kişisel verilerin kaydedilmesi suçu

Kişisel Verilerin Kaydedilmesi Suçu

Kişisel Verilerin Kaydedilmesi Suçu Nedir?

Teknolojinin ilerlemesi, internet dünyasının artık vazgeçilmez olması, sosyal medya gibi alanların da etkisiyle kişisel bilgilerimizin artık kolayca erişilebilir olması, hukukun da bu alanda birtakım güvenliği sağlama zorunluluğunu doğurmuştur. Elbette bu alan sadece sosyal medya ile sınırlı değildir, şirketlerin kaydetmiş olduğu kişisel veriler, devletlerin kaydettiği kişisel veriler, işverenlerin, ticari işletmelerin vs. şekilde örnekleri arttırabileceğimiz birçok alanda kişilerin kişisel verileri, veri tabanlarına işlemektedir.
Kişisel verilerin kaydedilmesi, yukarıda bahsettiğimiz gibi günümüzde kolayca erişilebilir bilgilerin kullanılmasıdır. Bu bilgileri kaydetme ve ele geçirme sonucunda ortaya çıkabilecek kişiyi zarara uğratan birtakım neticeleri önlemek için yasa koyucu tarafından suç tipi öngörülmüştür. Yani kişisel verilerin kullanılması suçu sonucunda yaptırım söz konusudur. Ancak kişisel verileri kaydetme ve ele geçirme durumunda suçun oluşabilmesi için;
●TCK m. 135 “(1) Hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydeden kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.” kanun maddesinin düzenlemesindeki gibi ‘kişisel verilerin hukuka aykırı olarak kaydedilmesi’ gerekmektedir. Yani hukuka aykırılık unsuru ile kişisel verileri kaydetme suçu oluşmaktadır.

Bu suçun daha iyi ifade edilebilmesi için öncelikle belirli kavramları incelemek gerekmektedir:

Kişisel Veri Kavramı

Kişisel verilerin kaydedilmesi suçu konusunu ele almadan evvel kişisel veri kavramına da değineceğiz. 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, kişisel veri kavramının ne anlama geldiğini ve kapsamını belirlemiştir. Bu Kanuna göre, kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin olan bilgilerin hepsi kişisel veri kapsamındadır.

“Kişisel veri” kavramının kapsamı çok geniştir. Ancak bunların çok fazla kullandığımız başlıca örnekleri: adli sicil kaydı, T.C kimlik numarası, yerleşim yeri, isim soy isim, doğum yeri ve tarihi, anne ve baba adı, eğitim durumu, mesleği, banka hesap bilgileri, telefon numarası, elektronik posta adresi, kan grubu, cinsel ve ahlaki eğilimi, sağlık bilgileri, etnik kökeni, siyasi, felsefi ve dini görüşü, sendikal bağlantıları… Kişinin; mali, fiziki, kültürel, sosyolojik ve psikolojik tüm bilgileri kişisel veridir. Kriterlere göre şu şekilde saymak mümkündür:
-Yaşam biçimine ilişkin kişisel verilerin kaydedilmesi
-Politik kişisel verilerin kaydedilmesi
-Ekonomik ve finansal kişisel verilerin kaydedilmesi
-Sağlıkla alakalı kişisel verilerin kaydedilmesi
-Bilişim alanına ilişkin kişisel verilerin kaydedilmesi

Kısaca ifade etmemiz gerekirse, kişiye ait her bilgi bu kapsamdadır diyebiliriz. Bu bağlamda elbette bir sınır olmalıdır. Yargıtay kararlarından da hareketle, bunun sınırı bilginin herkes tarafından kolayca ulaşabilmesinin ölçüsüne veya bilinebilirlik durumuna bağlı olduğunu söylemek mümkündür. Bu konudaki yargıtay kararlarında herkesin kolay bir şekilde ulaşabildiği veya herkes tarafından bilinebilen veriler ‘kişisel veri’ olarak kabul edilmemiştir. (Bu kapsamdaki örnek yargıtay kararları yazının sonundadır.)

Hukuka Aykırılık Kavramı

Yazının başında ifade ettiğimiz ve 5237 sayılı kanun m. 135’in gerekçesinde de ifade edildiği gibi kişisel veri, gerçek kişiyle ilgili her türlü bilgidir. Suçun tanımından da hukuka aykırılık kavramını görmekteyiz. Yani hukuka aykırı olarak depolanması, kaydedilmesi bu suçu oluşturur. Hukuka uygunluk nedeninin olması durumunda bu suç oluşmaz. Hukuka uygunluk nedenlerine örnek olarak; bir hakkın tesis edilmesi veya bu işlemin zorunluluk arz etmesi verilebilir.

Kişisel Verilerin İzinsiz Kaydedilmesi

Kişisel verilerin izinsiz kaydedilmesi Anayasada düzenlenmiştir.  Ek olarak kişisel verilerin korunması amacıyla 2016 yılında Kişisel Verilerin Korunması Kanunu yürürlüğe girmiştir. Bu kanunun amacı kişisel verilerin korunması konusunda hassasiyet ve bilinç oluşturmaktır.

Anayasanın 20. maddesinin 3 fıkrasına göre, kişisel veriler ancak kanunda öngörülmüş hallerde ya da kişinin rızası ile işlenebilir. Bahsettiğimiz 20 madde ve yine anayasanın 22. maddesinde özel hayatın gizliliği ve korunması hakkı düzenlenmiştir, aynı zamanda Anayasanın 17. maddesi kişi dokunulmazlığı, kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkını düzenlemektedir. Söz konusu maddeler kişisel verilerin izinsiz kaydedilmesi, işlenmesi, kullanılması gibi hallerde düzenlenenen bu kanun maddeleri anlamında da ihlal oluşturmaktadır.
Bu maddelerden hareketle ilgilinin rızası ile suçun oluşmayacağını söylemek mümkündür. Ancak burada bahsedilen rıza açık rızadır. Yani bu rıza belirli bir konuya ait olmalı ve kişinin bu hususta bilgilendirilmiş olmalıdır. Bu koşullar halinde kişinin özgür irade ile beyan ettiği rıza açık rızadır.
İlgili kanun maddeleri şu şekildedir:

Madde  20. “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz. (Mülga cümle: 03/10/2001-4709/5 md.)

(Değişik: 03/10/2001-4709/5 md.)Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak, usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça; kimsenin üstü, özel kâğıtları ve eşyası aranamaz ve bunlara el konulamaz. Yetkili  merciin kararı yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını el koymadan itibaren kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde, el koyma kendiliğinden kalkar.

(Ek fıkra: 7/5/2010-5982/2 md.) Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir.”

Madde 22. – (Değişik: 3.10.2001-4709/7 md.) 
“Herkes, haberleşme hürriyetine  sahiptir. Haberleşmenin  gizliliği esastır.
Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça; haberleşme engellenemez ve gizliliğine dokunulamaz. Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde, karar kendiliğinden kalkar.
İstisnaların uygulanacağı kamu kurum ve kuruluşları kanunda belirtilir.”

Madde 17. “Herkes, yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.
Tıbbî zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve tıbbî deneylere tâbi tutulamaz.
Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tâbi tutulamaz.”

Kişisel Verilerin Kaydedilmesi Cezası

Kişisel verilerin hukuka aykırı bir şekilde kaydedilmesi suçunun cezası, TCK m. 135/1 kapsamında 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasıdır. Aynı maddenin ikinci fıkrasındaki düzenleme ile, kişilerin siyasi, felsefi, dini görüşleri, kökenleri, ahlaki yönelimleri, cinsel yaşamları, sağlık durumları, sendikal bağlantıları gibi bilgilerin hukuka aykırı olarak kaydedilmesi durumunda 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası düzenlenmiştir.

TCK m. 137’deki düzenleme uyarınca bu suçun;
-Kamu görevlisinin görevinin verdiği yetkiyi kötüye kullanarak,
-Belli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanarak
işlenmesi durumunda TCK md.136 uyarınca hükmedilecek hapis cezası 1/2 oranında arttırılır.

▪︎Kişisel verilerin hukuka aykırı olarak kaydedilmesi suçunda belirli koşulların varlığı halinde hapis cezası, adli para cezasına çevrilebilir.
▪︎Kişisel verilerin kaydedilmesi suçundan dolayı hükmedilmiş olan ceza hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması (hagb) kararının verilmesi mümkündür.
▪︎Kişisel verilerin kaydedilmesi suçundan dolayı hükmedilmiş olan hapis cezası ertelenebilir.

Şikayet Süresi ve Zamanaşımı Süresi

  • Kişisel verilerin kaydedilmesi suçu, takibi şikayete bağlı bir suç değildir. Suçun işlendiği öğrenildiğinde savcılık tarafından re’sen (kendiliğinden) soruşturma başlatılır. Kişisel verilerin kaydedilmesi suçu açısından herhangi bir şikayet süresi yoktur.
  • Kişisel verilerin hukuka aykırı olarak kaydedilmesi suçunun dava zamanaşımı süresi 8 yıldır. Bu süre içerisinde savcılığa gerekli başvuru yapılmamış ise, dava zamanaşımı süresi dolacağı için soruşturma yapılamaz.

Yargıtay Kararları

■ Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2019/973, K. 2020/218 T. 8.1.2020

Ayrıca, bir özel hayat görüntüsünün ya da sesinin, “kişisel veri” olduğunda kuşku bulunmamakta ise de, kişinin özel hayatına ilişkin görüntüsünün ya da sesinin, bilgisi dışında, resim çekme veya kaydetme özelliğine sahip aletle belli bir elektronik, dijital, manyetik yere sabitlenmesi TCK’nın 134/1. madde ve fıkrasının 2. cümlesinde; rızası dışında ifşa edilmesi, yani; yayılması, açığa vurulması, afişe edilmesi, ilan edilmesi, kamuoyuna duyurulması, aleniyet kazandırılması, özetle; içeriğini öğrenme yetkisi bulunmayan kişi veya kişilerin bilgisine sunulması TCK’nın 134/2. madde ve fıkrasında özel hayatın gizliliğini ihlal suçu kapsamında düzenlendiğinden, kişinin özel hayatına ilişkin görüntüsü ya da sesi, yasal anlamda, TCK’nın 135/1 ve aynı Kanun’un 136/1. madde ve fıkraları kapsamında kişisel veri olarak değerlendirilemez.

■ Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 2.2.2015, E. 2014/17630, K. 2015/1672

Sanığın, katılanla yaptığı konuşma içeriğini kaydedip, bu kaydı içeren CD’yi, görülmekte olan dava dosyasına delil olarak verdiği olayda, kaydı üçüncü kişi ya da kişilerle paylaştığı ve/veya çoğaltarak dağıttığına ilişkin hakkında bir iddia ileri sürülmeyen sanığın, resmi belgede sahtecilik iddiasını ispatlama amacını taşıyan eyleminde, hukuka aykırı hareket ettiği bilinciyle hareket etmediği atılı suçun unsurlarının oluşmadığı anlaşılmakla, sanığın beraatine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.

■ Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 28.10.2013, 2012/29029, 2013/23583

Oluşa ve dosya kapsamına göre; aynı mahallede zaman zaman gördüğü ve ilgi duyduğu katılanın, bir sosyal paylaşım sitesinde, günlük kıyafetleriyle, gülümseyerek ve poz vermiş şekilde çektirdiği resmini, müstehcen içerikli görüntülerin olduğu kendisine ait profile koyduktan sonra, resmin yanında isim ve soy ismini de yer verdiği katılan hakkında, “bunu beğendi” şeklinde görüş belirten ve söz konusu resmi katılanın isim ve soy ismiyle birlikte herkesin paylaşımına sunan sanığın eyleminin, verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunu oluşturacağı gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek, yazılı şekilde, kişisel verilerin kaydedilmesi suçundan sanığın mahkumiyetine karar verilmesi, kanuna aykırıdır.

■ Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 13.01.2014, 2013/25593, 2014/165

İncelenen dosya içeriğine göre, olay tarihinde, katılanlar tarafından, sanıkların, kamuoyunda “misyonerlik” olarak adlandırılan faaliyette bulundukları yönündeki ihbar ve şikayetleri üzerine, sanıklar hakkında, halkı kin veya düşmanlığa tahrik ve Türklüğü aşağılama suçları kapsamında başlatılan soruşturmada, sanıkların evlerinde ve çalıştıkları yerlerde ve bilgisayarlarında yapılan aramalar kapsamında, mensup oldukları dini bildirmek için görüştükleri bir çok kişinin ad, soyad, adres, telefon numaraları ile birlikte, cinsel ve ahlaki eğilimi, sağlık bilgileri, etnik kökeni, siyasi, felsefi ve dini görüşü gibi kişinin kimliğini belirleyen veya belirlenebilir kılan, kişiyi toplumda yer alan diğer bireylerden ayıran ve onun niteliklerini ortaya koyan bilgilerle birlikte kaydettiklerinin ortaya çıkması şeklinde meydana gelen olayda, yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına ve oluşa göre, sanıklar müdafiinin, sanıkların atılı suçu işlemediklerine, TCK’nın 135/1. maddesine göre, kişisel verileri “hukuka aykırı olarak kaydeden” kişinin cezalandırılacağının öngörüldüğüne, sanıkların kaydettiği bilgilerin kişilerin rızası ile verildiğine, hukuka aykırılık unsurunun bulunmadığına, sanıkların Anayasal bir hak olan dinini serbestçe yayma ve öğretme kapsamında hareket ettiklerine, bunun da Uluslararası sözleşmeler, anayasa, yasalar ve yargı içtihatları uyarınca suç sayılmadığına, tamamen serbest olan çalışmaları sırasında kişisel verileri kullanan sanıkların beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.

■ Yargıtay 12.Ceza Dairesi, 2016/5349

Sanık tarafından oluşturulan sahte facebook profilinde, katılanın facebook profilinden elde edilen resimlerin yayınlanması eyleminin suç olarak kabul edilmesi halinde, eylemin kişisel verilerin kaydedilmesi suçunu değil, verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunu oluşturabileceği, bahse konu resimlerin dosya kapsamında bulunmadığı, ancak; Sanığın kovuşturma aşamasında verdiği ifadesinde “Davaya konu fotoğrafları ben facebook isimli sosyal paylaşım sitesinden aldım. Ben bu sitede kendisi ile arkadaştım. Zaten bu fotoğrafları herkese açıktı, müştekinin benim elimde herhangi bir fotoğrafı yoktur.” şeklindeki savunması, katılanın kovuşturma aşamasında verdiği ifadesinde “benim fotoğraflarım arkadaşım olmayanlara engelliydi. Sadece bir tane profil fotoğrafım herkese açıktı. Sanık büyük ihtimalle o fotoğrafımı almış olabilir.” şeklindeki beyanı dikkate alındığında, bahse konu fotoğrafın, katılanın herkese açık profilinden elde edildiği, bu fotoğraflara kolaylıkla ulaşılabildiği, fotoğrafın özel hayata ilişkin olduğuna dair bir iddiada da bulunulmadığı dikkate alındığında, özel hayata ilişkin olmayan, herkese açık facebook profilinden kolaylıkla elde edilen fotoğrafların, ilgilinin isim ve soyismi kullanılmadan, sadece başka bir facebook profilinde yayınlanması eyleminin suç olarak kabul edilemeyeceği, bu eylemlerin yalnızca özel hukuk yaptırımlarına konu olabileceği göz önüne alındığında mahkemece sanık hakkında beraat kararı verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

■ Kişisel verilerin kaydedilmesi Yargıtay kararı açısından şöyle konu edilmiştir; Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 11.09.2012, 17703/18222

Dosya içeriğine göre sanığın, mağdurenin bilgisi dahilinde çıplak vaziyetteki görüntü ve fotoğraflarını kaydedip, elde ettiği kayıtlarla oluşturduğu CD’leri, mağdurenin rızası olmaksızın değişik zamanlarda farklı kurumlara göndermek fiilin 5237 sayılı TCK’nın 134 maddesi kapsamında değerlendirilmesi yerine yasal ve yeterli olmayan gerekçelerle, sanık hakkında beraat kararı verilmesi yasaya aykırıdır”.

■ Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 2016/12769

Kişisel verilerin kaydedilmesi suçundan sanığın beraatine ilişkin hükmün incelenmesinde;

Katılan firmanın satış planlama departmanında raporlama ve analiz uzmanı olarak çalışan mağdur … ve tanık …‘a yardımcı olması için işe alınan ve raporların hazırlanma ve güncellenme sürecinde adı geçen mağdurun bilgisayarından faydalanmasına izin verilen sanık …‘un izinli olduğu dönemde, sanığın kullanımına tahsis edilen firmaya ait bilgisayardaki günlük raporlara ihtiyaç duyulması nedeniyle bu raporlara erişim sağlamak için sanıktan izin alınıp şifresi temin edilerek açılan bilgisayarda araştırma yapıldığı sırada, firmaya ait detaylı mali durum raporları, aylık kanal bazında bayiler, ihracaat, ulusal zincir mağazalar, aylık cirolar, hangi ürünlerin satıldığı, ne kadar iade alındığı, yüzde kaç karlılıkla satış yapıldığı, marketlerden alınan ciro primleri, promosyon detay bilgileri, gider kalemlerinin cirolara dağıtılıp karlılığa etkileri, büyük firmalara yapılan üretimler ve buna ilişkin üretim maliyetleri, satış fiyatları arasındaki giderler düşüldükten sonraki net kar durumları ve benzeri bilgiler içeren bilgisayar dosyaları ile mağdur …‘e ait olup onun bilgisi dışında kopyalanan fotoğrafların kayıtlı olduğunun fark edilmesi üzerine katılan vekilinin şikayetine istinaden başlatılan adli soruşturma sonunda sanığın katılan firmaya ve mağdura yönelik zincirleme şekilde kişisel verilerin kaydedilmesi suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda,

Mağdur … tarafından hükmün temyiz edilmemesi nedeniyle katılan vekilinin temyiz istemi ile sınırlı olarak yapılan incelemede:

Katılan firmaya ait şikayete konu belgeler, hukuka aykırı olarak kaydedilen gerçek kişiye ait kişisel veriler olarak kabul edilemeyeceği gibi, bilgisayar teknolojileri bölümü mezunu olduğunu beyan eden sanığın, mağdurun tatilde olduğu ve kendisine verilen işi yapmak için mağdura ait bilgisayarı kullandığı sırada, bilgisayarın çok ağır çalıştığını ve virüslü dosya bulunduğunu fark etmesinden dolayı işini daha hızlı ve eksiksiz tamamlamak amacıyla, söz konusu belgeleri, içeriğine bakmaksızın, kendi kullanımına tahsis edilen firmaya ait bilgisayara aktardığına dair savunmasının aksine, bu belgeleri hukuka aykırı olarak ele geçirdiğine, yaydığına, yetkisiz kişilere verdiğine veya ifşa ettiğine dair mahkumiyetine yeter, her türlü derecede şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil de bulunmadığı anlaşıldığından, sanık hakkında beraat kararı verilmesine ilişkin yerel mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Yukarıda örnek olarak verdiğimiz Yargıtay kararları ve ek olarak güncel kararları inceleyerek kişisel verilerin kaydedilmesi suçu için şunları söyleyebiliriz,

● Yargıtay kararlarında tüm kişisel veriler güvence altına alınmıştır. Bu sebeple aleni olarak bilindiği gerekçe gösterilerek kaydedilen kişisel bilgiler de bu suçu oluşturur.

● Kişisel veri gerek KVKK gerek Yargıtay kararları gerek TCK m. 136’daki tanımdan hareketle gerçek kişilere özgülenmiştir. Bu sebeple bir şirketin zarara uğramasına yol açmış olan bilgilerin ele geçirilmesi sonucunda bu suç oluşmaz. Ancak elde edilmiş olan kişisel verilerin bir tüzel kişi tarafından kullanılması da bu suç kapsamındadır.

● Yargıtay, failin kişisel verilerin kaydedilmesi suçu kapsamında hukuka aykırılık bilincinin olması gerektiği görüşündedir.

● Kişisel verileri ele geçirme kavramı, Yargıtay kararlarından hareketle, genel olarak normal şartlarda ulaşılamayan bilgiler olduğu söylenebilir. Ele geçirme, seçimlik hareketli bir suçtur. Buna örnek olarak bir belgenin taşınabilir bellek ile bu bilgilerin başka biri tarafından kullanılması verilebilir.

Kaynakça

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası

Türk Ceza Kanunu

Kişisel Verilerin Korunması Kanunu

Yargıtay İçtihatları

6 thoughts on “Kişisel Verilerin Kaydedilmesi Suçu”

  1. Günümüz şartlarında kişisel verilerin korunması artık çok daha önemli hâle gelmişken böylesine güzel bir yazı ile bilgi edinmek çok güzel. Yazara teşekkür ederim.

  2. Oldukça doyurucu bir çalışma olmuş, içerik ve kapsam bakımından bayağı beğendim. Teşekkür ediyorum

Yorum bırakın

Yorumunuza yalnızca isminizi eklemeniz yeterlidir.

Yorum yaptığınızda, isminiz bir dahaki sefere hatırlatılmak üzere tarayıcınıza kaydedilebilir. Detaylı bilgi için Kullanım Koşulları ile Gizlilik ve Çerez Politikamızı okuyabilirsiniz.