunabiliriz. O halde olası kast ile bilinçli taksir arasındaki fark öngörülen neticede kabullenmeye bakılarak yapılabilir.

Olası kast ve bilinç taksir ayrımını tespit ederken üzerinde durabileceğimiz diğer bir husus güven ve tecrübe durumudur. Bilinçli taksirde kişinin öngördüğü neticenin gerçekleşmeyeceğine olan inancı kendisine olan güvenden kaynaklanırken ayrıca kendisine duyduğu bu tam güvenin da somut bir dayanağı vardır. Bu güvenin ispatı failin tecrübesi, yeteneği, bilgisi vb. ile sağlanır. Fakat olası kastta kişinin öngördüğü neticenin gerçekleşmeyeceğine dair duyduğu güvenin bir dayanağı yoktur. Bir ihtimalden kaynaklanan güvendir.

Olası kast ve bilinçli taksir için her ikisinde de kişinin icrasında bulunduğu hareketinin neticelerine öngörmesine rağmen harekete devam etme durumu ortaktır. Burada ayrıldıkları nokta harekete devam ederken oluşturulan düşünceden kaynaklanır. Yani failin içinde bulunduğu psikolojik durumla alakalıdır. Bilinçli taksirde tecrübenin vermiş olduğu güven duygusu ile neticenin gerçekleşmeyeceğine inanarak harekete devam etme, olası kastta ise öngörülen neticenin gerçekleşmemesi için bir çabada bulunmayarak olursa olsun düşüncesi ile umursamama hali söz konusudur.

Olası Kast ve Bilinçli Taksir Ceza Genel Kurulu Tarafından Belirlenen Kriterler

Ceza Genel Kurulu tarafından belirlenen kriterler ve benzer olaylardaki içtihatlar ışığında; olası kast ile bilinçli taksiri ayıracak kriterleri şu şekilde özetlemek mümkündür.

1-)Fail eyleminin iyi şekilde sonuçlanacağına dair hiç bir somut veri olmamasına ve tehlikeliliğine rağmen, eylemi gerçekleştiriyorsa veya öngördüğü tehlikenin gerçekleşmesini veya gerçekleşmemesini tesadüfe bırakıyorsa kabullenme vardır.

2-) Ölümcül bir neticenin ortaya çıkmayacağına yönelik güvenme hali, hareket sonucu öngörülen süreçte, ölüm neticesinin ortaya çıkmasının akla yatkın olması, bunun gerçekleşmemesinin mucizelere kalması halinde; bir başka deyişle ölüm neticesine yönelik ihtimalin derecesi arttıkça, suç failinin ortaya çıkan ölümü kabullenmediğine dair iddiası zayıflayacaktır.

3-)Failin, neticenin meydana gelebileceğini düşündüğü ve öngördüğü, bu neticenin gerçekleşme imkan ve ihtimalinin varlığı karşısında hareketinden vazgeçmemekte ise olası kastının var olduğu kabul edilmelidir. Buna karşılık neticenin meydana gelme ihtimaline karşılık fail hareketini yapmayacaktı diyebileceğimiz hallerde ise fail kasıtla değil bilinçli taksirle hareket etmiştir diyebiliriz.

Yargıtay Yüksek 12. Ceza Dairesinin bir kararında yer alan bir ifade; olası kast-bilinçli taksir ayrımında ; herhangi bir olay için, şablon bir kusurluluk hali belirlemeye imkân olamaz. Örneğin söz konusu olan ölümlü veya yaralamalı bir trafik kazası ise, bilinçli taksir veya olası kast vardır gibi kesin yargılar içeren ifadelere yer verilmesi durumunda; ceza hukukunun belki de en tartışmaya açık, en belirsiz alanına, içtihat yoluyla belirli sınırlar çizilmesi anlamına gelir ki; böyle bir sonucun Türk Ceza Kanununun 2. maddesinde yer verilmekle kalmayıp, Anayasa ile güvence altına alınan kanunilik ilkesine aykırı olacağı gibi zaman zaman ceza hukukunun olmazsa olmazı olan hakkaniyet ilkesine de aykırı sonuçlar doğuracağı açıktır.

Olası Kast ve Bilinçli Taksir Yargıtay Kararları

Bilinçli Taksirle Adam Öldürme

12. Ceza Dairesi   2018/3440 E.  ,  2020/3749 K. “Sanığın iki yıl silah eğitimi almış olması sebebiyle belinden çıkardığı tabancanın ateş alma ihtimalini öngörebileceği ancak sanığın meydana gelen neticeyi öngörmesine rağmen ölüm neticesine yönelik bir isteğinin bulunmadığı, olası kast ve bilinçli taksir öngörme unsuru itibariye örtüşmesine rağmen, isteme unsuru bakımından ayrılması da göz önünde bulundurulduğunda mahkemenin kabul ve takdirinde bir isabetsizlik görülmemiş, tebliğnamedeki olası kastla öldürme suçundan sorumlu tutulması gerektiğine yönelik bozma öneren görüşe iştirak edilmemiştir.”

Trafik Kazalarına İlişkin Kararlar

Yargıtay Ceza Genel Kurulu E. 2015/12-239 K. 2018/321  “Sanığın 17.09.2010 tarihinde öğleden sonra yola çıkarak kazanın olduğu 19.09.2010 tarihinde saat 02.30’a kadar 3 saat kadar uyuduğu olayda 15.03.2012 tarihli Adli Tıp Kurumu raporuna göre asli kusurlu olduğu, yolda lastik patlamasına ve kazaya dair herhangi bir iz de tespit edilemediği, sanığın bu kadar yorgun ve uykusuz bir şekilde araç kullanmaması gerektiğini bildiği halde kendine güvenerek kullanmaya devam ettiği olayda bilinçli taksirle hareket ettiğinin kabulü gerektiği, “

12. Ceza Dairesi         2017/172 E.  ,  2017/2866 K. “Yolda seyreden bir otobüs sürücüsü, trafik lambasının kendisine kırmızı yanmasına rağmen, kavşakta durmadan geçmek ister; ancak kendilerine … ışık yanan kavşaktan geçmekte olan yayalara çarpar ve bunlardan bir veya birkaçının ölümüne veya yaralanmasına neden olur. Trafik lambası kendisine kırmızı yanan sürücü, yaya geçidinden her an birilerinin geçtiğini görmüş; fakat, buna rağmen kavşakta durmamış ve yoluna devam etmiştir. Bu durumda otobüs sürücüsü, meydana gelen ölüm veya yaralama neticelerinin gerçekleşebileceğini öngörerek, bunları kabullenmiştir.”

Olası Kastla Adam Öldürme

12. Ceza Dairesi         2018/2429 E.  ,  2018/4028 K. Ölenin aracın sanığın sevk ve idaresindeki aracın arkasında bulunan tampona ayaklarını koyarak aracı salladığı, sanığın bu esnada aracı sürmeye devam ettiği, sanığın öleni tamponu kıracağı hususunda uyardığı, ölenin de “kırılırsa kırılsın gerekirse parasını öderiz” dediği ve taraflar arasında küfürleşmenin devam ettiği sırada, sanığın gaza bastığı ve sonrasında fren yaptığı esnada düştüğünün anlaşıldığı, taraflar arasındaki küfürleşmelerin devam ettiği esnada aracı sürmeye devam eden sanığın, aracın arkasına asılmış olan ölenin fren yaptığı esnada düşeceğini açıkça öngörmesine rağmen, sonucu kabullenerek eylemini gerçekleştirdiği, bu nedenle eyleminin olası kastla öldürme suçunu oluşturduğu gözetilmeden, yanılgılı değerlendirme sonucu bilinçli taksirle öldürme suçunu teşkil ettiğinin kabulü

Yargıtay’ın üretim izni olmaksızın üretilen alkollerin ölüme sebebiyet vermesi durumunda olası kastın uygulanması gerektiğine dair bir görüşü ; Üretim izni olmaksızın üretilen rakılara etil alkol yerine metil alkol konularak ölüme neden olunması durumunda olduğu gibi, olası kastın farklı hallerde ortaya çıkması da söz konusudur. Bu tür üretimi yapan kişi metil alkolün öldürücü olduğunu bilmekte yine de rakıları piyasaya sürmektedir. Bu olaylarda genellikle mağdur ya da maktullerin sanıklarla bir araya gelmeleri birbirlerini tanımaları da söz konusu değildir. Bu halin olası kast olarak değerlendirilmesinin nedeni taksirde olduğu gibi dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık değil, onun ötesinde dikkat ve özen yükümlülüğünü aşan bir durumun var olmasıdır.

Kalabalık Ortamda Ateş Etme

1. Ceza Dairesi   2017/1729 E.  ,  2018/1019 K. “Olayın meydana geldiği yerde kıraathane, ekmek büfesi ve bunun gibi iş yerlerinin bulunduğu, yoğun biçimde insanların gelip geçtiği kalabalık bir yer olan sokakta sanığın av tüfeği ile ateş ettiği takdirde sokakta bulunan kişilerin de isabet alabileceğini açıkça öngörmesine rağmen sonucu kabullenerek eylemini gerçekleştirdiği, bu nedenle mağdurlar … ve …’e yönelik eyleminin olası kastla yaralama suçlarını oluşturduğu”

12. Ceza Dairesi         2019/3417 E.  ,  2019/6614 K. “Sanığın dışarıda dar bir alanda ve kalabalık ortamda yapılan merasim sırasında bulunduğu masanın önünden, yakın mesafeden çocukların geçtiğini gördüğü halde, ölüme yol açabilecek bir olaya neden olabileceğini öngörmesine rağmen, eylemine devam ederek meydana gelecek neticeyi kabullendiği anlaşılmakla, sanığın eylemini olası kast ile işlediği ve olası kast hükümleri uygulanmak suretiyle cezalandırılması yerine suç vasfında yanılgıya düşülerek, bilinçli taksir hükümleri uygulanmak suretiyle mahkumiyetine karar verilmesi,”


Kaynakça

Artuk-Gökçen,Ceza Genel Hükümler,14.Baskı

Türk Ceza Kanunu


Bir cevap yazın

Yorumunuza yalnızca isminizi eklemeniz yeterlidir.

Yorum yaptığınızda, isminiz bir dahaki sefere hatırlatılmak üzere tarayıcınıza kaydedilebilir. Detaylı bilgi için Kullanım Koşulları ile Gizlilik ve Çerez Politikamızı okuyabilirsiniz.