Evliliğin İptali

Evliliğin İptali ve Genel Olarak Evliliği Sona Erdiren Sebepler

Evliliğin iptali, bir evliliğin mahkeme kararı ile iptal edilmesi ve geçersiz hale getirilmesi dolayısıyla ortadan kaldırılmasıdır. Burada önemli olan evlilik iptalinin gerçekleşebilmesi için “mahkeme kararı”nın zorunluluğudur. Zira mahkeme kararı olmadan, ortadan kaldırılmak suretiyle evlilik iptal edilemez. Evlilik mahkeme kararıyla ortadan kaldırılmadıkça geçerli bir evliliğin hüküm ve sonuçlarını doğurur.

Evliliği sona erdiren sebepler ise genel olarak geçersizlik sebebiyle sona erme ve geçerli olarak kurulmuş bir evliliğin sona ermesi şeklinde ikiye ayrılır. Bu iki ana başlığın da çeşitli alt başlıkları mevcuttur. Bu başlıkları şu şekilde gösterebiliriz:

Evliliğin, geçersizliği sebebiyle sona ermesi;
-Evlenmenin Yokluğu
-Evlenmenin Butlanı
a. Mutlak Butlan
b. Nisbi Butlan

Geçerli olarak kurulmuş bir evliliğin sona ermesi;
-Ölüm
-Gaiplik
-Boşanma

Bu ayrımda yer alan, evliliğin geçersizlik sebebiyle sona ermesi kısmında evliliğin kurulmasında bir sakatlık söz konusudur. Aşağıda değinilecek olan mutlak butlan ve nisbi butlan sebeplerinin mevcut olduğu durumlarda evlilik mahkeme kararı ile ortadan kaldırılacaktır.

Evlenmenin Yokluğu

Hukuken geçersiz (batıl) bir evlilikte taraflar arasında bir evlenme gerçekleşir. Mahkeme kararıyla da bu evlilik evlenme engelleri sebebiyle ortadan kaldırılır. Ancak bazı hallerde ise evlilik yok hükmünde sayılır. Yani evlilik kendiliğinden ve başından itibaren hükümsüzdür. Böyle bir durumda ise mahkeme kararına ihtiyaç duyulmaz.

Bu haller şunlardır:

-Evlenmenin aynı cinsten kişiler arasında yapılması

-Evlenmenin evlendirme memuru önünde yapılmaması

-Evlenme iradesinin taraflarca aynı anda ve sözlü olarak açıklanmaması

Yukarıdaki hallerden birinin bulunması halinde yapılan evlilik mahkeme kararına ihtiyaç duyulmaksızın kanunen hükümsüz bir evlilik sayılacaktır.

Evlenmenin Butlanı

Aile hukukunda kullanılan butlan kavramında önemli evlenme engellerinin bulunması halinde mutlak butlan; önemli olmayan evlenme engellerinin bulunması halinde ise nisbi butlan ifadeleri kullanılır. Evliliğin iptali sebeplerini mutlak butlan ve nisbi butlan sebepleri şeklinde ikiye ayırarak incelemek mümkündür. Her iki durumda da mahkeme kararının olması koşuluyla evliliğin iptali gerçekleştirilir.

Mutlak Butlan Sebebiyle Evliliğin İptali

TMK m.145’te sayılan mutlak butlan sebeplerinden birinin olması halinde evliliğin batıl (geçersiz) olması sonucuyla karşılaşılır. Bu sebeplerin varlığı halinde evlilik mahkeme kararıyla iptal edilir. Kanunda sayılan mutlak butlan sebepleri şu şekilde incelenebilir:

Eşlerden Birinin Evlenme Sırasında Evli Olması

Öncelikle 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu “tek eşlilik” esasına dayandığından evli bir kişinin yeniden evlenmesi yasaktır. Eşlerden birinin evlilik sırasında evli olması durumunda mutlak butlan söz konusudur (TMK m.145/1).

“Önceki evlilik” durumunda bu evlilik geçerli bir evliliği sona erdiren sebeplerden (ölüm-gaiplik sebebiyle evliliğin feshi-boşanma) biriyle sona ermişse burada mutlak butlandan bahsedilemez.

Eşlerden Birinin Evlenme Sırasında Sürekli Bir Sebeple Ayırt Etme Gücünden Yoksun Bulunması

Eşlerden birinin evlenme sırasında sürekli bir nedenle ayırt etme gücünden yoksun bulunması halinde evliliğin iptali söz konusudur (TMK m.145/2). Ayırt etme gücünden sürekli yoksunluğun evlenme ‘sırasında’ olması zorunludur. Evlenme sırasında ayırt etme gücüne sahip ancak sonrasında ayırt etme gücünden yoksun olunması durumunda ise akıl hastalığı sebebiyle boşanma davası açılabilir.


Eşlerden Birinin Ayırt Etme Gücünden Sürekli Bir Nedenle Yoksun Bulunması Halinde Evliliğin İptali Davası Açılmasına İlişkin Yargıtay Kararı (2. Hukuk Dairesi 2019/7343 E. 2019/11719 K.)

Türk Medeni Kanunu’nun 145/2. maddesindeki sebeple evliliğin iptaline karar verilebilmesi için, eşlerden birinin evlenme sırasında sürekli bir nedenle ayırt etme gücünden yoksun bulunması şarttır. Bu durumun her türlü şüpheden uzak sağlık kurulu raporu ile belirlenmesi gerekir. Mahkemece davacı erkek yönünden 2008 ve 2013 tarihinde alınan raporlarda erkekte hafif mental reterdasyon olduğu, 2003 ve 2014 yılında alınan raporlarda da erkekte hafif mental reterdasyon olduğu ve vasi tayini gerektiği belirtilmiş ise de; raporların davacı erkeğin evlenme sırasındaki akli durumu hakkında bir bilgiyi içermediği anlaşılmaktadır. Mahkemece, davacının evlenme aktinin yapıldığı 19.10.2010 tarihinde sürekli bir sebeple ayırt etme gücünden yoksun olup olmadığı ve evlenmeye engel olacak derecede akıl hastalığının bulunup bulunmadığı hususu tıbben belirlenip sonucu uyarınca karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.

Eşlerden Birinde Evlenmeye Engel Olacak Derecede Akıl Hastalığı Bulunması

Eşlerden birinde evlenmeye engel olacak derecede akıl hastalığı bulunması halinde akıl hastalığı ‘evlenmeye engel derecedeyse’ evliliğin iptali söz konusu olacaktır (TMK m.145/3). Yani TMK her akıl hastalığını evlenmeye engel görmemiştir.

Evlenmeye Engel Olacak Derecede Akıl Hastalığı Bulunması Sebebiyle Evliliğin İptali Davasına İlişkin Yargıtay Kararı (2. Hukuk Dairesi 2019/4181 E. 2019/11916 K.)

Davacı erkek tarafından terditli olarak açılan davada evliliğin butlan nedeniyle iptali, butlanın hukuki şartlarının bulunmaması halinde evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki nedenine dayalı olarak boşanmaya karar verilmesi talep edilmiştir. İlk derece mahkemesi, mutlak ve nisbi butlan koşullarının bulunmadığından bahisle, davacının boşanma talebi yönünden hüküm kurmuş ve boşanma davasının reddine karar vermiştir. TMK m.145/3’te, “Eşlerden birinde evlenmeye engel olacak derecede akıl hastalığı bulunması” evliliğin mutlak butlan nedeniyle iptali sebebi olarak düzenlenmiştir.
… davalı kadının Türk Medeni Kanunu’nun 405/1. maddesindeki “Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı” nedenine bağlı olarak kısıtlandığı anlaşılmıştır. Konya Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 01/12/2016 tarihli sağlık kurulu raporunda davalı kadının “Hafif derecede mental reterdasyon, organik olmayan psikoz” rahatsızlığının olduğu ve rahatsızlığın evlilik tarihinde mevcut olduğu belirtilmiştir. Bu itibarla, davacı erkeğin davasının kabulü ile evliliğin mutlak butlan nedeniyle iptaline hükmedilecek yerde, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş ve kararın bozulmasını gerektirmiştir.

Eşler Arasında Evlenmeye Engel Olacak Derecede Hısımlığın Bulunması

Evlenmeye engel hısımlıkta TMK m.129’da sayılan hısımlar arasında her nasılsa evlilik gerçekleşmişse yine burada evliliğin iptali söz konusudur. Buna göre;

-Üstsoy ile altsoy arasında; kardeşler arasında; amca, dayı, hala ve teyze ile yeğenleri arasında,

-Kayın hısımlığı meydana getirmiş olan evlilik sona ermiş olsa bile, eşlerden biri ile diğerinin üstsoyu veya altsoyu arasında,

-Evlat edinen ile evlatlığın veya bunlardan biri ile diğerinin altsoyu ve eşi arasında evlenme yasaktır (TMK m.129).

Evlenmeye Engel Hısımlık Sebebiyle Açılan Evliliğin İptali Davasına İlişkin Yargıtay Kararı ( 8. Hukuk Dairesi 2017/10289 E. 2019/4509 K.)

Diyadin Cumhuriyet Savcılığının 18.02.2011 tarihli ve 2011/1 sayılı davanamesi ile Diyadin İlçe Nüfus Müdürlüğü tarafından davalılar … ve …’ın dayı yeğen olduğu ve evliliklerinin iptal edilmesi gerektiğinden bahisle ihbarda bulunulduğunu,

Mahkemece tespit davaları ret edilecek olur ise, nüfus kaydına göre öz dayısı ile evli görünen davalı … ile …’ın evlilik kayıtlarının iptaline karar verilmesi talep edilmiştir.

Mutlak Butlan Davası Açabilecek Kişiler

TMK m.146’ya göre mutlak butlan davası Cumhuriyet savcısı tarafından re’sen ve ilgisi olan herkes tarafından açılabilir. Burada akla “Neden Cumhuriyet savcısı da mutlak butlan davası açmaya yetkilidir?” sorusu gelebilir. Bu sorunun yanıtı ise şöyle cevaplandırılabilir: Mutlak butlan sebepleri kamu düzenine ilişkin sebeplerdir. Dolayısıyla toplumun yaşayışı ve düzeni gereğince bu sebeplerin varlığı halinde bireylerin zarar görmemesi adına Cumhuriyet savcısı tarafından re’sen dava açılabilir.

Örneğin; hısımlar arasında yapılan bir evlilikten doğacak çocukların bedensel ve zihinsel açıdan engelli olabilmeleri ihtimali çok yüksektir. Yine aynı şekilde eşlerden birinin evlenme sırasında zaten geçerli bir evliliğinin olması ancak buna rağmen evlenmek istemesi, tek eşliliği benimsemiş olan TMK’nın bu sistemine zarar verme ihtimalini doğurmaktadır.

İlgisi olan kişilerin dava açması konusunda herhangi bir sınırlama konmamıştır. Mutlak butlan davası açabilmek için söz konusu evlilikte ilgili kişi olmak yeterlidir.

Mutlak Butlan Sebebiyle Evliliğin İptali Davası Açma Süresi

TMK, mutlak butlan sebeplerinin varlığı halinde dava açmak için herhangi bir hak düşürücü süre öngörmemiştir. Evliliğin her aşamasında evliliğin iptali davasının açılabilmesi mümkündür.

Dava Hakkının Sınırlanması veya Ortadan Kalkması

TMK m.147’nin 1.ve 2. fıkrasında dava hakkının sınırlanması; 3.fıkrasında ise ortadan kalkması düzenlenmiştir.

Bu maddenin 1. ve 2. fıkrasına göre mutlak butlanla sakat olan bir evlilik sona ermişse Cumhuriyet savcısı re’sen dava açamaz. Çünkü ortada devam eden bir evlilik bulunmamaktadır. Ancak ilgisi olanların mutlak butlan davası açma hakkı devam eder. Burada ilgisi olan kişilerin dava hakkının devam etmesi miras durumunda önem arz etmektedir. Örneğin; mutlak butlanla geçersiz olan evlilik ölümle sona ermişse diğer eş mirasçı olacaktır.

Ayırt etme gücünden sürekli yoksun veya evlenmeye engel derecede akıl hastalığı bulunan taraf sonradan ayırt etme gücünü kazanırsa veya evlenmeye engel derecede akıl hastalığı iyileşirse, mutlak butlan davası açma hakkı sadece bu kişiye tanınır.

TMK m.147/3’e göre evliyken yeniden evlenen kişinin önceki evliliği sona ermişse sonraki evlilikteki eş iyi niyetli ise burada mutlak butlan sebebiyle evliliğin iptali talep edilemez.

Nisbi Butlan Sebebiyle Evliliğin İptali

Nisbi butlan sebepleri TMK m.148-151’de sayılmıştır. Bu sebepler şunlardır:

Ayırt Etme Gücünden Geçici Yoksunluk

TMK m.148’e göre evlenme sırasında geçici bir sebeple ayırt etme gücünden yoksun olan kişiye evliliğin iptali davası açabilme hakkı tanınmıştır. Ayırt etme gücünden geçici yoksunluk haline aşırı derecede alkol nedeniyle sarhoşluk ya da uyuşturucu alınmış olması örnek verilebilir. Bu hallerin etkisinin ortadan kalkmasıyla kanunda belirtilen altı aylık hak düşürücü süre içinde dava açılabilir.

İrade Bozukluğu Halleri (Yanılma – Aldatma – Korkutma)

Nisbi butlan sebebiyle dava açabilmek için Kanunda irade bozukluğu hallerine yer verilmiştir. Evlenme tarafların birbirine uygun karşılıklı irade beyanları sonucu kurulur. Yani burada karşılıklı irade beyanları arasında bir uygunluk aranır. Ancak yanılma, aldatma ve korkutma hallerinde bu uygunluk hali ortadan kalkmıştır.

Kanunumuza göre yanılmanın iki türü söz konusudur: Hiç istemediği halde evlenmeye razı olma ve kişide yanılmadır.(TMK m.149). Kişide yanılma haline; taraflardan birinin ikiz kardeşi olması ve diğer tarafın yanılarak evlenmek istediği kişinin kardeşiyle evlenmesi örnek verilebilir.

Evlilik sırasında namus ve onurun korunmasına yönelik değer yargıları konusunda diğer eş aldatılmışsa (bu aldatılma eş tarafından veya onun bilgisi altında başkası tarafından da yapılabilir.) veya ağır tehlikeli bir hastalık gizlenmişse burada aldatma sebebiyle evliliğin iptali davası açılabilir. (TMK m.150)

Bir Hastalığın Gizlenmesi Sebebiyle Evliliğin İptali Davası Açılmasına İlişkin Yargıtay Kararı (2. Hukuk Dairesi 2006/5711 E. 2006/12979 K.)


Medeni Kanununun 149/2. maddesi “eşinde bulunmaması onunla birlikte yaşamayı kendisi için çekilmez bir duruma sokacak derecede önemli bir nitelikte yanılarak evlenmişse” ve Türk Medeni Kanununun 150/2. maddesi ise “davacının veya altsoyunun sağlığı için ağır tehlike oluşturan bir hastalık kendisinden gizlenmişse” hükümlerini taşımaktadır.
Toplanan delillerden davalının cilt (sedef) hastalığının bulaşıcı nitelikte olmadığı ve tedavi edilebilir olduğu altsoyun sağlığı için ağır bir tehlike de oluşturmadığı ve yukarıda bahsedilen her iki madde hükmüne uymadığı anlaşılmaktadır. Davacının davasının reddi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.


Yargıtay Kararı ( 2. Hukuk Dairesi 2018/1389 E. 2019/967 K.)

… Davacı-davalı erkek birleşen dava dilekçesinde, davalı-davacı kadında paranoid şizofren belirtileri bulunduğunu, bu rahatsızlığın kendisi ve altsoyu için tehlike arzettiğini ve evlenme sırasında kendisinden gizlendiğini, eşinin önemli bir niteliğinde yanılarak evlendiğini beyan ederek, Türk Medeni Kanunu’nun 149. ve 150. maddeleri uyarınca nisbi butlan sebebi ile evliliğin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Dosya kapsamında bulunan … Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinin 03.02.2016 tarihli sağlık kurulu raporunda kadının muayene tarihi itibarıyla fiil ehliyetinin tam olduğu ve aktif psikopatoloji saptanmadığı belirtilmiştir.Ancak evliliğin iptali davası yönünden mevcut rapor yetersiz olup evlilik tarihi itibarıyla herhangi bir tespit içermemektedir. O halde davalı-davacı kadında evlilik tarihi itibariyle Türk Medeni Kanunu’nun 150/2. maddesi uyarınca davacı-davalı erkek ve altsoyunun sağlığı bakımından ağır tehlike oluşturan bir hastalık olup olmadığına dair resmi sağlık kurulu raporu alınarak sonucu uyarınca karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeyle hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.

Korkutma sebebiyle dava açılabilmesi için şu şartların gerçekleşmesi gerekir:

Korkutma hayat, sağlık veya namus ve onura yönelik olmalıdır.
Korkutma eylemi eş veya yakınlarından birine yönelik olmalıdır.
Korkutma eylemi yakın ve ağır bir tehlike teşkil etmelidir. (TMK m.151)

Korkutularak Yapılan Evlenmenin İptaline İlişkin Yargıtay Kararı (2. Hukuk Dairesi 2011/2995 E. 2011/3882 K.)


Davacı, dava dilekçesinde “davalı tarafından zorla kaçırıldığını ve öldürmekle tehdit ederek zorla sahip olduğunu, daha sonra da çaresizliğinden faydalanarak nikah memurunu eve çağırmak suretiyle 7.8.2007 tarihinde resmi nikah yapıldığını” ileri sürerek evliliğin iptalini istemiştir. Dava dilekçesinde anlatılan maddi hadiselere göre istek, Türk Medeni Kanununun 151. Maddesine dayanmaktadır.
Kendisinin veya yakınlarından birinin hayatı, sağlığı veya namus ve onuruna yönelik pek yakın ve ağır bir tehlike ile korkutularak evlenmeye razı edilmiş eş, evlenmenin iptalini dava edebilir (TMK.md.151).

Nisbi Butlan Davası Açabilecek Kişiler

Nisbi butlan sebeplerinin varlığı halinde sadece eşler ve bazı durumlarda yasal temsilciler, dava açabilirler.

Peki yasal temsilcinin dava açabilmesi hangi durumlarda söz konusudur?

Küçük veya kısıtlı, yasal temsilcinin izni olmadan evlenirse izni alınmayan yasal temsilci evliliğin iptali davası açabilir. Ancak burada küçük onsekiz yaşını doldurarak ergin olursa veya kısıtlı, kısıtlı olmaktan çıkarsa ya da bir gebelik durumu söz konusuysa evliliğin iptali kararı verilemez (TMK m.153)

Nisbi Butlan Sebebiyle Evliliğin İptali Davası Açma Süresi

Nisbi butlan sebeplerinin varlığı halinde açılabilecek davada altı ay ve beş yıllık hak düşürücü süreler öngörülmüştür. İptal sebebinin öğrenildiği ve korkutmanın etkisinin geçtiği tarihten itibaren altı ay ve her hâlde evlenmenin üzerinden beş yıl geçmişse dava hakkı düşer.

Butlan Kararının Sonuçları

Bu sonuçlar çocuklar ve eşler yönünden olmak üzere ikiye ayrılır.

Çocuklar Yönünden

TMK m.157’ye göre;

“Mahkemece butlanına karar verilen bir evlilikten doğan çocuklar, ana ve baba iyiniyetli olmasalar bile evlilik içinde doğmuş sayılırlar. ile ana ve baba arasındaki ilişkilere boşanmaya ilişkin hükümler uygulanır.”

Madde batıl evliliklerden doğan çocukların ana ve babayla soybağı kurmasında iyi niyet şartına yer vermemiştir. Evlilik butlan sebebiyle iptal edildiğinde de çocukların ana ve baba ile olacak ilişkileri ise boşanma hükümlerine göre olacaktır.

Eşler Yönünden

TMK m.158’e göre;

“Evlenmenin butlanına karar verilirse evlenirken iyiniyetli bulunan eş bu evlenme ile kazanmış olduğu kişisel durumunu korur. Eşler arasındaki mal rejiminin tasfiyesi, tazminat, nafaka ve soyadı hakkında boşanmaya ilişkin hükümler uygulanır.”

Evliliğin iptali durumuna rağmen kazanılan kişisel durumların devam edebilmesi yasa koyucu tarafından iyiniyet koşuluna bağlanmıştır. İlgili maddenin 2. fıkrasından da anlaşıldığı üzere evliliğin iptali ile boşanma arasında bir fark görülmeyerek boşanma hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.

Evliliğin İptali ile Boşanma Arasında Fark Var Mıdır?

Evliliğin iptali ile boşanma aslında farklı durumlardır. Çünkü boşanmada geçerli bir evliliğin sona ermesi söz konusu iken; evliliğin iptali durumunda başından beri geçersiz ya da sonradan geçersiz olan bir evlilik söz konusudur.

Aynı zamanda evliliğin iptali halinde, boşanmada olduğu gibi evlilik içindeki şiddetli geçimsizlik, evliliğin temelinden sarsılması vb. durumları ispat etmeye gerek yoktur. Batıl bir evliliğin iptal edilmesi için gereken sebepler Kanunda sayılmıştır. Ancak belirtilen bu sebeplerle batıl olan bir evlilik, mahkeme kararı verilinceye kadar geçerli bir evliliğin bütün hüküm ve sonuçlarını doğurur. Örneğin bu evlilik içerisinde doğan çocuklar ile ana ve baba arasında soybağı kurulur.

TMK m.157/2 ve m.158/2’ye göre evliliğin iptali söz konusu olduğunda boşanmaya ilişkin hükümler uygulanır. Batıl bir evlilik sona erdiğinde çocukların velayetinin kime verileceği, velayet kendisine verilmeyen tarafın çocuğa karşı nafaka yükümlülüğü, eşler arasındaki mal rejimi tasfiyesi, tazminat, nafaka ve soyadı konularında TMK’nın boşanmaya ilişkin hükümleri uygulanır.

Yargıtay Kararı (2. Hukuk Dairesi 2017/6671 E. 2019/1457 K.)

…Bölge Adliye Mahkemesince kadına kusur olarak yüklenen “hastalığını evlilik öncesi eşinden sakladığı” vakıasının boşanma sebebi olarak kabulü mümkün olmayıp, evliliğin iptali sebebidir. Bu husus gözetilmeden, kadına kusur yüklenilmiş olması doğru değildir. O halde, kadına atfedilebilecek bir kusurun varlığı kanıtlanmamış olup, boşanmaya sebep olan olaylarda davacı-karşı davalı erkek tam kusurludur.

Evliliğin İptalinde Nafaka Ödenir Mi?

Evliliğin iptal edilmesinde boşanmaya ilişkin hükümler uygulandığından nafaka talebinde bulunulabilir. Talep edilebilecek nafakalar yoksulluk, iştirak ve tedbir nafakalarıdır. Belirtmek gerekir ki burada eşlerden birinin daha ağır kusurlu olması sebebiyle nafaka isteyememesi hali de bulunmaktadır. Ancak Kanunda butlan konusunda kusurun nasıl belirleneceğine yönelik bir düzenleme yoktur. Mal paylaşımı davasında ise kusur dikkate alınmaz.

Yargıtay Kararı ( 2. Hukuk Dairesi 2018/1278 E. 2018/14324 K.)

…Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, davacı-karşı davalı kadın tarafından, tedbir nafakası, yoksulluk ve iştirak nafakası ile manevi tazminat yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Davacı-karşı davalı kadın evliliğin iptali halinde Türk Medeni Kanunu’nun 158. madde uyarınca iyi niyetli olduğundan bahisle haklarının korunmasını talep etmiştir. Türk Medeni Kanunu 158. maddede ” Evlenmenin butlanına karar verilirse, evlenirken iyiniyetli bulunan eş bu evlenme ile kazanmış olduğu kişisel durumunu korur” hükmü düzenlenmiştir. Yapılan yargılama ve toplanan delillerden kadının kötüniyetli olduğu iddia ve ispat edilmemiştir. Mahkemece davalı-karşı davacı erkeğin doktor olarak bir süre çalıştığı da dikkate alınarak malvarlığı olup olmadığı ve malvarlığı varsa bunlardan gelir elde edip etmediği araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.

Evliliğin İptali Davasında Mirasçıların Durumu

TMK m.159’a göre;

“Evlenmenin butlanını dava etme hakkı mirasçılara geçmez. Ancak mirasçılar açılmış olan davayı sürdürebilirler. Dava sonucunda evlenme sırasında iyiniyetli olmadığı anlaşılan sağ kalan eş, yasal mirasçı olamayacağı gibi, daha önce yapılmış olan ölüme bağlı tasarruflarla kendisine sağlanan hakları da kaybeder.”

Bu maddeden anlaşıldığı üzere; evlilik butlan ile sakat olsa bile, eşlerden biri hayatta iken evliliğin iptali için dava açmamışsa eşlerin ölümü halinde mirasçıları iptal davası açamaz. Maddenin istisnası şudur: Batıl olan bir evlenmenin iptali için eşler dava açmış ve bu arada eşlerden birisi ölmüş ise mirasçılar açılmış olan davayı sürdürebilirler. Yani davanın mirasçılar tarafından sürdürülmesi için;

Batıl olan bir evlilik bulunmalıdır.

Evlenmenin butlanı davası açılmış olmalıdır.

Dava devam ederken eşlerden birisi ölmüş olmalıdır.

Ölen eşin mirasçılarının bu davayı sürdürme talepleri olmalıdır.


Kaynakça:

Aile Hukuku, Prof. Dr. Ahmet M. Kılıçoğlu Ocak 2019 4.Baskı

4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu


2 yorum “Evliliğin İptali

  • 03/04/2021 tarihinde, saat 17:13
    Permalink

    Çok akıcı ve anlaşılır bir biçimde anlatmışsınız, tebrik ederim.

    Yanıtla
    • 04/04/2021 tarihinde, saat 17:18
      Permalink

      Çok teşekkür ederim, çok sağ olun.

      Yanıtla

Bir cevap yazın

Yorumunuza yalnızca isminizi eklemeniz yeterlidir.

Yorum yaptığınızda, isminiz bir dahaki sefere hatırlatılmak üzere tarayıcınıza kaydedilebilir. Detaylı bilgi için Kullanım Koşulları ile Gizlilik ve Çerez Politikamızı okuyabilirsiniz.