Münhasır Ekonomik Bölge

Muhammed Fatih Taşpınar

Uluslararası Deniz Alanları Nelerdir

Münhasır ekonomik bölge konusunu incelemeden önce, devletin bazı egemen haklara sahip olduğu uluslararası deniz alanlarından da söz etmek gerekir. Münhasır ekonomik bölge dışında uluslararası hukukta, devletin bazı haklara sahip olduğu üç adet deniz alanı daha bulunmaktadır. Bunlar; bitişik bölge, balıkçılık bölgesi ve kıta sahanlığı şeklinde isimlendirilmiştir. Bu üç bölgenin kısaca tanımları şu şekildedir;

Bitişik Bölge (B.M.D.H.S. m. 33): Bitişik bölge, karasularının genişliğinin ölçülmeye başlandığı esas hatlardan itibaren 24 deniz miline kadar genişliği bulunan deniz alanıdır.

Balıkçılık Bölgesi: Balıkçılık amacıyla karasularının sınırını belirleyen çizgiden itibaren belirlenen ve kıyı devletinin isteğiyle oluşturulan deniz alanıdır.

Kıta Sahanlığı (B.M.D.H.S. m. 76): Kıta sahanlığı, karasularının ötesinde kıta kenarının dış eşiğine kadar veya bu eşik daha az bir mesafede ise, karasularının ölçülmeye başlandığı esas hatlardan itibaren 200 deniz mili mesafeye olan kısımda, bu devletin kara ülkesinin doğal uzantısının bütünündeki denizaltı alanlarının deniz yatağı ve toprak altlarını içeren deniz yetki alanıdır.

Esas hat nedir?

Esas hat, devletin ülkesinin parçasını oluşturan iç suların ve karasularının, kıyılardan itibaren genişliğini belirleyen dış çizgilerdir.

Münhasır Ekonomik Bölge Nedir

Münhasır ekonomik bölge kavramının ortaya çıkışı, 1940’lı yıllarda Latin Amerika devletlerinin 200 millik miras denizi isimli uygulamaları ve 1960’lı yıllarda kabul görmeye başlayan balıkçılık bölgesi kavramının neticelerine dayanmaktadır.

Kısaca MEB (münhasır ekonomik bölge); karasularının belirlendiği esas hatlardan itibaren 200 deniz mili genişliğinde, kıyı devletinin canlı ve cansız kaynaklar üzerinde bir takım ekonomik haklar elde ettiği deniz yetki alanıdır. Dolayısıyla münhasır ekonomik bölge kaç mil sorusunun cevabı da esas hatlardan itibaren 200 deniz mili olacaktır.

MEB bir uluslararası deniz alanıdır. Ancak kıyı devletinin bu alan üzerinde ekonomik ve birtakım egemenlik hakları bulunmaktadır. Dolayısıyla münhasır ekonomik bölge nereden başlar sorusunun cevabı “esas hatlardan” itibaren olmaktadır. Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’nin 55 ile 75. maddeleri arasında bu deniz yetki alanı hakkında düzenlemeler yapılmıştır.

Münhasır Ekonomik Bölge ve Kıta Sahanlığı Farkı

Münhasır ekonomik bölge ve kıta sahanlığı farkı deniz alanının belirlenip ilan edilmesi konusunda ve bazı tasarruf konularında ortaya çıkmaktadır. Deniz alanının belirlenmesi ve ilanı konusunda kıta sahanlığı ve MEB farklılık arz eder. Zira kıta sahanlığı kıyı ülkelerinin doğal hakkıdır. Kıyı devleti bu deniz alanında ilana gerek olmaksızın hak sahibidir. Bunun aksine MEB için münhasır ekonomik bölge anlaşması veya Birleşmiş Milletlere MEB alanının deklare edilmesi yoluyla ilanı gibi şartları aranmaktadır. Dolayısıyla kıta sahanlığı ilan edilmeksizin, MEB ise uygun şekilde belirlenip ilan edilerek kıyı devletine hak sağlamaktadır.

Kıta sahanlığı ile MEB arasındaki ikinci fark ise; kıta sahanlığı deniz üstü ve altındaki cansız kaynaklar ile ilgili haklar sağlamaktadır. MEB ise kıta sahanlığının sağladığı haklarla birlikte canlı kaynakların araştırılması, işletilmesi, korunması gibi hakları da kıyı devletine sağlar. Ayrıca üçüncü devletlere tanınan haklar için de farklılıklar söz konusudur. MEB’de her ülke seyrüsefer serbestisi, uçuş serbestisi ve deniz altı kablo ve boru döşeme serbestisine sahipken kıta sahanlığında üçüncü devletlere ek olarak avlanma serbestisi tanınmıştır.

Ayrıca kıta sahanlığı 200 milin ötesinde şartlara göre 150 mil kadar genişletilebilirken MEB’ler her koşulda yalnızca 200 mile kadar genişlikte belirlenebilmektedir.

Münhasır Ekonomik Bölge Nasıl Belirlenir

Münhasır ekonomik bölge nasıl belirlenir sorusu ise bazı teknik hususlar ile cevaplanabilir. Öncelikle B.M.D.H.S. m. 57’ye göre MEB alanı esas hatlardan itibaren 200 deniz miliyle sınırlıdır. Dolayısıyla söz konusu alan belirlenirken coğrafi yer şekilleri, adalar, kayalıklar ve karşı kıyının koşulları göz önünde bulundurulur. Bu şekillerin durumuna göre bazı matematiksel hesaplar ve harita mühendisliği teknikleriyle MEB’nin dış sınırları belirlenir. Daha sonra bu belirlenen bölge Birleşmiş Milletlere deklare edilerek ilan edilir. Ancak sahilleri bitişik veya karşı karşıya bulunan devletler arasında hakkaniyete uygun ve uluslararası hukuka uygun anlaşmaların yapılması da zorunludur.

Münhasır Ekonomik Bölge Anlaşması

MEB’nin belirlenmesi ve ilan edilmesi neticesinde karşı kıyı devletiyle yahut komşu kıyı devletleriyle anlaşmalar yapmak icap eder. Uluslararası Adalet Divanı Statüsünün 38. maddesi uyarınca anlaşmalar uluslararası hukuka uygun ve hakkaniyeti sağlayacak şekilde yapılmak durumundadır. Bu anlaşmalar neticesinde uluslararası hukuk gereğince ilan edilen MEB tartışmasız şekilde yetkilendirilmiş olur. Örneğin Karadeniz münhasır ekonomik bölge anlaşması yollarıyla sınırlandırılarak yetkilendirilmiştir. Türkiye 1986 tarihinde Karadeniz’de 200 millik MEB ilan etmiş ve daha sonra SSCB ile mektup değişimi yoluyla, Bulgaristan ile 1997 tarihinde yapılan anlaşma ile sınırlarını belirlemiştir. SSCB’nin dağılması neticesinde Karadeniz’de kıyı elde eden Ukrayna, Rusya Federasyonu ve Gürcistan gibi devletler de SSCB ile belirlenen MEB sınırlarına uymak durumundadırlar.

MEB Üzerinde Devletin Yetkileri

Münhasır ekonomik bölge devletin yetkileri hususunda diğer deniz alanlarından farklı yetkiler sunmaktadır. Burada ekonomik hakların yanı sıra kısmen egemenlik hakkının da tanındığı açıktır.

MEB deniz alanları üzerinde kıyı devletinin iki tür ekonomik hakkı bulunmaktadır:

– Birinci grup haklar deniz alanının doğal kaynakları ile ilgilidir. Bu doğal kaynaklar içinde canlı varlıklar, yani B.M.D.H.S. m. 62’de sayılan deniz canlıları; cansız varlıklar, yani suda asılı vaziyette duran maden zerreleri ile deniz tabanında bulunan maden kaynakları bulunmaktadır. Bu kaynaklar üzerinde kıyı devletinin ekonomik anlamda tasarruf hakkı bulunmaktadır. Bu durumda münhasır ekonomik bölge balıkçılık konusunda da kıyı devletine ekonomik haklar tanımaktadır tespitinde bulunmak doğru olacaktır.

– İkinci grupta ise enerji konusu düzenlenmiştir. B.M.D.H.S. m. 56 uyarınca sudan, akıntılardan ve rüzgarlardan enerji üretimi konusunda kıyı devletine, MEB’nin özelliklerine ve diğer devletlerin haklarına aykırılık teşkil etmeyecek şekilde haklar tanınmıştır.

MEB deniz alanları üzerinde kıyı devletinin egemenlik hakları:

Münhasır ekonomik bölge balıkçılık ve canlı – cansız şeylerde tasarruf ve enerji üretimi hakkı gibi ekonomik haklar tanımakla birlikte kıyı devletine bazı egemenlik haklarını da tanımaktadır. Her türlü araç – gerecin bu deniz alanına yerleştirilmesi, kullanılması, üzerinde tasarrufta bulunulması; söz konusu deniz alanında bilimsel araştırmalar yapılması; yine söz konusu deniz alanında çevre korunması ve düzenlenmesi ile ilgili kıyı devletinin idari ve yargısal yetkileri bulunmaktadır. Bu egemenlik hakları özellikle Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’nin 56. maddesinde sayılarak düzenleme altına alınmıştır. Yine aynı sözleşmenin 60. maddesinde, 56. maddede sayılan ekonomik ve egemenlik haklarıyla ilgili; kıyı devletine münhasır ekonomik bölgede sun’i adalar, tesisler ve yapılar kurmasına olanak verilmiştir. Bu tesisler için münhasır ekonomik bölge devletin yetkileri, balıkçılık, güvenlik önlemi ve tesis büyüklüğü gibi sınırlamalara sahiptir.

Münhasır Ekonomik Bölge Üzerinde Üçüncü Devletlerin Hak ve Yetkileri

Münhasır ekonomik bölge üzerinde üçüncü devletlerin hak ve yetkileri ise B.M.D.H.S. m. 58’de düzenlenmiştir. Söz konusu maddeye göre MEB üzerinde sahili bulunsun veya bulunmasın her devlet seyrüsefer (gemi geçişi) serbestliği, uçuş serbestliği, denizaltı kabloları ve petrol boruları döşeme serbestliğinden faydalanma hakkına sahiptir. Zira MEB bir karasuları veya iç sular konumunda deniz alanı değildir.

Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesinin 69 ve 70. maddelerinde ise sahili bulunmayan yahut coğrafi bakımdan elverişsiz devletlerin MEB üzerindeki hakları düzenlenmiştir. Bu maddeler uyarınca sahili bulunmayan veya coğrafi bakımdan elverişsiz devletler hakkaniyet sınırı çerçevesinde MEB’nin canlı doğal kaynaklarından yararlanma hakkına sahip olabilmektedir. Hatta uluslararası hukuk bu hakkı MEB ilan edilmeden önce bölgede avlanan bölge devletlerine de tanımıştır. Ancak burada sınırın belirlenmesi açısından B.M.D.H.S. m. 61 kapsamında münhasır ekonomik bölgede yapılacak avlanma kotasını tespit etme hakkı MEB devletine aittir. Canlı kaynakların av hacmini tespit ettikten sonra kendisinin avlanma gücünü belirleyerek kalan miktarlar üzerinden bölge devletleri ile anlaşmalar yapabilecektir.

MEB Üzerinde İşlenen Suç

Münhasır ekonomik bölgede işlenen suç bakımından komplike bir durum söz konusudur. Münhasır ekonomik bölgede işlenen suç eğer ki söz konusu alanda kurulu bir sun’i adada, tesiste veya yapıda işlenmişse MEB devleti kendi sınırları içinde, iç sularında ve karasularında uyguladığı hukuku burada işlenen suçlar için de uygulayabilecektir. Hatta sayılan yapılarda işlenen suçlarla ilgili hukukumuzda bir hüküm de mevcuttur.  Türk Ceza Kanunu m. 224 konuyla ilgili şu hükümleri getirmiştir:

“Kıt’a sahanlığında veya münhasır ekonomik bölgede kurulmuş sabit bir platformu cebir veya tehdit kullanarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla ele geçiren, zapteden veya kontrolü altına alan kişi, beş yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Bu suçun işlenmesi sırasında kişilerin hürriyetinin tahdit edilmesi dolayısıyla ayrıca cezaya hükmolunur.

Bu suçun işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.” Dolayısıyla söz konusu yapılarda işlenen suçlar doğrudan iç hukukumuza tâbidir.

MEB alanları kural olarak açık deniz hükümlerine tâbidir. Dolayısıyla kıyı devletine yargılama yetkisi tanıyan anlaşmalar ile yargı hakkı tanınmamışsa, kıyı devletinin hak sahibi olduğu MEB’lerde yargı yetkisi bayrak kuralı ilkesine göre belirlenecektir.

Bayrak kuralı nedir?

Bayrak kuralı özünde yargılama yetkisini belirleyen bir kuraldır. Denize kıyısı olup olmadığına bakılmaksızın her devletin açık denizlerde seyrüsefer serbestisi bulunmaktadır. Bayrak kuralına göre açık denizlerde seyreden gemiler ve bunların içindekiler, geminin üzerindeki bayrak devletinin yargılama yetkisine tâbidir. Kısaca gemilerin ait oldukları ülkelerin yargısıyla yargılanma zorunluluğu vardır. Ancak 4 tane suç için istisnai olarak bayrak kuralı uygulanamaz. Bu dört suç; deniz haydutluğu (açık denizlerde işlenmeli ve bir ticaret gemisi tarafından başka bir gemiye karşı işlenmeli), köle ticareti, uyuşturucu madde kaçakçılığı, açık denizlerde yapılan izinsiz yayınlar şeklinde belirlenmiştir. Bu suçlar işlendiği takdirde bayrak kuralı yerine suçun işlendiği yerin yargı otoritesi yetkili olacaktır.

Münhasır Ekonomik Bölge Sorunu

Münhasır ekonomik bölge sorunu coğrafi koşulları sebebiyle anlaşmaya varamayan bazı devletler arasında gündeme gelmiştir. Bazı coğrafi koşullarda adalar ve kıyılar girift halde bulunabilmektedir. Dolayısıyla MEB’nin ilan edilerek anlaşmayla kesinleşmesi şartından dolayı böyle coğrafyalarda bulunan ülkeler arasında anlaşmazlıklar, sorunlar ve hatta krizler ortaya çıkmaktadır. Ülkemiz ile Yunanistan arasında yaşanan Ege denizi ve Akdeniz’deki MEB ve kıta sahanlığı sorunları bu soruna örnek gösterilebilir.

Yunanistan ile yaşanan bu sorunda Yunan tezleri adaların da anakaralar gibi münhasır ekonomik bölge ve kıta sahanlığı hakkına sahip olduğuyla ilgilidir. Türk tezleri ise adaların anakaralara nispetle eşit deniz alanlarına sahip olmasının uluslararası hukuka hâkim olan hakça ilkelere aykırı olduğu ve bu yüzden deniz yetki alanları belirlenirken Yunanistan ve Türkiye anakaralarının esas alınması gerektiği yönünde. Ülkemiz bu tezini Uluslararası Adalet Divanı’nın 1977 yılında İngiltere-Fransa davasında, 1984 tarihli Malta–Libya davasında, 2012 tarihli Nikaragua–Kolombiya davasında verdiği kararlarla gerekçelendirerek savunmaktadır. Nitekim bu davalarda da anakara ile birlikte adaların da aynı statüde değerlendirilmesi hususuna karşı Uluslararası Adalet Divanı anakaraların esas alınarak deniz yetki alanlarının belirlenmesi yönünde karar vermiştir.

UAD, 19 Kasım 2012 tarihli Nikaragua ve Kolombiya Kararı

Kararda Nikaragua anakarasına yakın olmakla birlikte Kolombiya’nın anakarasına uzak olan Kolombiya adaları sebebiyle Nikaragua ve Kolombiya arasında deniz yetki alanlarının belirlenmesi konusunda uyuşmazlık yaşanmıştır. Uyuşmazlıkta Kolombiya tarafı adaların da anakaralar gibi eşit deniz yetki alanı hakları olduğu tezini savunmuş, buna karşılık Nikaragua Kolombiya’nın söz konusu adalarının jeolojik olarak Nikaragua anakarasına yakın olduğunu savunmuştur. Dolayısıyla deniz yetki alanlarının belirlenmesinde Nikaragua anakaranın esas alınması gerektiğini savunurken, Kolombiya ise adaların ve anakaraların eşit şekilde ölçümlere tâbi tutulması gerektiğini savunmuştur. Kararda Kolombiya’nın ad hoc (amaca yönelik) UAD’na atadığı hâkim de dahil olmak üzere 16 üye oy birliği ile Nikaragua lehine karar vermiştir.

Kaynakça

PAZARCI Hüseyin, Uluslararası Hukuk, Ankara, Turhan Kitabevi, 19. Baskı, 2020

AKSAR Yusuf, Temel Metinler ve Davalarla Uluslararası Hukuk, Ankara, Seçkin Yayıncılık, 2017

Burak Kaya, “Uluslararası Sözleşmelerde Mülkilik İlkesi”, İktisadi ve İdari Yaklaşımlar Dergisi, Cilt 2, 2020, Sayı 1, s. 39-51

Yunus Emre Açıkgönül, “Uluslararası Adalet Divanı’nın Nikaragua/Kolombiya Kararının Türkiye’nin Deniz Uyuşmazlıklarına Yansımaları”, Uluslararası Hukuk ve Politika Dergisi, Cilt 10, 2014, Sayı 40, s. 1-34

1982 Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi

1958 Cenevre Deniz Hukuku Sözleşmeleri

5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu

12 thoughts on “Münhasır Ekonomik Bölge”

  1. Hüseyin kırbaş

    Günümüz güncel sınır olaylarından birisine değinerek verdiğiniz bilgilerle tartışma konularında bizimde bilgi ve söz sahibi olabilmemizi sağladığınız için teşekkür ederim. Elinize emeğinize sağlık.

    1. Muhammed Fatih TAŞPINAR

      Faydalı olabildiysek ne mutlu bize. Kıymetli yorumunuzdan memnuniyet duyduk Hüseyin Bey, ben teşekkür ederim.

  2. Münhasır ekonomik bölge son yıllarda ülkemiz açısından çok önemli bir konu haline geldi. Güzel ve bilgilendirici yazı için teşekkürler.

    1. Muhammed Fatih TAŞPINAR

      Evet, güncel gelişmeler ışığında bir yazı çalışması yapılmasının gerekliliğini hissettim. Kıymetli yorumunuz için ben teşekkür ederim Eray Bey.

Yorum bırakın

Yorumunuza yalnızca isminizi eklemeniz yeterlidir.

Yorum yaptığınızda, isminiz bir dahaki sefere hatırlatılmak üzere tarayıcınıza kaydedilebilir. Detaylı bilgi için Kullanım Koşulları ile Gizlilik ve Çerez Politikamızı okuyabilirsiniz.