Sebepsiz Zenginleşme

Sebepsiz Zenginleşme (Sebepsiz İktisap) Nedir?

Sebepsiz Zenginleşme nedir?” sorusuna şu şekilde bir tanım yapılabilir: Bir kimsenin mal varlığının, haklı bir sebebe dayanmaksızın bir başkasının mal varlığı aleyhine çoğalmasıdır. Burada taraflar arasında bir borç ilişkisi doğar. Bu borç ilişkisinde geri verme (iade) söz konusu olacaktır. Türk Borçlar Kanunu’ nda temel olarak borcun kaynakları üç gruba ayrılır. Sebepsiz zenginleşmeden doğan borçlar ise bu grubun içerisindedir ve TBK’ nın 77-82 maddelerinde hüküm altına alınmıştır. Bu hukuki kurum, sebepsiz iktisap şeklinde de ifade edilmektedir.

Burada açıklanması gereken bir husus da zenginleşme halinin nasıl gerçekleştiğidir. TBK m.77/1’ e göre zenginleşme bir başkasının mal varlığından ya da emeğinden olmak üzere gerçekleşebilir. Bu durumda başkası aleyhine zenginleşen taraf, diğer tarafa bunu geri vermekle yükümlüdür. Genel olarak sebepsiz zenginleşmeye örnek olay kapsamında şöyle bir örnek verilebilir: Örneğin; A, B’ nin banka hesabına para yatırmak ister. Ancak yanlışlıkla yaptığı bir işlem sonucunda parayı C’ nin hesabına yatırır. Burada C’ nin mal varlığında sebepsizce bir artış olur. C sebepsiz zenginleşen taraftır ve hesabına gelen bu miktarı iade borcu doğar. C’ nin parayı iade etmesi için kusurlu olması gerekmez.

Yukarıdaki örnek olay açıklamasını tekrar ele alalım: Verilen olayda bir borç ilişkisi meydana gelecektir. Bir borç ilişkisinin borçlu ve alacaklı olmak üzere iki tarafı vardır. Borçlu olan taraf sebepsiz zenginleşen C’ dir. Alacaklı olan taraf ise yanlış işlem yapan A’ dır. Bu olay yanlış hesaba havale sebepsiz zenginleşme kapsamında değerlendirilebilir. Yargıtay kararları ışığında incelendiğinde de konu daha net anlaşılacaktır. Konunun devamındaki başlıklarda bu hususa yer verilmiştir.

Sebepsiz Zenginleşme Şartları Nelerdir?

“Sebepsiz zenginleşme şartları nelerdir?” sorusu dört başlık altında incelenebilir:

1- Zenginleşme

2- Zenginleşmenin Başkasının Malvarlığı Aleyhine Olması

3- İlliyet Bağı

4- Haklı Bir Sebebin Bulunmaması

“Sebepsiz zenginleşme şartları nelerdir?” sorusuna yukarıda ilk şart olarak zenginleşme verilmiştir. Zenginleşme, bir kimsenin mal varlığında artış meydana gelmesidir. Zenginleşme iki şekilde olabilir: Aktiflerin artması ya da pasiflerin azalması şeklinde. Bir kimsenin hesabına para yatırılması, aktiflerin artması; bir kimsenin borcunun yanlışlıkla başkası tarafından ödenmesi de pasiflerin azalması durumunu oluşturur. Sebepsiz iktisap şartlarından ikincisi zenginleşmenin başkasının malvarlığı aleyhine olmasıdır. Başkası aleyhine zenginleşme durumu bir kimsenin malvarlığı aleyhine olabildiği gibi emeği aleyhine de olabilir.

Bir kimsenin evine giren hırsızın, evden bir miktar para çalması halinde; hırsız evine girdiği kimsenin malvarlığı aleyhine zenginleşen taraftır. Bir evin kapılarını boyayan bir boyacı; yanlışlıkla başkasının evinin kapılarını boyamışsa burada da işçinin emeğinden zenginleşme söz konusu olur. Evinin kapıları boyanan kimsenin haberinin yokluğu buna engel oluşturmaz.

Üçüncü şart illiyet bağının bulunmasıdır. Eğer zenginleşmeye yol açan olay ile bu olayın sonucu arasında illiyet bağı kurulamıyorsa sebepsiz zenginleşme gerçekleşmiş olmaz.

En son şartı haklı bir sebebin bulunmaması şartıdır. Bir kimsenin malvarlığındaki artış haklı, hukuka uygun ve geçerli sebeplere dayanmalıdır. Haklı bir sebebin bulunmaması şartı TBK m.77-78’ de düzenlenen bir şarttır. TBK m.77-78’ e göre haklı bir sebebin bulunmadığı dört durum vardır. Bir sonraki başlık altında bu durumlar incelenecektir.

Özet olarak “Sebepsiz zenginleşme davası şartları nelerdir?” sorusuna verilecek cevapta yukarıdaki şartlara bakılmalıdır. Bir kimsenin malvarlığındaki ya da emeğindeki artış haklı bir sebebe dayanmıyorsa ve diğer unsurlar da tamsa iade yükümlülüğü ortaya çıkar.

Haklı Bir Sebebin Bulunmaması Şartı

Sebepsiz zenginleşmeden doğan borçlar kapsamında alacaklı ve borçlu iki taraf vardır. Bu borç ilişkisinin gerçekleşebilmesi için yukarıdaki başlıkta incelenen şartlar tam olmalıdır. Bu şartlar arasındaki en kapsamlı şart ise haklı bir sebebin bulunmaması şartıdır. TBK m.77-78’ e göre haklı bir sebebin bulunmadığı durumlar şunlardır:

1- Sebebin geçersiz olması

2- Sebebin gerçekleşmemiş olması

3- Sebebin sona ermiş olması

4- Borçlanılmamış edimin ifası

Sebepsiz iktisap halinin varlığı için dayanılan sebep geçerli olmalıdır. İade yükümlülüğü ancak zenginleşmenin geçerli bir sebebe dayanmaması halinde doğar (TBK m.77/2). Bir hukuki işlem ahlaka aykırı ise geçersizdir. Dolayısıyla bu işleme dayanarak yapılmış kazandırmalar sebepsiz zenginleşmedir. İade yükümlülüğü ortaya çıkar.

Sebebin gerçekleşmemiş olması durumunda ise başkası lehine bir malvarlığı değeri kazandırılmıştır. Ancak henüz gerçekleşmemiş, gerçekleşeceği düşüncesiyle yapılan bir kazandırma söz konusudur. Örneğin evlenecekleri ümidiyle birbirlerine hediye veren nişanlılarda durum böyledir. Burada nişanlı taraflar arasında evlenme gerçekleşmezse, kazandırmanın haklı bir sebebi yoktur. Sebepsiz zenginleşme nedeniyle verilen hediyeler geri istenebilir.

Sözleşmenin iptali ya da sözleşmeden dönme halinde ise sebebin sona ermesi söz konusudur. TBK m.136/2’ de belirtildiği üzere; karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde imkânsızlık sebebiyle borçtan kurtulan borçlu, karşı taraftan almış olduğu edimi geri vermekle yükümlüdür.

Sebepsiz zenginleşmesinden doğan borçlar konusunda borçlanılmamış edimin ifasına da değinmek gerekir. Bir kişi borçlanmadığı halde, kendisini borçlu sanarak, kendi isteğiyle edimde bulunmuşsa TBK m.78/1 uyarınca yerini getirdiği edimi geri isteyebilir. Ancak burada bir ispat yükümlülüğü vardır. Edimin iadesinin talep edilebilmesi için borçlu olunmadığı halde yanılarak ödemede bulunulduğunun ispat edilmesi gereklidir.

Dava açılabilmesi için şu da belirtilmelidir: Eksik borçların ifası sebepsiz zenginleşme oluşturmaz. Çünkü burada geçerli bir borç söz konusudur, ifanın iadesi istenemez. Eksik borçlar sebepsiz zenginleşme davasının açılamayacağı haller arasındadır. TBK m.78/2 hükmü uyarınca zamanaşımına uğramış borcun veya ahlaki bir ödevin yerine getirilmesinden kaynaklanan zenginleşmelerin de iadesi istenemez. Bu dava bakımından bu sayılanlar önem arz eder.

Sebepsiz Zenginleşme Davası

Sebepsiz zenginleşme talebi, şahsi bir taleptir. Söz konusu talepte bir alacak hakkı söz konusudur. Bu dava da TBK’ nın ilgili maddelerinde belirtilen şartların tam olarak gerçekleşmesi halinde açılabilecek bir davası çeşididir. Kanunda belirtilen şartlar oluştuğunda; sebepsiz zenginleşme davası açmak mümkündür.

Sebepsiz zenginleşme davası, zenginleşmeye konu olan şeyin mümkünse karşılığının aynen verilmesini amaçlar. Aynen verilmesinin mümkün olmadığı durumlarda ise zenginleşmeye konu olan şeyin karşılığı para olarak verilmelidir.

Dava Kime Açılır?

“Sebepsiz zenginleşme davası kime açılır?” sorusuna şu şekilde cevap vermek mümkündür. Öncelikle sebepsiz zenginleşme halinde taraflardan biri haksız olarak zenginleşirken; diğeri tam tersi fakirleşmiş olur. Bu hukuki ilişkide borçlu ve alacaklı olmak üzere iki taraf doğar. Borçlu kişi zenginleşen olurken; alacaklı kişi fakirleşen olur. Davalı konumunda olup kendisine dava açılacak taraf da sebepsiz zenginleşen (borçlu) taraftır.

Belirtmek gerekir ki bu dava şahsi nitelikli bir dava olarak karşımıza çıkar. Dolayısıyla sadece zenginleşen ya da zenginleşenin mirasçılarına karşı açılır. Alacaklı (davacı) tarafın üçüncü kişilere karşı dava açma hakkı yoktur.

“Sebepsiz zenginleşme davası kime açılır?” sorusu cevaplanırken tam ehliyetsizlerin sebepsiz zenginleşmesi halinde onların ayrı tutulması gibi bir durum yoktur. Yani sebepsiz zenginleşen tam ehliyetsiz olsa da bu dava açılacaktır.

Alacaklı  gereken yerde dava açtıktan sonra, sebepsiz zenginleşme icra takibi yapabilir. Yetkili icra dairesi, alacaklının yerleşim yerindeki icra dairesidir.

Yetkili icra dairesi noktasında şu da belirtilmelidir: Davayı açan kişi icra takibine başladıktan sonra  yerleşim yerini değiştirebilir. Bu durumda icra takibinin gönderilmesini isteyeceği yer, yeni yerleşim yerindeki sebepsiz zenginleşmede yetkili icra dairesi olur.

Dava Şartları

Sebepsiz zenginleşme davası açabilmek için birtakım şartlar öngörülmüştür. Bu şartların tam olarak oluşması halinde dava açılabilir.

Dava şahsi nitelikli bir davadır. Dolayısıyla üçüncü kişilere karşı açılamaz. Öte yandan bu davanın şahsi nitelikte olmasının bir sonucu da zenginleşenin iflası durumunda ortaya çıkar. Zenginleşen iflas etmiş ve zenginleşme konusu mal, iflas masasında bulunuyor olabilir. Ancak burada davacı (alacaklı) tarafın zenginleşme konusu olan malın iadesini isteyemez. İade alacağı para alacağına dönüşür. 

Sebepsiz zenginleşme tali nitelikte bir hukuki koruma sağlar. Asli nitelikte koruma imkânları varsa, sebepsiz zenginleşme davası açılamaz. Asli hak varken tali hak kullanılamaz. Bu durum sebepsiz zenginleşme davasının açılamayacağı haller arasındadır.

Dava Hangi Mahkemede Açılır?

Aslında haksız bir fiil olarak görülemez. Ayrı bir borç kaynağı olarak ele alınır. Çünkü burada karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanları söz konusu değildir. Bir sözleşmenin kurulabilmesi için ise karşılıklı ve birbirine uygun iradelerin olması şarttır. Ancak sebepsiz zenginleşmede karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarından bahsedilemese de taraflar arasında bir borç ilişkisi yine de doğar.

Haksız fiilden bahsedebilmek için bir kimse hukuka aykırı davranışı sergileyerek başkasına zarar vermelidir. Davranış hukuka aykırı değilse haksız fiilden söz edemeyiz. Sebepsiz zenginleşme teşkil eden durumlarda da haksız ya da hukuka aykırı fiiller söz konusu değildir. Daha çok yanlışlıkla, çeşitli müdahalelerle, umulmayan olaylarla oluşan durumlar vardır.

Her ne kadar haksız fiil teşkil etmese de mahkemede sebepsiz iktisap davası şartları oluştuğunda bir dava açmak mümkündür. Peki, dava hangi mahkemede açılır? Dava açılmasında yetkili mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir. Mağdurun ikamet ettiği yerdeki Asliye Hukuk Mahkemesine gidilerek sebepsiz iktisap davası açılacaktır.

Gerekli belgelerin mahkemeye sunulması ve sebepsiz zenginleşme zamanaşımı noktasında sürelerin geçmemiş olması halinde dava açılabilir. İcra takibi bağlamında şunu belirtmek gerekir: Sebepsiz zenginleşme alacaklısı dilediği icra dairesinden bu takibi yapabilecektir.

Davanın Açılamayacağı Haller

Başkasının malvarlığı aleyhine, haklı bir sebep bulunmaksızın zenginleşme halinin sebepsiz zenginleşme olduğunu söyledik. Sebepsiz iktisap davası şartları arasında illiyet bağının bulunması da gerekir. Peki, davanın açılamayacağı haller var mıdır, varsa nelerdir ? Bunları şu şekilde açıklamak mümkündür: Öncelikle sebepsiz zenginleşme davası şahsi nitelikli bir davadır. Sadece zenginleşene ve mirasçılarına açılacaktır. Üçüncü kişilere karşı açılamaz.

İstihkak davasının açılabildiği hallerde sebepsiz zenginleşme davası açılamaz. Sebepsiz zenginleşen, zenginleşmeye konu olan şeyin mülkiyetini kazandıysa kendisine dava açılabilir. Ancak zenginleşmeye konu olan şeyin mülkiyetini kazanamadıysa, aleyhine zenginleştiği kişi zenginleşene istihkak davası açabilir.

Sözleşmeden doğan alacak davasını açma imkânının bulunduğu hallerde de sebepsiz zenginleşme davası açılamaz. Davacı (alacaklı) tarafın sözleşmeden doğan bir alacak hakkı varsa davalının zenginleşmesi önlenir. Örneğin; bir satıcı malı teslim etmiş ancak alıcı parayı ödememiştir. Burada alıcı aleyhine açılması gereken dava sebepsiz zenginleşme davası değil, alacak davasıdır.

Sebepsiz zenginleşme sonucunda bir iade yükümlülüğü doğar. Ancak Kanunda iade ile ilgili özel bir düzenleme varsa sebepsiz zenginleşme davası açılamaz. Örneğin; TMK m.122’ de nişanın bozulması halinde hediyelerin iadesi düzenlenmektedir. Böyle bir hükmün var olması sebebiyle de sebepsiz zenginleşme davası açılamaz. Fakat maddenin ikinci fıkrası uyarınca hediye aynen veya mislen geri verilemiyorsa sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulanır. Burada şunu da belirtmekte fayda vardır. Sebepsiz zenginleşmenin varlığı için zenginleşen tarafın kusurlu olması gerekmez. Dolayısıyla tam ehliyetsizler de sebepsiz zenginleşmeden sorumludur. Tam ehliyetsiz olmak, sebepsiz zenginleşme davasının açılamayacağı haller arasında gösterilemez.

Geri Vermenin Kapsamı

Sebepsiz zenginleşmeden doğan borçlar zenginleşen tarafta iade yükümlülüğü meydana getirir. Kural olarak sebepsiz zenginleşen, zenginleşme konusu şeyi aynen iade eder. Aynen iadenin mümkün olmadığı durumlarda bedel iadesi yapar. TBK m.79-80’ de geri vermenin kapsamı belirtilm. Söz konusu maddelerde iade yükümlülüğü ve giderleri isteme hakkı düzenlenir. Burada iyiniyetli – kötüniyetli zenginleşen ayrımından söz etmekteyiz. 

İyiniyetli zenginleşen; zenginleşmenin haklı bir sebebe dayanmadığını, iade borcu olup olmadığını bilmeyen ya da bilmesi gerekmeyen kişidir. Kötüniyetli zenginleşen ise zenginleşmenin haklı bir sebebe dayanmadığını dolayısıyla iade borcunun olup olmadığını bilen ya da bilmesi gereken kimsedir. Örneğin; yanlış hesaba havale sebepsiz zenginleşmeyi oluşturur. Burada hesabına yanlışlıkla para havale edilen kişi durumdan habersizse kötüniyetli sayılamaz ancak haberdarsa kötüniyetlidir. 

TBK m.79-80’ de zenginleşenin yükümlülüğü ve geri vermenin kapsamı başlıkları altında iyiniyetli – kötüniyetli zenginleşen ayrımı yapılır. Her iki tarafın da yükümlülük ve geri verme kapsamları farklıdır. Ancak yine de her durumda iade edilmesi gereken bir bedel vardır. İyiniyetli sebepsiz zenginleşenin giderleri talep etmesi konusu aşağıda “ İyiniyetli sebepsiz zenginleşen hangi masrafları talep edebilir?” başlığı altında incelenmiştir. Aynı başlık altında kötü niyetli zenginleşenin durumuna da yer verilmiştir.

Belirtmek gerekir ki TBK m.81’ de geri istenememe hali düzenlenir. Madde uyarınca hukuka veya ahlaka aykırı bir sonucun gerçekleşmesi amacıyla verilen şey geri istenemez. Ancak açılan davada hâkim bu şeyin devlete mal edilmesine karar verebilir.

Örneğin, bir kişi eşini öldürmesi için kiralık katil ile anlaşır ve kiralık katile 10.000 TL para verir ancak kiralık katil parayı aldıktan sonra bunu yapmaktan vazgeçebilir. Bu olayda eşinin öldürülmesini isteyen kişi kiralık katile karşı sebepsiz zenginleşme davası açamaz. Dolayısıyla hukuka ya  da ahlaka aykırı böyle durumlar sebepsiz zenginleşmeye örnek olay kapsamında değerlendirilemez.

İyiniyetli Zenginleşen Hangi Masrafları Talep Edebilir?

Kural olarak sebepsiz zenginleşen tarafın iade yükümlülüğü vardır. Ancak sebepsiz zenginleşen, zenginleşmenin haklı bir sebebe dayanmadığını bilmiyor olabilir. Dolayısıyla bir iade borcunun bulunduğunu bilmeyen ya da bilmesi gerekmeyen taraf iyiniyetli olarak sayılır. Bu durumda iade yükümlülüğünün kapsamı ne olur? Sebepsiz zenginleşme sonucunda iyiniyetli zenginleşen hangi masrafları talep edebilir?

Yukarıdaki soruları cevaplamadan önce şunu belirtmek gerekir. Kötüniyetli tarafın iade yükümlülüğü, Kanunda açıkça belirtildiği üzere zenginleşmenin tamamını geri verme şeklindedir. Ancak iyiniyetli niyetli zenginleşenin, zenginleşmeye konu olay şeyin tamamını vermek zorunda olmadığı durumlar vardır.

TBK m.79/1 uyarınca sebepsiz zenginleşen, zenginleşmeye konu olan şeyin istenmesi durumunda elinde kalanı geri vermekle borcundan kurtulur. Sebepsiz zenginleşen aynı zamanda elinden çıkmış olan kısmın, elinden çıktığını ispat etmelidir. İspat ettiği kısmın dışında kalanı ise geri vermekle yükümlüdür. Hem iyiniyetli hem de kötüniyetli sebepsiz zenginleşen yapılan giderleri isteme durumunda bazı şartlara tabi tutulur. İyiniyetli zenginleşen, yaptığı zorunlu ve yararlı giderleri, geri verme isteminde bulunandan isteyebilir (TBK m.80/1). Kötüniyetli zenginleşen ise zorunlu giderleri isteyebilir. Yararlı giderlerinden ise sadece geri verme zamanında mevcut olan değer artışını isteyebilir.

TBK m.80/3’ e göre zenginleşen iyi niyetli olup olmadığına bakılmaksızın diğer giderlerinin ödenmesini isteyemez. Diğer giderler, lüks giderler olarak da adlandırılmaktadır. Bu lüks giderler zenginleşene karşılık önerilmediği takdirde, o şey ile birleştirdiği ve zararsızca ayrılabilen eklemeler, geri vermeden önce ayırılıp alınabilir.

“Sebepsiz zenginleşme sonucunda iyiniyetli zenginleşen hangi masrafları talep edebilir?” sorusuna kısaca şu şekilde yanıt verilebilir. İyiniyetli sebepsiz zenginleşen zorunlu ve yararlı giderleri isteyebilirken; diğer (lüks) giderleri isteyemez.

“İyiniyetli zenginleşen hangi masrafları talep edebilir?” sorusundaki ‘masraflar’ ı zenginleşme konusu o şey için yapılan zorunlu, yararlı ve diğer (lüks) giderler oluşturur. Bu kavramlara örnek vermek gerekirse: Örneğin; bir otomobilin bozulan motorunu değiştirmek zorunlu giderdir. Otomobili bakıma sokmak yararlı giderdir. Otomobilin koltuklarını hakiki deri kaplatmak lüks giderdir.

Zamanaşımı

Sebepsiz zenginleşmede zamanaşımı noktasında kanun koyucu TBK m.82/1’ de belirli süreler öngörmüştür. İstem hakkı iki ve on yıl olmak üzere süreye bağlanmıştır. İstem hakkı hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten itibaren iki yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Her hâlde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten itibaren de on yılın geçmesiyle sebepsiz zenginleşme zamanaşımı meydana gelir.

Sebepsiz Zenginleşme Faiz

Sebepsiz zenginleşme noktasında, öncelikle belirtmek gerekir ki temerrüt kişinin borçlanmış olduğu edimi hukuka aykırı olarak yerine getirmemesidir. TBK m.117/2’ de sebepsiz zenginleşenin hangi hallerde temerrüde düşeceği düzenlenir. Buna göre Kanun maddesinde belirtildiği üzere sebepsiz zenginleşen (borçlu), sebepsiz zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte kendiliğinden temerrüde düşer. Ancak bu durum sebepsiz zenginleşenin kötüniyetli olduğu durumda gerçekleşir. Sebepsiz zenginleşen iyiniyetli ise temerrüt için bildirimde bulunmak gerekir.

Sebepsiz Zenginleşme Arabuluculuk

Genel olarak arabuluculuk çeşitli hukuki uyuşmazlıkların çözümünde başvurulan bir yoldur. Bu anlamda olmak üzere sebepsiz zenginleşme arabuluculuk kurumuna başvurulabilen bir uyuşmazlık çeşidi olarak karşımıza çıkar. Yani sebepsiz zenginleşme halinde de taraflar dava yoluna gitmeden arabuluculuk kurumuna başvurarak çözüm arayabilirler. Tıpkı haksız fiil, sözleşmeye aykırılıktan doğan alacak ve tazminat talepleri gibi sebepsiz zenginleşme arabuluculuk yoluyla çözüme kavuşturulabilir.

Örnek Olay

“Sebepsiz zenginleşme nedir?” sorusuna örnek olaylar da göstermek mümkündür. Sebepsiz zenginleşme örnek olay üzerinden şu şekilde açıklanabilir:

A, Ankara’ da üniversite öğrencisidir. Bursa’ da yaşayan babası B, eğitim masrafları için oğlunun hesabına 1000 TL para yatırmaya karar verir. Fakat yanlışlıkla bu parayı İstanbul’ da üniversite okuyan C’ nin hesabına gönderir. Olayda yanlış hesaba havale sebepsiz zenginleşme oluşturur. Olayda C sebepsiz zenginleşen taraf olduğu için C’ ye karşı açılır.

Bir başka örnek olay incelenirse; futbolcu F, şu an oynadığı X takımından Y takımına transfer edilmiştir. Ancak Y takımı, F’ nin transferi nedeniyle yapacağı 802 bin avroluk ödemesini X  takımı yerine, Z takımının kulübünün hesabına yatırmıştır. Yine burada yanlış hesaba havale sebepsiz zenginleşme teşkil eder. Z takım sebepsiz zenginleşen taraftır.

Sebepsiz zenginleşme sadece malvarlığı üzerinden değil; emek üzerinden de gerçekleşebilir. Örneğin Ü’ nün evini boyamaya giden boyacının yanlışlıkla Ş’ nin evini boyaması halinde Ş, boyacının emeğinden sebepsiz zenginleşen taraf olur.

Yargıtay Kararları

Burada Yargıtay kararları incelenerek konu anlaşılabilir.

3. H.D. 2020/1813 E.  ,  2021/2453 K.

Davacılar; tarla niteliğinde kayıtlı bulunan dava konusu taşınmazın önceki maliki ile aralarında düzenlenen harici taşınmaz satış sözleşmesi uyarınca, anılan taşınmazın 500’er metrekaresini satın aldıklarını, taşınmaz üzerine bina inşa ettiklerini; taşınmazı sonradan satın alan davalıların taşınmaza paydaş olarak malik olduklarını, açtıkları dava sonucunda ortaklığın satış yoluyla giderilmesine karar verildiğini, taşınmazda hak sahibi olduklarının davalılarca da bilindiğini, taşınmazın satış işlemlerine devam edildiğini ileri sürerek; davalılar adına kayıtlı taşınmazın tapu kayıtlarının iptali ile adlarına tescilini talep etmişler; 17/06/2015 tarihli ıslah dilekçeleri ile dava dilekçesini tamamen ıslah ederek, taşınmazın ihale yoluyla 715.000 TL’ye üçüncü kişiye satıldığı, taraflarınca inşa edilen muhdesatların bedelinin de satış bedeli içerisinde davalılara ödendiği, davalıların sebepsiz zenginleştiklerinden bahisle, muhdesat bedeli olarak belirlenen 114.580 TL’nin davalılardan taşınmazdaki payları oranında tahsilini istemişlerdir.

Hukuk Genel Kurulu  2017/682 E.  ,  2021/255 K.

(…)Somut olayımızda; davalının zararı, harici sözleşme gereğince kararlaştırılan satış bedelinin ödenmesinden değil, tapudaki satış ve resmî senedin düzenlenmesi sırasında tapu masraflarından kaçınmaya yönelik eksik satış bedelinin bildirilmiş olmasından kaynaklanmaktadır. Başka bir anlatımla davalı sebepsiz zenginleşmemiş ve fakat davacı alıcı ön alım davası sonrası taşınmaz mülkiyetini gerçek bedeli geri alamadan kaybederek fakirleşmiştir. Bu fakirleşmenin sebebi ise vergi ve masrafları daha az ödemek gibi birtakım gayelerle, haksız çıkar elde etmek amacıyla resmî belgenin düzenlenmesinde gerçeğe aykırı beyanda bulunulmasıdır.

14. H.D. 2018/5629 E.  ,  2021/4189 K.

Somut olayda; davacı ile davalı … arasında yapılan 05.04.2012 tarihli tapu devrine ilişkin sözleşme, adi yazılı olup resmi şekilde yapılmamış olduğundan geçersizdir. Bu durumda, taraflarca geçersiz sözleşmeye dayanılarak menfi ve müspet zarar talep edilemeyip, sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanılarak tarafların birbirlerine verdikleri, talep edilebilecektir. Mahkemece, geçersiz sözleşmeye dayalı menfi ya da müspet zarar oluşamayacağı hususu dikkate alınmadan, davacının menfi ve müspet zararı adı altında tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.

Kaynakça:

– 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu.

– EREN, Fikret, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 25.Baskı, Ankara, 2020.

– YILDIRIM, Abdülkerim, Türk Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 2.Baskı, Ankara, 2014.

– Yargıtay Kararları


Emine YAVUZ
Yazarın Son Yazıları - Emine YAVUZ (Tümünü Görüntüle)

Bir cevap yazın

Yorumunuza yalnızca isminizi eklemeniz yeterlidir.

Yorum yaptığınızda, isminiz bir dahaki sefere hatırlatılmak üzere tarayıcınıza kaydedilebilir. Detaylı bilgi için Kullanım Koşulları ile Gizlilik ve Çerez Politikamızı okuyabilirsiniz.